T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/546
Karar No : 2023/4378
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı - ANKARA
VEKİLİ : Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : …Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Erzincan İli, İliç İlçesi, …Köyü Mevkiinde …Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flatasyon Tesisi Projesi" için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 07/10/2021 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; Erzincan İli, İliç İlçesi, … Köyü Mevkii'nde yapılması planlanan projeye dair yapılacak madencilik faaliyetinin Dünyanın gelişmiş ülkeler standartlarında olduğu, ÇED raporunun konu ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun biçimde hazırlandığı, projenin çevreye olabilecek etkilerinin bilimsel ve teknik açıdan uygun yöntem ve yaklaşımlarla incelendiği, muhtemel olumsuz etkilerin ilgili standartlarda belirlenen sınırlara çekilmesi için planlanan ve uygulanan tedbirlerin/yaklaşımların uygun olduğu, işletme, rehabilitasyon ve kapatma ile izleme aşamalarında sistemin izlenmesine ilişkin yaklaşım ve uygulamaların yerinde ve yeterli olduğu, ÇED dosyasında verilen taahhütlerin ve alınacak önlemlerin bilimsel ve teknik kurallara uygun olarak verildiği, anılan projeye ilişkin olarak Bakanlıkça verilen dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkemenin E:... sayılı dosyasında yaptırılmasına karar verilen keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanacak bilirkişi raporunun, işbu dosyada da taraflara tebliğ edilerek, yürütmenin durdurulması istemi hakkındaki kararın bekletilmesine dair Mahkemece ara karar tesis edildiği, bakılan davada müstakil bir keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin Mahkemece karşılanmadığı, keşfe katılımlarının engellendiği, bakılan davada dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulması talebinin başka bir dava dosyasının keşif ve bilirkişi incelemesine bağlanmasının hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğu, söz konusu dosyada yapılan keşfe katılımlarına izin verilmemesinin ise ihlalin boyutunu artırdığı, reddi hakim talebinde bulundukları ancak taleplerinin reddedildiği, ikinci kez yaptıkları reddi hakim talebinin ise Mahkemece geri çevrildiği, keşiften sonraki tarihte faaliyet alanında siyanür borusunun patladığı, sızan siyanürün havaya, suya, toprağa ve Fırat nehrine karıştığı, maden sahasının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 88 gün kapatıldığı, Mahkemece temel usul kuralları uygulanmayarak Anayasanın ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesiyle güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği, görünüşte şekli bir yargılama yapıldığı, Anayasanın 168. maddesine göre devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan madenlerin işletme hakkının devri için maden çıkarma ölçütlerinin yasayla belirlenmesinin gerektiği, bu özel yasa çıkarılmadan verilen maden arama, ruhsat, izin, işletme izni ve çed raporlarının iptalinin gerektiği, anayasanın 169. maddesi hükmüne göre "kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamayacak" devlet ormanlarında kamu yararı kararı alınmaksızın maden arama ruhsatı verilmesinin Anayasaya aykırı olduğu, Maden Kanununun 14. maddesinin, 7. maddesinin ek-4, ek-5 ve ek-6. ve 15. fıkralarının iptali amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, dava konusu işlemin uluslararası sözleşmelerde yer alan düzenlemeler doğrultusunda iptalinin zorunlu olduğu ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: 1 - Davalı tarafından; davacıların temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği savununulmuştur.
2- Davalı yanında müdahil tarafından; davacıların temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği savununulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca duruşma yapılmasına gerek görülmeyerek ve Üye …'in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Erzincan İli, İliç İlçesi, …Köyü Mevkiinde …Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flatasyon Tesisi Projesi" için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 07/10/2021 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 2. maddesinde; çevresel etki değerlendirmesi, "gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalar" olarak tanımlanmış; 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi raporu: Ek-1 listesinde yer alan veya Bakanlıkça "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir" kararı verilen bir proje için belirlenen Özel Formata göre hazırlanacak raporu, Çevresel etki değerlendirmesi raporu özel formatı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporunun hazırlanmasında esas alınmak üzere; Komisyon tarafından projenin önemli çevresel boyutları ile Halkın Katılımı Toplantısındaki görüş ve öneriler göz önüne alınmak suretiyle ek-3’teki Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatında belirtilen ana başlıklar altında ele alınması gereken konuları tanımlayan formatı, h) Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, ... ifade eder." olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 4577 sayılı Kanun'la değişik 2. maddesinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar "iptal davası" olarak tanımlanmış olup, aynı Kanun'un 14. maddesinde de; dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hükmü düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Kararın davacılardan ...'a ilişkin kısmı yönünden;
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır.
İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Aksi halde, kişilerin kendisine etkisi bulunmayan, menfaatlerini ihlal etmeyen idari işlemler hakkında da iptal davası açma hakkı doğar ve bu durum idarenin işleyişini olumsuz etkiler.
Bununla birlikte, çevreyi ilgilendiren projelerle ilgili verilen ÇED kararlarının iptali istemiyle açılan davalarda dava açma ehliyeti belirlenirken, adil yargılanma hakkı kapsamında davacıların mahkeme erişim hakkı ile idari istikrar ilkesi arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir.
