T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/512
Karar No : 2023/3496
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACILAR)
1- …
2- …
3- …
4- … Dayanışma Derneği
VEKİLİ : Av. …
II- MÜDAHİL (DAVACILAR YANINDA) … Mahallesi Dayanışma Derneği
VEKİLİ : Av. …
DİĞER MÜDAHİL (DAVACI YANINDA): …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı - …
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … Endüstriyel İnşaat Taşımacılık Petrol Ürünleri İth. İhr. San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 01/03/2021 tarih ve 6185 sayılı "Çevresel Etkisi Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2022/1419, K:2022/6755 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden uyuşmazlık konusu Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisinin çevresel etkisinin alınacak önlemler ve verilen taahhütler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar ve davacılar yanında müdahil tarafından, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, bilirkişi raporu kapsamında jeoloji mühendisi bilirkişi tarafından dava konusu taşocağının bulunduğu Eğridere mevkiindeki su kaynakları dışında su kaynağı yokmuş gibi genel değerlendirme yapıldığı oysa dava konusu taş ocağı ile aynı bölgede halen faaliyette bulunan diğer taş ocaklarına kuş uçuşu 1,15 km mesafede üzerlerinde içme ve sulama amaçlı sondajlar bulunan … ve … Köyü arazilerinin bulunduğu, kuş uçuşu 1 km mesafede ise kadimden beri içme suyu olarak kullanılan Kırlangıç Köyü çeşmesinin bulunduğu, bilirkişi tarafından genel değerlendirme yerine düşük kotta yer alan sondajların ve köy çeşmesinin suyunun olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin belirlenmesi gerektiği, ziraat mühendisi ve biyolog bilirkişiler tarafından, dava konusu mevkiide bağın ekili olduğu parsel dışında diğer taşınmazların toprak yapısının ve eğiminin hatalı tespit edildiği, bu taşınmazların traktör ile sürülerek tarım amaçlı kullanıldığı, bağ omcası üzerinde toz olmadığının ve kuruma tespit edilemediğinin belirtildiği oysa Danıştay bozma kararından önce hazırlanan bilirkişi raporunda ziraat mühendisi bilirkişi tarafından açıkça bağ omcaları üzerinde yoğun toz olduğu ve tozun zarar verdiği tespitine yer verildiği, dava dışı bir davacı tarafından açılan tazminat davasında, Mahkemece dava konusu edilen taş ocağı alanından daha uzakta olan taş ocaklarından kaynaklanan tozun kuruma ve verim düşüklüğüne neden olduğu gerekçesiyle davacı lehine karar verildiği, Kırlangıç ve Karapınar mahallesi sınırları içerisinde toz ve patlamadan etkilenecek 4.000- 5.000 dönüm tarım alanı bulunduğu, campanula pesmenii (bey çıngırağı) adlı bitkinin sadece bu yörede yetişdiğinin ve toz ve patlamalardan etkileneceğinin önceki bilirkişi raporlarında tespit edildiği, taş ocaklarından kaynaklanan tozun anılan bitkinin yetiştiği iddia edilen 1680 metre yüksekliğe erişemeyeceği tespitinin hatalı olduğu, gerçekleştirilmesi planlanan taş ocağı ile mevcut taş ocaklarının arıcılık ve küçükbaş hayvancılığını etkileyip etkilemeyeceği hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığı, bölgede faaliyette olan bir çok taş ocağından kaynaklanan kümülatif etki nedeniyle hava kalitesinin oldukça düşük olduğunun, gerek insan gerekse çevre ve hayvan sağlığının olumsuz yönde etkilendiğinin keşif sırasında da gözlemlendiği, çevrede bulunan yer altı ve yer üstü su kaynaklarının bir kısmının mevcut taş ocaklarının faaliyetleri nedeni ile kuruduğu, daha önce dosyaya sunulan bilimsel makale, raporlar ve Danıştay bozma kararından önce Mahkemece alınan kök rapor ile temyize konu Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu, yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bu çelişkinin giderilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı idare tarafından, temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
