T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2023/573
Karar No : 2023/5519
DAVACI : … Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
DAVANIN KONUSU : Aydın ili, Söke ilçesi, … Mahallesi, … pafta, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanın tarım arazisi ve sulama alanı olarak belirlenmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 26/12/2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Uyuşmazlığa konu taşınmazların 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında sanayi alanında kaldığı, taşınmazlarda bulunan un fabrikası ve çırçır fabrikasının işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının bulunduğu, bu durum göz ardı edilerek yapılan plan değişikliğinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davanın süresinde açılmadığı, dava konusu plan değişikliği işleminin Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre planı revizyonunun yargı kararları ile iptal edilen leke kararlarının kaldırılarak ve iptal kararları ile dayanak bilirkişi raporlarındaki gerekçeler çerçevesinde plan hükümleri ile plan açıklama raporunda düzenlemeler yapılarak yargı kararlarının yerine getirilmesi kapsamında gerçekleştirildiği, dava konusu planın birebir uygulama yapılabilecek bir ölçek ve niteliğe sahip olmadığı, söz konusu planın onayından önce onaylanmış planların geçerli bulunduğuna dair 7.7 plan uygulama hükmünün halen yürürlükte olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Aydın İli, Söke İlçesi, … Mahallesi, … pafta, …, …, …, …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanın tarım arazisi ve sulamaalanı olarak belirlenmesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 26/12/2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin idaalarına itibar edilmemiştir.
Davaya konu çevre düzeni planının plan notlarının 7.1 sayılı maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2 sayılı maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılmayacağı,7.8 maddesinde .bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğuna, 8.3.1 maddesinde, bu planda gösterilen tarım arazileri, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflaması, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacağı, 8.3.2. Maddesinde, tarım arazileri ile fiilen sulanan veya sulama projeleri ilgili kuruluşlar tarafından hazırlanmış ve yatırım programına alınmış/alınacak tarım arazilerinin tarımsal üretim amaçlı korunmasının esas olduğu, 8.3.3. Maddesinde ,tarım arazilerinde yapılacak ifrazlarda 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılacağı, 8.3.4. Maddesinde,tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı taleplerinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın izni çerçevesinde bu plan karar ve hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlemelerine yer verilmiş, 8.3.5. Maddesinde de tarım arazilerinde, belirlenmiş/belirlenecek tarım arazileri sınıflamalarına göre tarımsal amaçlı yapılaşmalarda uyulanacak yapılaşma koşulları belirlenmiştir.
Davaya konu çevre düzeni planının plan açıklama raporunun 4.2.1 maddesinde de "Plan çalışmasında TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından üretilen statip verileri baz alınmıştır. Tarım arazileri 5578/5403 sayılı "Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu" ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan " tarım arazileri sınıflarına" ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflaması, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacaktır" hükmüne yer vermiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, taşınmazıların davaya konu planda tarım arazisi ve sulama alanı kapsamında 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında "sanayi" alanında kaldığı, taşınmazların üzerinde ruhsatlı çırçır fabrikası bulunduğu, taşınmazın sanayi alanı olarak gösterilmesi gerektiği iddialarıyla davanın açıldığı, davalı İdarece, taşınmazın tarım alanında kaldığı, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, 7.7 Plan hükmü ile bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğu, bu nedenle dava konusu planın hak kaybına yol açmadığı hususlarının savunulduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu planın 28/08/2009 onay tarihli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/12/2015 tarih ve E:2010/2110, K:2015/7734 sayılı kararıyla uyuşmazlık konusu alana yani Sarıkemer'de yer alan "Kentsel Gelişme Alanı"nın iptaline karar verilmesi üzerine anılan yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edildiği, plan ölçeği itibariyle genel arazi kullanım kararlarının üretildiği leke plan niteliğinde olduğu (1/100.000) gözönünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olmayacağı gibi genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gereken alanlardaki yapılaşmalarda keyfiliğin. önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçeği plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği görüldüğünden davaya konu taşınmazların tarım arazisi ve sulama alanı olarak gösterilmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine, karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Aydın ili, Söke ilçesi, … Mahallesi, … pafta, …, …, …, …, …, …, … parsel sayılı taşınmazların maliki bulunan davacı şirket tarafından Söke Belediye Başkanlığına sunulan 17.03.2017 tarihli dilekçe ile söz konusu taşınmazların imar durumlarını gösteren belge talebinde bulunulduğu, anılan talep çerçevesinde davacı şirkete gönderilen Söke Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı ile adı geçen parsellerin bulunduğu alanda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında yapılan değişikliklerin 26.12.2016 tarihinde onaylanması ile söz konusu alanın tarım arazisi ve sulama alanına dönüştürüldüğünün bildirilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, "Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.
644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca çıkarılan 14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı ifade eder." kuralı yer almaktadır.
Yönetmeliğin "Planlama alanı" başlıklı 18. maddesinde, "Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır." kuralına, "Plan ilke ve esasları" başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır." kuralına yer verilmiştir.
