T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/7325
Karar No : 2023/11079
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …. Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde idare memuru olarak görev yapmakta iken 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; davacının ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı, bu karara karşı yapılan istinaf başvurunun … Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun da henüz karara bağlanmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakın varlığı bakımından sözü geçen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekmediği, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakına ilişkin delillerin idari yargı yerince değerlendirilerek karar verilebileceği, … Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:… esas sayılı ceza davası dosyasının Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ortamında incelenmesi neticesinde; davacının üniversite döneminde FETÖ/PDY terör örgütüne ait evde kaldığı ve aynı zamanda ev abiliği yaptığı, anılan örgütün talimatı üzerine Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bağlı yurda çıkan davacıya örgüte üye kazandırma görevi verildiği, davacının mezun olduktan sonra örgütün talimatıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti'ne giderek bu ülkedeki örgüt okulunda öğretmenlik yaptığı, nitekim ilgili ceza davası dosyasında etkin pişmanlık gösteren davacının bu hususları ikrar ettiği, buna göre davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibatlı ve iltisaklı olduğu sonucuna varıldığı, anılan Kanun Hükmünde Kararnameye ekli listeyle kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakı ve irtibatı sabit olduğundan, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; adil bir disiplin süreci işletilmeden, savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, ceza davası sonucunun beklenmesi gerektiği, ceza mahkemesi kararı kesinleşmeden karar verilerek masumiyet karinesinin ihlal edildiği, suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı hareket edildiği, dava konusu işlemin unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, İdare Mahkemesi'nce aynı mahkemede kayıtlı olan E:… sayılı dava dosyasındaki ... isimli şahsa ait belgelerin gönderildiği, … tarihli dilekçe ile söz konusu belgelerin iade edilerek kendine ait belgelerin gönderilmesini talep ettiği, bu talebin mahkemece karşılanmayarak savunma hakkının engellendiği, dosyadaki bu belgeleri görme imkanı verilmeden ve bu belgelere karşı savunma hakkı tanınmadan mahkemece karar verildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı, davalı idare bünyesinde idare memuru olarak görev yapmakta iken 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Göreve iade edilmesi talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, Komisyonun … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesine yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinin 1/a bendinde, " İdari dava türleri şunlardır: a) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları" düzenlemesine, "Tebligat ve cevap verme" başlıklı 16. maddesinin 1. fıkrasında, "Dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunma davacıya tebliğ olunur." düzenlemesine, 2. fıkrasında, "Davacının ikinci dilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğ edilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında, davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesi sırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir." düzenlemesine, 3. fıkrasında, "Taraflar, yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevap verebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardan birinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılan uzatma talepleri kabul edilmez." düzenlemesine, 5. fıkrasında, "Davalara ilişkin işlem dosyalarının aslı veya onaylı örneği idarenin savunması ile birlikte Danıştay veya ilgili mahkeme başkanlığına gönderilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesinde, “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Hukuk devleti ilkesi gereğince, idarenin bütün eylem ve işlemleri yargısal denetime açık olup, idari işlemlerin hukuka uygunluğu "iptal davaları" ile denetlenmektedir.
İdare tarafından tesis edilen işlemin bir dayanağı, gerekçesi olması gerekir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden gerekçeler anılan işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. İptal davalarında da, sebep unsuru yönünden hukuki denetim yapılırken, idareyi o işlemi yapmaya sevk eden gerekçelerin ve dayanağı bilgi ve belgelerin hukuka uygunluğunun incelemesi yapılmaktadır.
Bu inceleme yapılırken "Adil yargılanma ilkesi" ile bu ilkenin tamamlayıcısı olan "çelişmeli yargılama ilkesi" ve "silahların eşitliği" ilkesi bir arada sağlandığı takdirde ancak hakkaniyete uygun adil bir yargılamadan söz edilebilecek olup, nitekim bu husus Anayasa Mahkemesi kararlarında ve birçok Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında da vurgulanmıştır.