2- Müdahil (davalı yanında) tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, …'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yaptırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 01/03/2021 tarih ve 6185 sayılı "Çevresel Etkisi Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; "Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları... ifade eder.'' hükmüne; 10. maddesinde, "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralı yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 01/03/2021 tarih ve 6185 sayılı "Çevresel Etkisi Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:... sayılı kararının Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2022/1419, K:2022/6755 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, biyolog, maden mühendisi ve çevre mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 03/11/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda taş ocağı projesinin kontrollü şartlarda faaliyetlerinin devamlılığı yönünde uygulanabilir olacağı sonucuna varıldığı yolunda kanaat bildirildiği ve Mahkemece anılan bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2022/1419, K:2022/6755 sayılı bozma kararında; dava konusu projenin bulunduğu bölgede gerçekleştirilmesi planlanan benzer nitelikteki projeler için verilen ÇED Olumlu kararı ile ÇED Gerekli Değildir kararlarının iptali için açılan davalar sonucunda davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararlarının temyiz incelemesinin yapıldığı Dairemizin E:2022/271 ve E:2022/1226 sayılı dosyalarında Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporları denetime elverişli bulunmayarak yeni bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyize konusu Mahkeme kararlarının bozulmasına karar verilmiş olduğu, hem bakılan dosya ile Dairemizin E:2022/271 ve E:2022/1226 sayılı dosyalarına konu Mahkeme kararları arasında çelişkiye mahal verilmemesini teminen hem de bakılan dosyadaki bilirkişi raporunda yer alan bazı tespitlerin açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle temyize konu ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan anılan bozma kararında bahsedilen Dairemizin E:2022/271 sayılı dosyasında yapılan temyiz incelemesi neticesinde davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulduğu, Mahkemece bozma kararına uyularak bakılan işbu dosyadaki bilirkişi heyetinden farklı bir bilirkişi heyetiyle yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda; davaya konu projenin, insan, bitki (bilhassa endemik türler ve nesli tehlikede olan türler dikkate alındığında), toprak, hava ve su kaynaklarını fiziksel ve biyolojik yönlerden olumsuz biçimde etkileyeceği, çevre üzerinde muhtemel olumsuz etkilerinin proje kapsamında alınacak önlemler ve verilen taahhütlerin yetersiz olduğu yolunda kanaat bildirildiği ve Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektdir.
Mahkemece bozma kararına uyularak, jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, biyolog, maden mühendisi ve çevre mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 03/11/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; jeoloji mühendisi tarafından, proje sahasına en yakın yerleşim yerinin 1,7 km güneybatıda yer alan … Köyü olduğu, sahaya 2,91 km mesafede … Köyünün, 450 metre mesafede üzüm bağının bulunduğu, ruhsat sahasına 0,7 km ve 1 km güneydoğusunda iki adet kaynak suyunun bulunduğu, ikinci kaynak suyu ile kaynağa 150 metre metre mesafede bulunan kayısı bahçesinin sulandığı, … Mahallesi, Eğridere bölgesinde bulunan Malatya Metamorfitlerinin kireçtaşları yer altı suyu