T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/638
Karar No : 2023/2615
TEMYİZ EDEN (DAVACI): …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, İflas Halinde … AŞ'nin kanuni temsilcisi sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından kendisine tebligat yapılmadığı, dava konusu ödeme emirlerini 17/01/2022 tarihinde banka hesabına uygulanan haciz işlemi ile öğrendiği iddiasında bulunulduğu; davalı idare tarafından sunulan tebliğ evraklarına göre ise, davacının MERNİS adresine ilk gidişte adresin kapalı olması nedeniyle tebligat yapılamadığının, aynı adrese 2. kez gidilerek 04/11/2021 tarihinde kapıya yapıştırılmak suretiyle tebligat yapıldığının anlaşıldığı, tebliğ evrakları incelendiğinde, ilk tebliğ evrakı olduğu ileri sürülen evrakta 12 Ekim 2022 tarihinin, 2. tebliğ evrakında ise 04 Kasım 2021 tarihinin bulunduğu, yani ilk tebligat evrakında ikinci tebligat tarihinden daha sonra ve henüz gerçekleşmemiş bir tarihin yer aldığı görüldüğünden, ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği kanaatine ulaşıldığı ve davanın süresinde açılmış sayıldığı; davanın esasına gelince, davacının 2006/7 ila 2007/9 döneminde şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu dikkate alındığında, dava konusu ödeme emirleri içeriği borçların bir kısmından, dönemsel olarak davacının sorumlu tutulamayacağı; davacının sorumlu olduğu dönemlere isabet eden borçların ise asıl borçlu şirket tarafından 28/11/2008 tarihinde yapılandırıldığı, yapılandırma ile şirkete ait kamu alacaklarına ilişkin yeni bir hukuki durum ortaya çıktığı, bu haliyle, borçların ait olduğu dönemlerde kanuni temsilci olmakla birlikte yapılandırıldığı dönemde şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan davacının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmediği, öte yandan, davalı idare tarafından, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen ve dava konusu ödeme emirlerinin dayanağını teşkil eden ödeme emirleri dosyaya sunulmadığı için, dava konusu ödeme emirleri ile bağlantısının kurulamadığı, hukuki irdelemelerinin yapılamadığı, dolayısıyla ödeme emirlerinde bu açıdan da hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; Mahkemece, davalı idare tarafından sunulan tebliğ evraklarına göre, davacının MERNİS adresine ilk gidişte adresin kapalı olması nedeniyle tebligat yapılamadığının, aynı adrese 2. kez gidilerek 04/11/2021 tarihinde kapıya yapıştırılmak suretiyle tebligat yapıldığının anlaşıldığı, tebliğ evrakları incelendiğinde, ilk tebliğ evrakı olduğu ileri sürülen evrakta 12 Ekim 2022 tarihinin, 2. tebliğ evrakında ise 04 Kasım 2021 tarihinin bulunduğu, yani ilk tebligat evrakında ikinci tebligat tarihinden daha sonra ve henüz gerçekleşmemiş bir tarihin yer aldığı görüldüğünden, ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği kanaatine ulaşıldığı ve davanın süresinde açılmış sayıldığı belirtilerek işin esası hakkında karar verilmiş ise de, hayatın olağan akışına aykırı olan bu durumun teyidinin gerektiği, PTT takip sorgulamasında gönderinin ilk kez 12/10/2021 tarihinde tebliğ edilemeyerek iade edilmiş olmasına rağmen tebliğ alındısına sehven 12/10/2022 tarihinin yazıldığının görüldüğü; bu durumda, dava konusu ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olması karşısında, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca 15 günlük yasal dava açma süresi içerisinde yani en son 04/12/2021 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten sonra açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka aykırı; yapılan tebligatın ise usulsüz olduğu, dolayısıyla temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.