Bu nedenle, projelerin yapımının planlandığı yörede ikamet eden ya da o yörede taşınmazları bulunanların, dava açma ehliyetlerinin varlığının kabulü, idari istikrarın sağlanması amacıyla yatırım planlayanların sürekli olarak dava tehdidi ile karşı karşıya kalmamaları bakımından temel ölçüt olmakla birlikte, mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmemesi adına davacıların öznel koşullarının da dikkate alınmasının, adil bir yargılama için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Öznel koşulların varlığının ise somut olayın niteliğine göre Mahkemelerce takdir edileceği kuşkusuzdur.
Öte yandan; iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” doktrin ve içtihatlarda; “dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi” olarak tanımlanmaktadır. Bir başka ifadeyle; subjektif dava ehliyetinin varlığından söz edebilmek için, davacının, hukuken korunabilir bir hakkının bulunması ve bu hakkın dava konusu edilen işlemle ihlal edilmiş olması gereklidir. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi ise; kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması ve bu menfaatin dava sonuna kadar devam etmesi halinde gerçekleşecektir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacılardan ...'ın Ulusal Yargı Ağı portalı (UYAP) kayıtlarına göre, davanın açıldığı tarih itibarıyla dava konusu proje alanı veya proje etki alanında ikamet etmediği gibi, bu alanlarda taşınmazının da bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlem nedeniyle ile kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle, bakılan davayı açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmış olup, adı geçen davacı yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerekmekte iken, esasının incelenmek suretiyle karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Kararın diğer davacıya ilişkin kısmına gelince;
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Erzincan İli, İliç İlçesi, …Köyü Mevkiinde …Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "Çöpler Kompleks Madeni 2. Kapasite Artışı ve Flatasyon Tesisi Projesi" için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen 07/10/2021 tarihli "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, İdare Mahkemesince, aynı işlemin iptali istemiyle Mahkemenin E:... sayılı dosyasında (Dairemizin E:2023/360 sayılı temyiz dosyası) açılan davada Ziraat Mühendisi, Çevre Mühendisi, Kimya Mühendisi, Maden Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi ve Hidrojeoloji Mühendisinden oluşan toplam yedi kişilik bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen ve bakılan dosyada Mahkemece taraflara tebliğ edilen 17/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda; ÇED raporunda bahsedilen tedbir ve önlemler dikkate alındığında, yapılacak madencilik faaliyetinin Dünyanın gelişmiş ülkelerinin standartlarında olduğu, ilgili mevzuat ve bilimsel esaslar açısından kabul edilebilir düzeyde olduğu, konu ile ilgili mevzuat hükümlerine uygun biçimde hazırlandığı, projenin çevreye olabilecek etkilerinin bilimsel ve teknik açıdan uygun yöntem ve yaklaşımlarla incelendiği, muhtemel olumsuz etkilerin ilgili standartlarda belirlenen sınırlara çekilmesi için planlanan ve uygulanan tedbirlerin/yaklaşımların uygun olduğu, işletme, rehabilitasyon ve kapatma ile izleme aşamalarında sistemin izlenmesine ilişkin yaklaşım ve uygulamaların yerinde ve yeterli olduğu yolunda kanaat bildirildiği ve Mahkemece anılan bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, Mahkemenin E:... sayılı dosyasında Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan (bakılan dosyada da hükme esas alınan) bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin … tarih ve E:..., K:2022/1838 sayılı kararının; bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı, aralarında Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Kimya Mühendisi, Maden Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, Hidrojeolog, Biyolog (Flora-Fauna uzmanı) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Dairemizin 05/04/2023 tarih ve E:2023/360, K:2023/3465 sayılı kararıyla bozulduğu görülmektedir.
Bu durumda, Dairemizin E:2023/360 sayılı dosyasında yapılan temyiz incelemesi neticesinde bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varıldığından, bakılan işbu dosyada uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, dava dilekçesi, savunma dilekçesi, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçelerindeki iddialar, nihai ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (nihai ÇED raporunda yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında Çevre Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Kimya Mühendisi, Maden Mühendisi, İnşaat Mühendisi, Orman Mühendisi, Meteoroloji Mühendisi, Hidrojeolog, Biyolog (Flora-Fauna uzmanı) olmak üzere, gerekirse başka dallardan da öğretim üyeleri seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, bakılan dosya ile Dairemizin E:2023/1138 ve E:2023/360 sayılı dosyalarında işbu dava konusu işlem ile aynı işlemin iptalinin istenildiği göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece anılan dosyalara ilişkin olarak birlikte ve aynı bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle, hazırlanan bilirkişi raporlarında birbirleriyle çelişen tespit ve kanaatlere yer verilmesinin önüne geçileceği ve bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle verilecek Mahkeme kararının hem tarafların adalet duygusunu tatmin edeceği hem de tereddüte yer vermeyecek şekilde sonuca ulaşılmasını sağlayacağı açıktır.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında yukarıda belirtilen gerekçelerle usul ve esas yönlerinden hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 03/05/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X)
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.