T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/489
Karar No : 2023/5010
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI)
… Bakanlığı - ANKARA
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) … Gübre Sanayi A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K: … sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesi'nde … Gübre Sanayi A.Ş tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikli Bakanlığınca verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; dava konusu proje alanının I. Derece Arkeolojik Sit alanında iken III. Derece Arkeolojik Sit Alanına dönüştürülmesine ilişkin İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı açılan davada … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:… , K: … sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, dolayısıyla söz konusu proje alanının I. Derece Arkeolojik Sit alanı olma özelliğinin devam ettiği, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 658 sayılı Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararında ise, I. Derece Arkeolojik Sit alanının korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak sit alanları olarak tanımlandığı ve bu alanlarda, kesinlikle hiçbir yapılaşmaya izin verilemeyeceğinin belirtildiği anlaşıldığından, İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesi'nde … Gübre Sanayi A.Ş tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması" projesi ile ilgili olarak verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı tarafından, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olarak tesis edildiği, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, proje sahasının bütünüyle 3. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer aldığı, hiçbir bölümünün, hiçbir aşamada 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde yer almadığı; dolayısıyla, Mahkeme kararına dayanak teşkil eden, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararının iptaline ilişkin kararının dava konusu projeyle hiçbir ilgisi bulunmadığı; ayrıca, halihazırda faaliyet göstermekte olan liman işletmesine ilişkin olarak yapılan imar planlarına açılan davalarda verilen ve kesinleşen yargı kararlarıyla alanın yer seçiminin hukuka uygunluğunun ortaya konulduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektirecek her hangi bir sebep bulunmadığı ileri sürülmektedir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ : Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu ile Koruma Bölge Kurullarının düzenlendiği 5. Bölümünde yer alan "Kuruluş, görev, yetki ve çalışma şekli" başlıklı 51. maddesinin 2. fıkrasında, "Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır;
a) Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve restorasyonuyla
ilgili işlerde uygulanacak ilkeleri belirlemek..." hükmüne; " Kararlara uyma zorunluluğu" başlıklı 61. maddesinin 1. fıkrasında, "Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek
Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır. Koruma Yüksek Kurulunun
ilke kararları Resmî Gazetede yayımlanır.
.." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanunun "İzinsiz müdahale ve kullanma yasağı" başlıklı 9. maddesinde ise, Koruma Yüksek Kurulunun ilke kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan
kararlara aykırı olarak, korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ve koruma alanları
ile sit alanlarında inşaî ve fizikî müdahalede bulunulamayacağı; esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen veya tamamen
yıkma, yakma, kazı veya benzeri işlerin, inşaî ve fizikî müdahale sayıldığı düzenlenmiştir.
Dayanağını 2863 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen hükümlerinden alan ve idarenin adsız düzenleyici işlemleri arasında yer alıp, hukuken bağlayıcı olan 05/11/1999 tarihli, 658 sayılı Arkeolojik Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararının, 1. derece arkeolojik sitlere ilişkin 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu alanlarda bilimsel amaçlı kazılar dışında hiçbir kazı yapılamayacağı belirtildikten sonra, aynı fıkranın (ç) bendiyle 3. derece arkeolojik sitlere ilişkin 3. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendinde, "Taş, toprak, kum vb. alınmamasına, kireç, taş, tuğla, mermer, kum, maden vb. ocakların açılmamasına, toprak, curuf, çöp, sanayi atığı ve benzeri malzeme dökülmemesine," şeklindeki düzenlemeye yer verilmiş; İlke Kararının 2. derece arkeolojik sitlere ilişkin 2. maddesinin (b) bendinde ise, I. derece arkeolojik sit koruma ve kullanma koşullarının a,b,c,ç,d,e,f,g maddelerinin, bu alanlar için de geçerli olduğu belirtilmiştir.
