T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/787
Karar No : 2023/943
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1-...Turizm Ulaşım İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti.
2-...Tur. İnş. Pls. Ürün ve Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ...Hizmetleri A Ş.
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/10/2022 tarih ve E:2022/4602, K:2022/6021 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: v Hizmetleri AŞ.'nin bazı havaalanları/ havalimanları ile şehir merkezleri ve aksi yönde yolcu taşıma hizmeti vermek üzere 31/12/2016 tarihine kadar yetkilendirilmesine ilişkin ...tarih ve ...sayılı işlem ile bu işlemin dayanağı olan Ulaştırma Bakanlığınca yayınlanan 24/07/2009 tarih, "Havayolu+Karayolu Kombine Yolcu Taşımaları" konu ve 2009/KUGM-23/YOLCU sayılı Genelge'nin 4. maddesinin (ı) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/10/2022 tarih ve E:2022/4602, K:2022/6021 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/03/2022 tarih ve E:2021/2477, K:2022/1010 sayılı bozma kararına uyularak;
Uyuşmazlığın çözümünün, havaalanları/havalimanları ile yerleşim yerleri arasında ve aksi yönde yapılacak yolcu taşımacılığının düzenlenmesi hususunda davalı Bakanlığın yetkisinin bulunup bulunmadığı, varsa bu yetkinin sınırının belirlenmesi noktasında toplandığı, bu durumda ilk olarak, söz konusu taşımacılığın düzenlenmesi hususunda davalı Bakanlığın yetkisinin bulunup bulunmadığı, devamında ise bu yetkinin sınırlarının ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği,
5216 sayılı Kanun'un 7. maddesi ile 5393 sayılı Kanun'un 15. maddesinde, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini planlamak, toplu taşıma araçlarına ruhsat vermek, bunların sayılarını, bilet ve ücret tarifeleri ile zaman ve güzergahlarını belirlemek görev ve yetkisi büyükşehir belediyelerine ve belediyelere verildiği, bununla birlikte sivil havacılık alanında özel bir düzenleme olan 2920 sayılı Kanun'un 43 ve 44. maddeleri ile davalı Bakanlık, havaalanlarında ve gerekli göreceği diğer yerlerde, sivil havacılık faaliyetlerinin güvenli, düzenli ve süratli bir biçimde yürütülmesini sağlamak, yolcu ve yük trafiği ile her türlü hizmetlerin çağdaş sivil havacılık ilkelerine ve ülke çıkarlarına uygun bir biçimde yürütülmesi amacıyla gereken önlemleri almaya ve aldırmaya yetkili kılındığı, yine işlem tarihinde yürürlükte bulunan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararmane'nin 2. ve 7. maddelerinde, ulaştırma, hizmetlerinin geliştirilmesi, kurulması, kurdurulması, işletilmesi ve işlettirilmesi hususlarında, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde, milli politika, strateji ve hedefleri belirlemek, karayolu ulaştırması faaliyetlerinin ticari, ekonomik, sosyal ihtiyaçlara ve teknik gelişmelere bağlı olarak ekonomik, seri, elverişli, güvenli, kaliteli, çevreye kötü etkisi en az ve kamu yararını gözetecek tarzda serbest, adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamında yapılmasını ve bu faaliyetlerin diğer ulaştırma türleriyle birlikte ve birbirlerini tamamlayıcı olarak hizmet vermesini sağlamak görev ve yetkisinin davalı Bakanlığa verildiği, bu yetki kapsamında hazırlanan ve işlem tarihinde yürürlükte bulunan Havalimanları Yer Hizmetleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinde ise, "ulaşım" hizmetinin, yer hizmetleri arasında sayıldığı ve şehir terminali ve/veya terminalleri ile havaalanı arasında ve/veya havaalanından çevre illere ve ilçelere yapılacak düzenli yolcu taşımacılığının, ilgili tüm mevzuata uyulması koşulu ile taleplere göre davalı Bakanlık tarafından düzenleneceği kuralına yer verildiği,
