T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/752
Karar No : 2023/2613
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: 1- ...
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Vergi Dairesi Başkanlığı
... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, elde ettiği bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle tarh edilen 2015 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisinin; 2015/1-3, 4-6, 7-9,10-12 dönemlerine ilişkin aslı aranmayan geçici vergiler üzerinden kesilen vergi ziyaı cezalarının; 213 sayılı Kanunun 353/1 ve mükerrer 355/1-1 maddeleri uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının ve aynı Kanunun 352/1-8 maddesi uyarınca kesilen usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı adına düzenlenen vergi tekniği raporundaki tespitler ve davacının beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının elde ettiği bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı anlaşıldığından, dava konusu vergi zıyaı cezalı gelir vergisinde ve geçici vergiler üzerinden kesilen tek kat vergi ziyaı cezalarında hukuka aykırılık bulunmadığı; bununla birlikte, 213 sayılı Kanunun mükerrer 355/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında da hukuka aykırılık görülmediği; öte yandan, mahsup süresi geçmiş olan geçici vergi asıllarında, 213 sayılı Kanunun 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında ve aynı Kanunun 352/1-8 maddesi uyarınca kesilen usulsüzlük cezasında ise hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davacı adına 213 sayılı Kanunun mükerrer 355/1-1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından, istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının buna ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılması gerektiği; kararın diğer hususlara ilişkin hüküm fıkralarının ise usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabul, kısmen reddine; Mahkeme kararının kısmen kaldırılmasına, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, elde ettiği bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle adına yapılan tarhiyatın ve kesilen cezaların hukuka aykırı olduğu, temyiz isteminin kabulü ile kararın aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından, davacı adına yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin kabulü ile kararın aleyhe kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin incelenmeksizin gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Anayasanın "Kanuni hakim güvencesi" başlıklı 37. maddesinde, hiç kimsenin kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamayacağı; bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamayacağı düzenlenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (6545 sayılı Kanunla değişik) 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu kurala bağlanmıştır.
Aynı Kanunun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; aynı fıkranın (b) bendinde ise, konusu yüz bin Türk Lirasını (anılan Kanunun Ek 1. maddesine göre 2022 yılı için 261.000 TL) aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan davalar hakkında bölge idare mahkemelerinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmıştır.
İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un gerekçesinde; tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanunun gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte yandan, usul hukukunun yerleşik içtihatlarından olan "taleple bağlılık" ilkesi uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda, mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu, istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açıktır.
Bakılmakta olan davada, her ne kadar Vergi Mahkemesince 2015/1-3, 4-6, 7-9,10-12 dönemleri geçici vergi asılları yönünden hüküm kurulmuş ve Bölge İdare Mahkemesince de bu kısım yönünden istinaf başvurusu reddedilmiş ise de; dava dilekçesi incelendiğinde, davacı tarafından, geçici vergi asıllarının dava konusu edilmediğinin açıkça belirtildiği görülmüştür.
Bu durumda, Vergi Dava Dairesince, davacının talebiyle sınırlı olarak, dava konusu edilen 244.927,25 TL tutarındaki vergi ve cezalar hakkında yargılama yapılması ve hüküm kurulması gerekirken, davacının talebi genişletilerek, 2022 yılı için belirlenen temyiz sınırının aşılmasına ve bu suretle Anayasa'da düzenlenen kanuni hakim güvencesinin ihlal edilmesine sebep olunacak şekilde karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (6545 sayılı Kanunla değişik) 45. maddesinin altıncı fıkrasında, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu düzenlenmiştir.
Aynı Kanunun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; aynı fıkranın (b) bendinde ise, konusu yüz bin Türk Lirasını (anılan Kanunun Ek 1. maddesine göre 2022 yılı için 261.000 TL) aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan davalar hakkında bölge idare mahkemelerinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında sayılmıştır.
İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un gerekçesinde; tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanunun gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu hukuki durum karşısında; olayda, geçici vergi asıllarının dava konusu edilmediği, dava konusu edilen vergi ve cezaların 244.927,25 TL tutarında olduğu ve 2022 yılı için belirlenen temyiz sınırının altında kaldığı dikkate alındığında, işbu davaya ilişkin istinaf başvurusu üzerine verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmadığı görüşüyle, söz konusu kararın bozulması yönünde verilen Dairemiz kararına katılmıyorum.