Dosyanın, Dairemizin aynı işlemin iptali istemiyle açılan E:2022/9015 ve E:2022/8350 sayılı dosyalarının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, dava konusu proje kapsamında mevcutta kullanılmakta olan iki adet iskelenin 100'er metre uzatılmasının ve 72.818,76 m2'lik bir alanda dip taraması yapılmasının planlandığı; proje kapsamında yapımı öngörülen ilave iskelelerin, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla düzenlenmiş olan Kyme Antik Kenti 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı; dip taraması yapılması öngörülen deniz alanlarının bir kısmının, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sitten, 3. derece arkeolojik site dönüştürülen alanda kaldığı, söz konusu Kurul kararının ise … İdare Mahkemesinin, istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmemiş olan … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla; sit derecesinin belirlenmesine yönelik teknik çalışmaların (sondaj vb.) yeterli olmadığı gerekçesiyle iptal edildiği; anılan Mahkeme kararı gereği, bu kesime ilişkin nihai sit derecesinin belirlenmesine yönelik çalışmaların Koruma Bölge Kurullarınca devam ettirildiği anlaşılmıştır.
Dava konusu proje kapsamında dip taraması faaliyetinin gerçekleştirileceği bölgelerin, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … İdare Mahkemesince iptal edilen kararıyla 1. derece arkeolojik sitten 3. derece arkeolojik site dönüştürülen alanda kalan kısımlarının sit derecesi henüz belirlenmemiş olmakla birlikte, bu alanların, arkeolojik sit özelliği gösterdiğinde herhangi bir şüphe bulunmamaktadır. 658 sayılı İlke Kararının yukarıda yer verilen hükümlerinden ise, 1. derece arkeolojik sitlerde bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı faaliyetinin yapılamayacağı, bununla birlikte, arkeolojik sit alanlarından, sit derecesi ne olursa olsun taş, toprak, kum vb. malzemenin alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Dip Tarama Malzemesinin Çevresel Yönetimi Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde dip tarama, "Herhangi bir nedenle deniz ve kıyı tabanı ile nehir ağızlarında gerçekleştirilen kazı faaliyeti" olarak; dip tarama malzemesi, "Dip tarama faaliyeti sonucunda ortaya çıkan malzeme" olarak tanımlanmış; Yönetmeliğin Dip Taraması Çevresel Yönetim Planı Formatını gösteren 2 numaralı ekinde, tarama malzemesinin ortalama kompozisyonu çakıl, kum, silt ve kil olarak gösterilmiştir.
ÇED Raporunun 18. sayfasıyla, Rapor ekinde sunulan Hidrografik ve Oşinografik Etüt Raporunda, inceleme alanında gerçekleştirilen arazi ve laboratuvar çalışmalarından elde edilen bulgular çerçevesinde bölgenin tane boyutuna göre çökel dağılım oranları, %94,80-98,75 oranında kum, %1,25-5,20 oranında silt olarak gösterilmiştir.
Dava konusu proje kapsamında sadece iskele uzatımının planlanmadığı, arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan 72.818,76 m2'lik bir alanda dip tarama faaliyetinin gerçekleştirilmesinin de planlandığı, yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden ise, sit derecesi farketmeksizin, arkeolojik sit alanlarında dip taraması yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, dava konusu proje ile ilgili olarak verilen ÇED Olumlu kararında bu nedenle hukuka uyarlık, Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Mahkeme kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir İli, Aliağa İlçesi, Çakmaklı Mahallesinde, Ege Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, … tarihli, … sayılı ÇED Olumlu kararı verilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde,Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak olarak kabul edilmiş; 2. maddesinde, "Çevresel etki değerlendirmesi", "Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; 10. maddesinde ise, gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmelerin, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlü oldukları, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemeyeceği, proje için yatırıma başlanamayacağı ve ihale edilemeyeceği, Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projelerin ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programların ve konuya ilişkin usûl ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirtilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ''Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları," tanımına; (h) bendinde ise, "Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı" tanımına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına yer verilmiş; 7. maddesinde ise, Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeler sayılarak, buna göre anılan Yönetmeliğin EK-1 listesinde yer alan projeler, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen projeler ve kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projeler için Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hazırlanmasının zorunlu olduğu düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun "İvedi Yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 2. fıkrasında, " 2. İvedi yargılama usulünde:
...i) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen
bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde
gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.
.." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dairemizce, dava konusu projenin gerçekleştirileceği deniz alanının sit statüsünün ve buna ilişkin alınmış Koruma Bölge Kurulu kararlarına karşı açılmış davalar var ise bunların hangi aşamada bulunduklarının ve akıbetlerinin sorulmasına ilişkin olarak verilen … tarihli, E:… sayılı ara kararı üzerine, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğünce verilen cevapta, dava konusu proje kapsamında yapımı öngörülen ilave iskelelerin, İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla düzenlenmiş olan Kyme Antik Kenti 3. derece arkeolojik sit alanında kalmakta olup, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla yapılan sit derece değişikliği sonrasında da yine 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı; bununla birlikte, söz konusu proje kapsamında dip taraması yapılması öngörülen deniz alanlarının bir kısmının, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla 1. derece arkeolojik sitten, 3. derece arkeolojik site dönüştürülmüş olan alanda kaldığı, söz konusu Kurul kararının da … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla iptal edildiği, bu nedenle, Mahkeme kararı gereği bu kesime dair nihai sit derecesi belirlemeye yönelik işlemlere ilişkin sürecin devam ettiği belirtilmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden ise, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararının istinaf aşamasında olup, henüz kesinleşmediği görülmüştür.
Öncelikle, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararının, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla, dava konusu proje alanlarının 1. derece arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan kısımlarının 3. derece arkeolojik sit alanına dönüştürülmesine ilişkin kısmı yönüyle hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiş olmasının, alanın sit statüsünün 1. derece arkeolojik sit olarak belirlenmesine ilişkin daha önceki Koruma Bölge Kurulu kararına kendiliğinden yürürlük kazandırmayacağı açıktır. Nitekim, Dairemizin 28.12.2022 tarihli, E:2022/8350 sayılı ara kararına verilen cevapta da, anılan Mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi amacıyla, alanın nihai sit statüsünün belirlenmesine ilişkin çalışmaların yürütülmekte olduğu belirtilmiş; tekrar 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edildiğine dair herhangi bir ibareye yer verilmemiştir.
Bu itibarla, sit statüsünün 1. derece arkoelojik sitten 3. dereceye indirilmesine ilişkin Koruma Bölge Kurulu kararının Mahkeme kararıyla iptal edildiği, bu durumda alanın yeniden 1. derece arkeolojik sit statüsüne kavuştuğu ve 1. derece arkeolojik sitlerde dava konusu proje kapsamında yapılması öngörülen faaliyetlerin yapılamacayacağı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, dosyanın, Dairemizin, aynı işleme ilişkin E:2022/9015 sayılı dosyasıyla birlikte incelenmesi neticesinde, söz konusu dosyada, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen Mahkeme kararının İdari Yargılama Usulü Kanununun yukarıda belirtilen 20/A maddesi uyarınca kaldırılarak, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı ve bu doğrultuda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, bakılan davanın da Dairemizin, 23.05.2023 tarihli, E:2022/9015, K:2023/5008 sayılı kararına konu olan İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesinde, … Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından, … tarihli, … sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açıldığı dikkate alındığında, anılan işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, ... İdare Mahkemesinin usul ve yasaya uygun olmayan temyize konu kararının bozularak, bakılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3. Davacılar tarafından yapılan … TL yargılama giderinin üzerlerinde bırakılmasına,
4. Davalı idare tarafından yapılan … TL yargılama giderininin ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan … TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,
5. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 23/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Bakılan dava, İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesinde, … Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen, … tarihli, … sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Öncelikle, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun, dava konusu proje alanının 1. derece arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan kısımlarının 3. derece arkeolojik sit alanına dönüştürülmesine ilişkin kısmı yönüyle hukuka aykırı bulunan … tarihli, … sayılı kararının, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla iptaline karar verilmiş olmasının, alanın sit statüsünün 1. derece arkeolojik sit olarak belirlenmesine ilişkin olarak verilen daha önceki Koruma Bölge Kurulu kararlarına kendiliğinden yürürlük kazandırmayacağı; bu itibarla, söz konusu iptal kararıyla, alanın yeniden 1. derece sit statüsüne kavuştuğu ve 1. derece arkeolojik sitlerde dava konusu proje kapsamında yapılması öngörülen faaliyetlerin yapılamacayacağı gerekçesiyle işlemin iptali yolunda verilen, temyize konu İdare Mahkemesi kararında bu açıdan hukuka uyarlık bulunmadığı açıktır.