Buna göre, havaalanının belediye ve mücavir alan sınırları içinde kaldığı yerlerde belediyelerin de, davalı Bakanlıkla birlikte, havaalanı ile yerleşim yerleri arasındaki yolcu taşımacılığı konusunda yetkili olduğu, ancak burada vurgulanması gereken en önemli hususun, söz konusu hizmete yönelik olarak idarelerden birine tanınmış münhasır bir yetkinin bulunması halinde, diğer idarece yapılacak hizmet planlamasında, bu hususun dikkate alınması zorunluluğu olduğu, buna göre, davalı Bakanlık tarafından havaalanı ve yerleşim yerleri arasında yolcu taşımacılığının düzenlenmesi halinde, bu taşımacılığın, kanunla münhasıran belediyelere tanınan şehir içi toplu taşıma faaliyeti niteliğinde olamayacağı, taşımacılığın belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan kısımlarında kullanılacak olan güzergah ve durak yerlerinin ise, ilgili belediyece tespit edileceği,
Öte yandan; 4925 sayılı Karayolları Taşıma Kanunu'nun 1. maddesinde, karayolu taşımalarının diğer taşıma sistemleri ile birlikte ve birbirini tamamlayıcı olarak hizmet vermesi ve mevcut imkanların daha yararlı bir şekilde kullanılmasının, Kanun'un amaçları arasında sayıldığı, 2. maddesinde, Kanun'un kamuya açık karayolunda motorlu taşıtlarla yapılan yolcu ve eşya taşımalarını da kapsadığı, 5. maddesinde ise, karayolu ile taşımacılık yapılabilmesi için Bakanlıktan yetki belgesi almanın zorunlu olduğunun düzenlendiği,
Havaalanları ile şehir merkezi arasında yapılan taşımanın, esas itibarıyla karayoluyla yolcu taşımacılığı niteliğinde olduğu, 4925 sayılı Kanun uyarınca davalı Bakanlığın anılan taşımacılığın düzenlenmesi konusunda ülke sathında yetkili olduğu, 5216 ve 5393 sayılı Kanun'larda belediyelere tanınan yetkilerin ise, belediye ve mücavir alan sınırları içinde geçerli ve belirli konulara ilişkin özel bir yetki olduğu hususu dikkate alındığında, davalı Bakanlığın havaalanı ile yerleşim yerleri arasındaki yolcu taşımacılığına ilişkin yetkisinin, yalnızca havaalanı-terminal arası ile sınırlı olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı,
Bu durumda; taşımacılığın belediye ve mücavir alan sınırları içinde kalan kısmı bakımından, ilgili belediyelerce belirlenecek güzergah ve durak yerlerine uymak koşulu ile, davalı Bakanlık tarafından, havaalanı/havalimanı ile şehir merkezi/merkezleri ve aksi yönde yolcu taşımacığının düzenlenebileceğinin açık olduğu,
Nitekim, ...'ın yetkilendirilmesine ilişkin dava konusu işlem incelendiğinde, yetkilendirmenin ilgili belediye tarafından uygun görülecek şehir içi güzergahlar ile indirme/bindirme duraklarına uyulması ve belediye sınırları dışına çıkılmaması kaydıyla yapıldığı görüldüğünden, davalı idarenin 11/11/2015 tarih ve 74780 sayılı işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, şehir merkezi ve terminal kavramlarının birbirinden farklı anlamlar taşıdığı, mevzuatla davalı idarece yürütülmesi öngörülen yer hizmetlerinin havaalanı kompleksi ile sınırlı olduğu, söz konusu yer hizmetlerinin havaalanı ile şehir merkezi arasında yapılacak yolcu taşımacılığı faaliyetlerini kapsamadığı, bu taşımacılık konusundaki yetkinin yalnızca belediyelere ait olduğu, bu nedenle davalı idare tarafından havaalanı-şehir merkezi ve aksi yönde yapılacak yolcu taşımacılığı hususunda ...'ın yetkilendirilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, bozma üzerine kararın tüm sonuçları ile ortadan kalktığından, taraflarına da bozmaya uyularak verilen temyize konu karar tarihinde geçerli olan AAÜT uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare ve davalı idare yanında müdahil tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/03/2022 tarih ve E:2021/2477, K:2022/1010 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 27/10/2022 tarih ve E:2022/4602, K:2022/6021 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 04/05/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.