bulundurma ve besleme potansiyelinin oldukça yüksek olduğu, inceleme alanının üst kotlarındaki kırıklı-çatlaklı kireçtaşlarının yer altı sularını güneyden kuzeye doğru beslediği, inceleme alanına yakın mesafede bulunan Meston taş ocağının 250 metre kuzaybatısında birinci kaynak ve kaynağın 300 metre kuzeyinde ikinci kaynağın tespit edildiği, her iki kaynağın da açılması planlanan taş ocağının güneyinde ve daha yüksek kotta yer aldığı, yer altı suyunun tabaka doğrultu ve eğimlerine bağlı olarak yüksek kottan düşük kota (güneyden kuzeye) doğru akım yönüne sahip olduğu, kaynakların konumları itibarıyla açılması düşünülen taş ocağındaki patlatmalardan etkilenme olasılığının düşük olduğu, sahanın yakın çevresinde daha düşük kotlarda kaynak gözlenmediği,
ancak taş ocağında yapılacak patlatmaların daha düşük kotlardaki yer altı sularının beslenmesini, su seviyesini ve dolayısıyla yer altı suyunun akım yönünü etkilemesinin kuvvetle muhtemel olduğu, taş ocağında yapılacak kazılar ile yer altı suyunu besleyen ana kayaların işlenmesi sonucunda beslenme alanının azalacağı, patlatmalar ile mevcut yer altı suyunun yönünün ve seviyesinin değişmesinden daha düşük kottaki sondaj kuyularının etkileneceği, aşağı kotlarda içme sulama suyu olarak kullanılan veya ileride kullanılabilecek olan su kaynaklarının olumsuz etkileneceği yolunda kanaat bildirildiği, ziraat mühendisi ve biyolog tarafından, proje sahasının 500 metre kuzeyinde beş adet parselin yer aldığı, bu parsellerden sahaya 450 metre mesafede yer alan … sayılı parselde 35-40 dekarlık alanda 30-35 yaşlarında üzüm bağının yer aldığı, ruhsat sahasının güneydoğusunda bulunan su kaynağı ile sulanan kapama kayısı bahçesi alanında 45-50 adet 5-6 yaşlarında kayısı ağaçları ile 9-10 adet badem ve 1 adet dut ağacının olduğu, bu parsellerdeki tarımsal üretim alanı dışında kültürel olarak bitkisel ürün yetiştiriciliğinin çok fazla olmadığı, bitkisel üretimin yapıldığı alanların oranının dava konusu havzanın toplam alanına oranının %1'in altında olduğu, yüksek eğim ve taşlık toprak yapısının bitkisel üretim yapılmasına imkan vermediğinin tespit edildiği, campanula pesmenii (bey çıngırağı) adlı bitkinin sadece Malatya İli sınırları içerisinde yayılışı olan ve 1680 metre yükseklikte yetişen endemik bir bitki türü olduğu, proje sahasının yüksekliğinin bu yüksekliğin altında kaldığı, Fritillaria imperialis (ağlayan gelin-ters lale) adlı bitkinin proje sahası içerisinde doğal olarak yetiştiği, sadece Malatya'ya özgü endemik bir bitki olmadığı, Tunceli, Şırnak, Adıyaman ve Hakkari İllerinde de yetiştiği, Ornithogalum malatyanum (yarsasalı) adlı bitkinin litaratürde endemik bir tür olduğunun yazıldığı, proje sahasının ekolojik şartlarının meyveli ya da meyvesiz ağaç yetiştiriciliği yönünden oldukça uygun olduğu, eğim ve toprak yapısı nedeniyle tarla tarımına ve makinalı tarıma uygun olmadığı, bağ teveklerinde keşif tarihi itibarıyla omca sürgünleri, yapraklar ve üzüm salkımlarının olduğu, bitkilerin yaşamlarını kaybettiğine dair herhangi bir belirtinin gözlenmediği, toprağın kirlilik boyutunun yüksek olmadığı, faaliyetten kaynaklanan toz emisyonlarının etraftaki tarım bitkilerini etkilediğinin aşikar olduğu tespit ve kanaatinin bildirildiği, maden mühendisi ile çevre mühendisi yönünden; proje sahası yakınlarındaki … Mahallesi ile … Mahallesinde proje sahasına yakın mesafede beş adet bu sahaya daha uzak mesafede sekiz adet olmak üzere toplam on üç adet faaliyette olan maden ocağının bulunduğu, hesaplamalara göre faaliyet alanına en yakın mesafedeki yapıların patlatmadan kaynaklanacak ciddi bir zarar görmeyecekleri, yaklaşık 400 metre mesafede yer alan mezarlıkların da patlatmalardan fazla etkilenmesinin beklenmediği yönünde