Öte yandan, dosyanın, Dairemizin E:2022/9015, E: 2022/8350 sayılı dosyalarının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, proje alanı olan Nemrut Körfezinde, halihazırda birden fazla liman işletmesinin faaliyet göstermekte olduğu, söz konusu işletmelerin kapasite artırımlarına ilişkin olarak verilen ÇED Olumlu kararlarının iptali istemiyle açılan davaların derdest olduğu, ancak yargılama faaliyetlerinin farklı İdare Mahkemelerince gerçekleştirilmekte olup, bakılan davada olduğu gibi bazı dosyalarda hiç keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilirken, diğer dosyalarda ise farklı bilirkişilerden oluşturulan bilirkişi heyetleriyle keşif yapıldığı, bu nedenle de proje alanları çok yakın olup benzer özellikler gösterdiği halde farklı sonuçlara ulaşıldığı, örneğin, her ne kadar Dairemizin 18/05/2022 tarihli, E:2022/1679, K:2022/5928 sayılı kararıyla bozulmuş ise de, aynı Körfezde faaliyet göstermekte olan bir başka liman işletmesinin kapasitesinin artırılmasına ilişkin olarak hazırlanan ÇED Raporuna istinaden verilen ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararına dayanak teşkil eden, … İdare Mahkemesinin E: … sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanmış olan bilirkişi raporunda, dava konusu proje alanıyla anılan proje alanı arasında çok kısa bir mesafe bulunmasına ve söz konusu projeler benzer özellikler göstermesine rağmen faunaya ilişkin olarak, "Projenin yapım işleminin bitirilmesinden sonra deniz ekosistemindeki tarama ve dolgu işlemlerinden sonra deniz dolgu kayalıklarında ve iskeleler ayak ve pabuçlarında öncelikle mikroalg toplulukları daha sonra da bu mikroalglerle beslenen birçok zooplanktonik ve bentik omurgasız canlı grubunun beslenmek amacıyla alana gelmesi sonucunda doğal besin zinciri oluşumu tekrar sağlanacak ve sonraki süreçte zincirin üstünde olan balık türleri tekrar bu alanlarda beslenmeye başlaması ile doğal dengenin devamlılığı sağlanacağı düşünülmektedir." şeklinde kanaat belirtilmişken, temyize konu İdare Mahkemesi kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunda, dava konusu işlemin, projenin körfez ekosistemi ve fauna üzerinde olumsuz etkiler yaparak, hayvanların üreme alanlarının daralmasına veya kaybolmasına ve popülasyon yoğunluklarının azalmasına neden olacağından bahisle, fauna açısından uygun olmadığı yönünde kanaat bildirildiği; faaliyet alanları ve projedelerdeki benzerliğe rağmen, farklı uzmanlarla keşif yapılmasından kaynaklandığı anlaşılan bu durumun ise adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda, Mahkemece, gerek dava konusu işlemin iptali istemiyle, gerekse aynı Körfezde faaliyet göstermekte olan diğer şirketlere verilen ÇED Olumlu kararlarının iptali istemleriyle açılan başka davaların da bulunduğu göz önünde bulundurularak, aynı uzmanlardan bir bilirkişi heyeti oluşturularak, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX):
Bakılan dava, İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mahallesinde, … Gübre Sanayi AŞ tarafından yapılması planlanan "İskele Kapasite Artışı ve Dip Taraması Projesi" ile ilgili olarak, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen, … tarihli, … sayılı ÇED Olumlu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın, Dairemizin E:2022/9015, E:2022/8350 sayılı dosyalarının ve UYAP kayıtlarının birlikte incelenmesinden, proje alanının bir kısmının 1. derece, bir kısmının ise 3. derece arkeolojik sit alanında kaldığı, İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararıyla, söz konusu alanların 1. derece arkeolojik sit olan kısımlarının, 3. derece arkeolojik site dönüştürüldüğü ancak bu kararın, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı kararıyla iptal edildiği, söz konusu iptal kararının istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği, bununla birlikte, sit derecesi henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, alanın arkeolojik sit özelliği gösterdiği hususunun tartışmasız olduğu, nitekim alanın Kyme Antik Kentine de 650 metre gibi çok yakın bir mesafede yer aldığı, alanın arkeolojik sit olarak belirlenmesine ilişkin ilk kararın … tarihli, … sayılı , İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı olmasına rağmen, bugüne kadar alanda geçerli koruma amaçlı imar planı niteliğinde bir imar planının yapılmadığı, öte yandan dava konusu projenin halihazırda mevcut iki iskelenin yüzer metre uzatılmasının yanı sıra dip taraması faaliyetini de içerdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer verilen hükümler, dava konusu projeden önce alanda yapılmış bir imar planı bulunmasını zorunlu kılmıyorsa da, alanın arkeolojik sit alanı niteliği taşıması ve koruma amaçlı imar planlarının nitelikleri gereği diğer imar planlarından ayrılması sebepleriyle, dava konusu proje açısından bu yoruma katılmak mümkün değildir.