Anılan 19. maddenin 2. fıkrasında, "Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3. fıkrasında, "Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır." kuralı, 4. fıkrasında, "Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir." kuralı, 5. fıkrasında, "Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur." kuralı bulunmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacı tarafından 17.03.2020 tarihli dilekçe ile uyuşmazlık konusu taşınmazlara ait imar durumunun istenildiği, Söke Belediye Başkanlığınca 22.03.2017 tarihli imar durum belgesi ile taşınmazların 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tarım arazisi ve sulama alanında kaldığının bildirildiği, uygulama işlemi niteliğinde olan işlemin bildirimi üzerine 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca dayanağı dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planın iptali istemiyle 24.03.2017 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı görüldüğünden, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Davaya konu çevre düzeni planının plan notlarının 7.1 maddesinde, bu çevre düzeni planının, plan hükümleri ve plan açıklama raporuyla bir bütün olduğu, 7.2 maddesinde, bu plandan ölçü alınarak uygulama yapılamayacağı, 7.7 maddesinde bu planın onama tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış mevzi imar planlarının geçerli olduğu, 8.3.1 maddesinde, bu planda gösterilen tarım arazilerinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olduğu ve tarım arazilerinin sınıflamasının, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacağı, 8.3.2 maddesinde, tarım arazileri ile fiilen sulanan veya sulama projeleri ilgili kuruluşlar tarafından hazırlanmış ve yatırım programına alınmış/alınacak tarım arazilerinin tarımsal üretim amaçlı korunmasının esas olduğu, 8.3.3 maddesinde, tarım arazilerinde yapılacak ifrazlarda 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılacağı, 8.3.4 maddesinde, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı taleplerinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının izni çerçevesinde bu plan karar ve hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlemelerine yer verilmiş, 8.3.5 maddesinde de tarım arazilerinde, belirlenmiş/belirlenecek tarım arazileri sınıflamalarına göre tarımsal amaçlı yapılaşmalarda uyulanacak yapılaşma koşulları belirlenmiştir.
Davaya konu çevre düzeni planının plan açıklama raporunun 4.2.1 maddesinde de "Plan çalışmasında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından üretilen statip verileri baz alınmıştır. Tarım arazileri, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve ilgili yönetmeliğinde tanımlanan tarım arazileri sınıflarına ayrılmamış olup tarım arazilerinin sınıflaması, ilgili kurum ya da kuruluşlarca yapılacaktır" hükmüne yer vermiştir.
Çevre düzeni planı kararlarının, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Stratejik mekânsal planlama, kentsel gelişimi yalnızca fiziksel gelişim kapsamında ele alan bir yaklaşım değildir. Fiziksel gelişmenin yanı sıra, kentteki sosyal, kültürel, ekonomik, yerel örgütsel gelişime ilişkin stratejileri de içerir. Diğer bir deyişle, kentsel gelişme; hem mekânsal, hem de mekânsal olmayan (mekânda dolaylı olarak etkileri olan sosyal / kültürel / ekonomik / yerel örgütsel) etmenler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu yaklaşımda, çeşitli karar vericilerin birbirleriyle ve diğer yerel paydaşlarla ilişkilerinin eşgüdümünün sağlanması (yani yerel örgütlenme) önemli bir strateji alanıdır.
Çevre düzeni planlarının leke plan olmaları nedeniyle uygulama imar planları gibi değerlendirilmeyeceği gerektiğinde şüphe bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir. Dolayısıyla, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında belirlenen arazi kullanım kararları, niteliği itibarıyla çevre kirliliğinin oluşmadan önce önlenebilmesi ve sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayacak plan kararları olup bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
Genel ilke olarak, plan kararları ile fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amaçlanır.
Bu amaç çerçevesinde, Çevre Düzeni Planı ölçeğinde hangi usül ve esaslara göre planlama yapılacağı ayrıntıları ile ilgili Kanun ve Yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Ayrıca, bir bölgede önceki plan kararları ile belli bir amaca yönelik tanımlama yapılmış olması, o bölgenin tamamının amacı, kapsamı, niteliği ve esasları ilgili mevzuatta belirlenmiş olan çevre düzeni planında da aynı amaca tahsis edileceği sonucunu doğurmaz.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu taşınmazların Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 26/12/2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında tarım arazisi ve sulama alanında kaldığı, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında ise sanayi alanında kaldığı, taşınmazların üzerinde ruhsatlı çırçır fabrikası bulunduğu, taşınmazların dava konusu planda sanayi alanı olarak gösterilmesi gerektiği ileri sürülerek davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
28/08/2009 onay tarihli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle başka bir davacı tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 23/12/2015 tarih ve E:2010/2110, K:2015/7734 sayılı kararıyla uyuşmazlık konusu alanda (Sarıkemer) yer alan kentsel gelişme alanının önemli doğa alanı sınırı içinde sulak alan sınırları belirlenmeden önerilmesinin mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesi üzerine anılan yargı kararının uygulanması amacıyla dava konusu plan değişikliğinin gerçekleştirildiği anlaşılmış olup dava konusu planın ölçeği (1/100.000) göz önünde bulundurulduğunda parsel bazında kararların üretilmesinin mümkün olamayacağı, planda genel arazi kullanım kararlarının değerlendirildiği, planın bölge ve havza bazında ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, planlama bölgesinde, koruma kullanma dengesinin gözetilmesi gerektiği alanlarda, yapılaşmalarda keyfiliğin önlenmesi ve azami ölçüde korumanın sağlanması için alt ölçeği plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan genel arazi kullanım kararlarının üretildiği dikkate alındığında dava konusu planda taşınmazların tarım arazisi ve sulama alanında gösterilmesinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Öte yandan plan notlarıyla, dava konusu planın onay tarihinden önce mevzuata uygun onaylanmış imar planları ile mevzii imar planları geçerli olup tarım arazilerine ilişkin 5403 sayılı Kanun hükümlerine göre uygulama yapılacağı açıktır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 05/06/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.