T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/597
Karar No : 2023/1103
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Birliği
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2022/2916, K:2022/8748 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 05/03/2022 tarih ve 31769 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in 3 ve 4. maddeleriyle, 2. maddesinin, esas Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "edilerek yapı yasağı getirilen" ifadesinin "edilen" olarak değiştirilmesine ve aynı maddeye 3. fıkra eklenmesine ilişkin kısımlarının ve 6. maddesinin, esas Yönetmeliğin 17. maddesinin 1. fıkrasına (k), (l), (m) ve (n) bentleri eklenmesine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2022/2916, K:2022/8748 sayılı kararıyla;
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı sadece kuruluş kanunlarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyeti bulunduğu, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının hükme bağlandığı,
İptali istenilen Yönetmelik hükümlerinin, davacının hak ve menfaatlerini doğrudan etkilemediği gibi, avukatlık mesleğine yönelik herhangi bir düzenleme de getirmediği; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. ve 95. maddelerinde barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise, barolara avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel ilgisi bulunmayan her konuda tek başına dava açma imkânı vermeyeceği dikkate alındığında, davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna ulaşılarak, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, gerek uluslararası sözleşmeler, gerek Anayasa, gerek ilgili kanunlar ve yerleşik içtihatlar birlikte değerlendirildiğinde, dava açma ehliyetine sahip olduklarından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen kararda isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Hem Ülkemizin, hem dünyanın ortak mirası niteliğindeki doğal sit alanlarında, daha önce alınan ilke kararları uyarınca belirlenen faaliyetlere yönelik açılan davalarda verilen yargı kararlarının uygulanması amacıyla, dava konusu edilen değişikliklerin yürürlüğe konulduğu ve yargı kararlarının uygulanıp uygulanmadığının takibi konusunda, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu sonucuna ulaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 18/10/2022 tarih ve E:2022/2916, K:2022/8748 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 24/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 76. maddesinde, Barolar; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak, meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak tanımlanmış; 109. maddesinde, Türkiye Barolar Birliğinin bütün baroların katılmasıyla oluşan, tüzel kişiliğe sahip, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olduğu belirtilmiş; Türkiye Barolar Birliğinin görevlerinin sayıldığı 110. maddesinin 3. bendinde, Birliğin, Baro mensuplarının genel menfaatlerini korumakla görevli olduğu ifade edildikten sonra 17. bendinde, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğu da vurgulanmıştır.
1136 sayılı Kanun'daki bu düzenlemeler karşısında, gerek Baroların gerekse Türkiye Barolar Birliğinin, mesleki bir örgüt olmak ve meslek mensuplarının genel menfaatlerini gözetmenin ötesinde hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak gibi bir işlev yüklenmesi nedeniyle diğer meslek örgütlerinden farklı bir konuma sahip olduğu açıktır.
Bu itibarla, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği tarafından açılan davalarda, dava açma ehliyetinin bulunup bulunmadığı saptanırken, iptal davasının genel amacının yanı sıra, dava konusu idari işlemin, hukukun üstünlüğünü, hukuk devleti ilkesini, genel kamu yararı, Anayasa ile koruma altına alınan eşitlik, kişinin dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, kanunsuz suç ve ceza olamayacağı gibi temel insan haklarını ihlal edip etmediğine ve yargı kararlarının uygulanmaması veya geçersiz kılınması gibi hukuk devleti ilkesini zedeleyen bir durumun olayda söz konusu olup olmadığına bakılarak menfaat ilgisinin olaya özgü, ancak daha geniş yorumlanması gerekmektedir.
Kaldı ki dava açma ehliyeti, davanın esasının incelenebilmesinin ön koşuludur. Bu aşamada davacı iddialarının hukuken doğru olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmaz. Davada menfaat ihlalinin olup olmadığının saptanabilmesi için, öncelikle davacının iddialarına bakılmalıdır.
Uyuşmazlıkta, hem Ülkemizin hem dünyanın ortak mirası niteliğindeki doğal sit alanlarında, daha önce alınan ilke kararları uyarınca belirlenen faaliyetlere yönelik açılan davalarda verilen yargı kararlarının uygulanması amacıyla, dava konusu edilen değişikliklerin yürürlüğe konulduğu ve yargı kararlarının uygulanıp uygulanmadığının takibi konusunda, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; Türkiye Barolar Birliğinin bu davada dava açma ehliyeti bulunduğundan, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.