T.C
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/540
Karar No : 2023/1601
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Partisi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …
VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2020/1230, K:2022/4796 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 22/10/2019 tarih ve 30926 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürürlükten kaldırılmasına ilişkin 21/10/2019 tarih ve 1673 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2020/1230, K:2022/4796 sayılı kararıyla;
İptal davalarının, idarenin hukuka uygun davranmasını sağlayan en önemli denetim araçlarından olmakla birlikte, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını öngören kanun koyucunun, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak aradığı,
İptal davalarındaki subjektif ehliyet koşulunun, doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorun olması dolayısıyla, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerektiği,
İptal davasının içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında; idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle doğrudan meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu, aksi halde, her idari işlemle dolaylı da olsa bir menfaat ilgisi kurulmak suretiyle dava açılmasını kabul etmenin, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması şartının ihlali sonucunu doğuracağı,
Her olay ve davada, idari işlemin dava açan kişinin menfaatini ihlal edip etmediğinin takdirinin de yargı mercilerine ait bulunduğu,
Bu bağlamda; Göreme Vadisi ve çevresindeki alanın milli park olarak belirlenmesi hakkındaki 30/10/1986 tarih ve 86/11135 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın yürürlükten kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın, davacı Siyasi Partinin kişisel menfaatini doğrudan etkilemesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle,
davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının, partinin programında olan konuları sosyal ortamda hayata geçirebilmesi ve topluma anlatmasının hukuki mantığını dayanaksız bıraktığı, partinin menfaatinin yok sayılarak ehliyetli bulunmadığına ilişkin kararın hukuksal dayanağının bulunmadığı; partilerinin bir tüzel kişi olarak haklara, borçlara taraf olduğu, davalı tarafın işlemlerine karşı kaynağını Anayasa'dan ve hukuktan alan haklarını kullandıkları; partilerinin kendi parti programındaki tarihi dokuya, çevre olgusuna bakışına aykırı bir tasarruf tespit ettiğinde, bunun uğraşını ve çalışmasını yapması olayın mantığına uygun olup, böyle bir konuda ehliyetsiz görülmelerinin hukuka aykırı olduğu; iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanması, hukuk devleti ilkesinin gerçekleşebilmesine olanak sağladığından, bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda yorumlanması gerektiği; parti programındaki yükümlülüğü ve dayanağı olan 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu gereği bu davanın yürütümünde partilerinin hukuki menfaatinin bulunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirildiği Anayasa hükmü ile demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke menfaatini gözeterek kamu yararı için ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olduğu göz önüne alındığında, davacı siyasi partinin hem hukukun tesisi hem de kamu yararı için, uyuşmazlık konusu Cumhurbaşkanı Kararı'na karşı dava açma ehliyetinin olduğunun kabulü gerektiğinden, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 26/10/2022 tarih ve E:2020/1230, K:2022/4796 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4.Kesin olarak, 06/07/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X-Anayasa'nın 68. maddesinde; siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu belirtilmiş, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 3. maddesinde; siyasi partiler, Anayasa ve kanunlara uygun olarak; Cumhurbaşkanı, milletvekili ve mahalli idareler seçimleri yoluyla, tüzük ve programlarında belirlenen görüşleri doğrultusunda çalışmaları ve açık propagandaları ile milli iradenin oluşmasını sağlayarak demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; ''Genel Başkan'' başlığını taşıyan 15. maddesinde; partiyi temsil yetkisinin genel başkana ait olduğu; kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisinin, genel başkana veya ona izafeten bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ait olduğu kurala bağlanmıştır.
Siyasi partilerin demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirildiği Anayasa hükmü ile demokratik bir Devlet ve toplum düzeni içinde ülkenin çağdaş medeniyet seviyesine ulaşması amacını güden ve ülke menfaatini gözeterek kamu yararı için ülke çapında faaliyet göstermek üzere teşkilatlanan tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olduğu göz önüne alındığında, davacı siyasi partinin hem hukukun tesisi hem de kamu yararı için, uyuşmazlık konusu Cumhurbaşkanı Kararı'na karşı dava açma ehliyetinin olduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.