Öte yandan, İzmir İli, Aliağa İlçesi, … Mevkiinde … Liman İşletmeleri ve Özel … Nakliye Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Liman Tevsii" projesi ile ilgili olarak verilen … tarih ve … sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davanın reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03/11/2021 tarih ve E:2021/6675, K:2021/12088 sayılı kararı ile; "proje alanının sit derecesinin 1. derece arkeolojik sit olması halinde, dava konusu işlemin, yukarıda belirtilen 658 sayılı ilke kararı kapsamında değerlendirilmesinin gerekeceği; İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun, daha önce 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş olan proje alanının, 3. derece arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesine ilişkin … tarihli, … sayılı kararına ilişkin olarak … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı kararın ise istinaf aşamasında olup henüz kesinleşmediği ve söz konusu davada, Mahkemece ikisi arkeolog biri sanat tarihçisi olmak üzere akademisyenlerden oluşturulan bilirkişi heyetine hazırlatılan raporla, bakılan davada Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki arkeolojik tespitlerin birbiriyle çelişkili olduğu hususları dikkate alındığında; Mahkemece, … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara yapılan istinaf başvurusunun sonucu da dikkate alınmak suretiyle, aralarında çevre mühendisi, arkeolog, şehir ve bölge plancısı da bulunmak ve alanın özelliğine göre gerek görülecek diğer dallardan da akademisyenler içerecek şekilde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, arkeolojik olarak yukarıda belirtilen çelişkileri giderecek, dava konusu projenin, kıyı mevzuatı kapsamında, alanda geçerli imar planlarına uygun olup olmadığını da ortaya koyacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı" gerekçesiyle BOZMA kararı verildiği, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… sayılı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında işbu davanın ilk derece aşamasında yapılan keşif ve bilirkişi incelemesinde uzmanlığına başvurulan bilirkişilerden Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … , Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … , Celal Bayar Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. … , Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … , Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. … , Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr.… isimli bilirkişilerin aynı olduğu, uyuşmazlığa konu yerlerin aynı bölgede kaldığı anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla anı bölgedeki "Liman Tevsii" faaliyetinin Dairemizin E:2021/665 sayılı dosyasında "… İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun sonucu da dikkate alınmak suretiyle, aralarında çevre mühendisi, arkeolog, şehir ve bölge plancısı da bulunmak ve alanın özelliğine göre gerek görülecek diğer dallardan da akademisyenler içerecek şekilde yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, arkeolojik olarak yukarıda belirtilen çelişkileri giderecek, dava konusu projenin, kıyı mevzuatı kapsamında, alanda geçerli imar planlarına uygun olup olmadığını da ortaya koyacak şekilde yeni bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği sonucuna" varılarak yeniden keşif ve bilirkişi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekçesine yer verilmiş iken aynı bölgede yine "Liman Tevsii" faaliyetini kapsayan ''Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu'' Raporunun iptali istemiyle açılan dava dosyasında da … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun sonucunun beklenilmesi gerekliliği çok açıktır.
Ancak UYAP kayıtlarına göre … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:… , K:… sayılı karara karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında henüz karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, arkeolojik sit alanı niteliğindeki proje alanının tümünü içerecek şekilde, bütüncül bir yaklaşımla hazırlanmış bir koruma amaçlı imar planı bulunmadığı halde, dip taraması gibi arkeolojik sit alanlarına zarar verebilecek mahiyette bir faaliyeti de içeren dava konusu projeyle ilgili olarak verilen ÇED Olumlu kararında hukuka uyarlık, işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında ise, sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı düşünüldüğünden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, anılan kararın bozularak davanın reddi yönünde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.