kanaat bildirildiği, bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat bölümünde ise bağ bitkilerinin toz ve inorganik parçacıklardan dolayı yeşil aksamını kaybetmediği, bitkilerin ölmediği, meyve ve yeşil aksamlarının bozuluma uğradığı ancak ekonomik getirisini henüz kaybetmediği, üzüm bağı ve kayısı gibi yöresel ürünlerin yanında, mera alanları, yabani doğal meyve bulunan alanların düşük oranda zarar gördüğü ancak tarımsal üretimin tamamen yok olmadığı, sahada taş ocaklarına ait araçların oluşturduğu emisyon ve partikül maddelerin havzada bulunan ürünleri %30-40 oranında etkilemiş olduğu, artan çevre kirliliği nedeniyle yakın bir gelecekte arazi üzerinde daha fazla hasar oluşacağı kanaatine yer verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta, 03/11/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; ziraat mühendisi tarafından, proje sahasının ekolojik şartlarının meyveli ya da meyvesiz ağaç yetiştiriciliği yönünden oldukça uygun olduğu, eğim ve toprak yapısı nedeniyle tarla tarımına ve makinalı tarıma uygun olmadığı, bağ teveklerinde keşif tarihi itibarıyla omca sürgünleri, yapraklar ve üzüm salkımlarının olduğu, bitkilerin yaşamlarını kaybettiğine dair herhangi bir belirtinin gözlenmediği, toprağın kirlilik boyutunun yüksek olmadığı, faaliyetten kaynaklanan toz emisyonlarının etraftaki tarım bitkilerini etkilediğinin aşikar olduğu, mevcut bitki örtüsü üzerinde yaklaşık %30-40 oranında zararın mevcut olduğu, artan çevre kirliliği nedeniyle yakın bir gelecekte arazi üzerinde daha fazla hasar oluşacağının açık olduğu tespit ve kanaatinin bildirildiği, sonuç olarak tarım arazilerinin faaliyetten kaynaklanan tozdan etkilendiği tespitine yer verildiği ancak proje sahasına yakın mesafede beş adet bu sahaya daha uzak mesafede sekiz adet olmak üzere toplam on üç adet faaliyette olan maden ocağının bulunduğu da göz önüne alındığında, tozun gerek proje sahasında gerek projenin etkileme alanında yer alan tarım alanları üzerinde olumsuz etkisinin alınacak önlemler ve verilen taahhütler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olup olmadığının açıklanmadığı, jeoloji mühendisi tarafından, taş ocağında yapılacak patlatmaların daha düşük kotlardaki yer altı sularının beslenmesini, su seviyesini ve dolayısıyla yer altı suyunun akım akım yönünü etkilemesinin kuvvetle muhtemel olduğu, patlatmalar ile mevcut yer altı suyunun yönünün ve seviyesinin değişmesinden daha düşük kottaki sondaj kuyularının etkileneceği, aşağı kotlarda içme sulama suyu olarak kullanılan veya ileride kullanılabilecek olan su kaynaklarının olumsuz etkileneceği, zamanla kurumasına neden olacağı yolunda kanaat bildirilmiş olmasına rağmen söz konusu etkinin hangi gerekçeyle göz ardı edilebileceği açıklanmadan bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmında taahhütlerin yerinde getirilmesi şartıyla "taş ocakları işletmeciliğinin devamlılığının sağlanması" yönünde görüş bildirildiği, aşağı kotlarda faaliyet alanından beslenen yer altı suları ile içme ve sulama suyu ihtiyacının karşılandığı yerleşim birimleri ile bu yerleşim birimlerine ait tarım alanlarının bulunup bulunmadığının bilirkişi raporunda açıklanmadığı, söz konusu tespite itibar edilmemesinin gerekçesinin de davanın reddi yolundaki temyize konu Mahkeme kararında ortaya konulmadığı, biyolog tarafından ÇED raporunun floraya ilişkin kısmında Campanula peshmenii (Beyçıngırağı), "Fritillaria İmperialis (Ağlayan Gelin)" ve "Ornithogalum Malatyanum (Yarsasalı)" adlı türlere ilişkin değerlendirmelere yer verilip verilmediğinin açıklanmadığı ve anılan türlerin dava konusu faaliyetten etkilenip etkilenmeyeceklerine dair görüş bildirilmediği, rapor içeriğinde faaliyet kapsamında yapılacak