Nitekim, Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Bu yönüyle, hak arama hürriyeti, niteliği itibarıyla bünyesinde birden fazla ilkeyi barındırmaktadır. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkı da bu ilkelerden biridir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında kişilerin davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme hakları güvence altına alınmıştır. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsuru, yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların eşitliğinin sağlanmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Dulaurans/Fransa, 21/03/2000 tarihli ve B.No: 34553/97 sayılı kararında Sözleşme'de yer verilen hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi bulunduğu belirtilmiş, bir mahkemenin davaya yaklaşımı, başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel şikayetlerini incelemekten kaçınmalarına neden olması halinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur. (AİHM, Kuznetsou/ RUSYA, B.No:184/2, 11/04/2007)Yine Mahkemenin Dırama/Türkiye, 13/11/2018 tarih ve B. No: 20797/07 sayılı kararında da hükme esas alınan bilirkişi raporu dâhil yargılamaya esas olan tüm kanıt ve belgeler hakkında bilgi sahibi olma, bu unsurlara ilişkin yorumda/itirazda bulunma imkânının taraflara sağlanması, ayrıca bu imkânın pratik ve etkili bir niteliği haiz olması adil bir yargılamanın gereği olduğu vurgulanmıştır.
Silahların eşitliği ilkesine göre; davanın taraflarının yargılama süreci boyunca aynı imkanlara sahip olması, aynı koşullarda iddia ve savunmalarını dile getirmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın bir tarafını idarenin oluşturduğu iptal davalarında da idarenin kamu gücünü kullanarak diğer tarafa üstünlük kurmasının önüne geçilmesi gerekmektedir, zira yargı önünde herkes eşittir.
Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcı unsuru olan "çelişmeli yargılama" ilkesine göre ise davadaki tarafların dosyaya sunulan tüm bilgi ve belgeleri görme, inceleme hakkının olması gerekmektedir; ayrıca, buna göre de savunmalarını oluşturabilme hakları vardır. Bu kapsamda, dava dosyasına davalı idare tarafından savunma dilekçesi ekinde sunulan belgelerin davacıya tebliğ edilerek bu belgelere ilişkin davacının savunmasının alınması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare vekili tarafından savunma dilekçesi ile birlikte davacı hakkındaki bilgileri ihtiva eden belgelerin 21/06/2019 tarihinde dosyaya sunulduğu, davalı idarenin ilk savunma dilekçesi ile adli yardım isteminin kabulüne ilişkin ara kararın davacıya 28/06/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından gönderilen belgelerin kendisine ait olmadığı belirtilerek Mahkemenin E:… sayılı dosyasında davacı olan ...'ya ait bu belgelerin mahkemeye iade edildiği, şahsına ait belgelerin gönderilmesinin 01/07/2019 kayıt tarihli dilekçe ile talep edildiği, buna karşın İdare Mahkemesince davacının iddiası araştırılmaksızın ve söz konusu talebi değerlendirilmeksizin dava dosyasının tekemmül ettiğinin kabulüyle 30/09/2020 tarihinde davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen yasal mevzuat ve ilkeler doğrultusunda taraflarca ileri sürülen iddialar ve bu iddiaları destekleyici bilgi ve belgelerin taraflara tebliğ edilerek cevap hakkının tanınması gerektiğinden, İdare Mahkemesince idare vekili tarafından dosyaya savunma ekinde sunulan belgeler yerine başka birine ait belgelerin kendisine tebliğ edildiği yolundaki davacı iddiasının dikkate alınıp, gerekli araştırmanın yapılması üzerine eğer dosyanın tekemmülü açısından bir eksiklik var ise söz konusu belgelerin davacıya tebliğinin sağlanması ve bunlara karşı davacıya savunma hakkının kullanması için tanınan sürenin ardından dosyanın tekemmülü sağlanmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, İdare Mahkemesince davalı idare vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilip edilmediği araştırılmaksızın, dosyanın tekemmül ettiğinin kabulüyle hüküm kurulmasında adil yargılanma hakkına uyarlık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi …. İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2023 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.