patlatmaların alt kotlardaki içme ve kullanma suyunun kurumasına yol açacağı, mevcut bitki örtüsü üzerinde yaklaşık %30-40 oranında zararın mevcut olduğu, artan çevre kirliliği nedeniyle yakın bir gelecekte arazi üzerinde daha fazla hasar oluşacağının açık olduğu tespitlerine yer verilmesine rağmen raporun sonuç ve kanaat kısmında taş ocağı projesinin kontrollü şartlarda faaliyetlerinin devamlılığı yönünde uygulanabilir olacağı sonucuna varıldığı şeklinde kanaat bildirildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bakılan dava konusu proje sahasına yakın mesafede gerçekleştirilmesi planlanan "Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi" projesine ilişkin olarak Malatya Valiliği tarafından verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararının temyiz incelemesinin yapıldığı Dairemizin E:2023/557 sayılı dosyasında Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda; dava konusu proje sahasının etki alanı içerisinde kalan ve tarımsal amaçlı kullanılan alanların büyük oranda işlemeli tarımsal faaliyetlere uygun olmayan VI. sınıf tarım dışı araziler niteliğinde olduğu (işlemeli tarım kültürüne uygun son sınıf olan IV. sınıf tarım arazileri niteliğinde bir alanın da mevcut olduğu), proje sahası içerisinde 2009 yılında tarımsal kullanımda olan arazilerin 2018 yılına göre çok daha az olduğu, proje alanına oldukça yakın ve olumsuz etkilenmesi olası alanda Türkiye’nin Kırmızı Kitabına giren ve tehlike sınıfı CR (Critically Exdangered= Çok Tehlikede) olan Campanula peshmenii A.Güner (bey çıngırağı) isimli bitkinin tespit edildiği, ayrıca proje alanına çok yakın bir yerde yer alan kaya bloklarında Red Data Book da A2 kategorisinde ve IUCN kriterlerine göre LC yer alan Buteo rufinus (Kızıl Şahin) yuvası tespit edildği, LC kategorisinin düşük riskli, A2 kategorisinin ise birey sayısı 26-50 çift altında kalan ve yayılış gösterdikleri bölgelerde büyük risk altında kalan türleri ifade ettiği, kalker ocağı ve çevresinin, alt kotlardaki yer altı suyu kuyuları ve pınarların beslenim alanını teşkil ettiği, gerek yüzey suları hidrolojisi gerekse yer altı suları hidrolojisi (hidrojeoloji) açısından korunması gereken bir özellik arz ettiği tespitlerine yer verildiği, anılan Mahkeme kararının, bakılan işbu dosyada verilecek Mahkeme kararı ile arasında çelişkiye mahal verilmemesini teminen ve söz konusu dosyadaki bilirkişi raporunda yer alan bazı tespitlerin açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle yeni bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği görülmektedir.
Bu durumda, bakılan dosyadaki bilirkişi raporunda yer alan ve yukarıda bahsedilen tespitlerin açıklığa kavuşturulması öte yandan bakılan işbu dosya ile Dairemizin E:2023/557 sayılı dosyasına konu davada verilecek Mahkeme kararı arasında çelişkiye mahal verilmemesini teminen İdare Mahkemesince; yukarıda belirtilen hususlar ile tarafların iddiaları, projenin yeri, nitelikleri ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınarak, dava konusu "Çevresel Etkisi Değerlendirmesi Olumlu" kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması amacıyla, aralarında çevre mühendisi, biyolog, hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi gibi uzmanlar da bulunmak ve gerekirse başka dallardan öğretim görevlilerine de yer verilmek suretiyle, projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyetiyle (Dairemizin E:2023/557 sayılı dosyasına konu davada belirlenecek aynı bilirkişi heyetiyle) proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacılar ile davacılar yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K...sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 05/04/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.