T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2023/813
Karar No:2023/1786
TEMYİZ EDENLER : 1. (DAVALI) : … Valiliği
2. (MÜDAHİL DAVALI YANINDA) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av…
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: "… ili, … ilçesi, … Beldesi, … Mahallesi, … ada, … parselde bulunan taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca açık teklif usulü ile satışına ilişkin 10/05/2022 tarihinde yapılan ihalenin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Tokat İdare Mahkemesi'nce verilen kararda;
Mahkemelerinin 11/11/2022 tarihli ara kararıyla davalı idareden, dava konusu taşınmazın satışına ilişkin ilan metninin … ili, … ilçesi, … Beldesi, … Mahallesi'nde ilana çıkarılıp çıkarılmadığının sorulduğu, ilana çıkarılmış ise askı-ilan tutanağının gönderilmesinin istenildiği, davalı idarenin 22/11/2022 tarihli cevabî yazısında, … ilçesi, … Beldesi, … Mahallesi Muhtarı …'e 22/04/2022 tarihinde ilan metninin tebliğ edildiği, ancak ilan askı tutanağının bulunmadığının belirtildiği; diğer taraftan, Mahkemelerinin E…. sayılı dosyasında … Mahallesi Muhtarı … tarafından dava konusu ihalenin iptali istemiyle açılan davada; dava dilekçesinde, söz konusu ihale ilanı üzerine … Belediye Başkanı ile görüşme yapıldığı, bu görüşmede anılan taşınmazların Belediye tarafından alınmak ve ifraz yoluyla konut parselleri üretilmek suretiyle konut ihtiyacı olanlara tahsis edileceğinden Mahalle Muhtarlığınca ilan yapılmamasının tavsiye edilmesi üzerine söz konusu taşınmazların satışına ilişkin ilanın yapılmadığının beyan edildiği, bu durumda, Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün "Genel Satış" konulu ... tarih ve ... sayılı yazısı uyarınca, dava konusu ihaleye ilişkin ilan metninin, taşınmazın bulunduğu … ilçesi, … Beldesi, … Mahalle Muhtarlığı'nda ilan edilerek duyurulması ve buna ilişkin tanzim edilen tutanağın ihale tarihinden önce il müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği hâlde, ihaleye ilişkin ilan metninin … Mahalle Muhtarlığı'nda ilan edildiğine dair tutanak tanzim edilerek il müdürlüğüne gönderilmeksizin gerçekleştirilen dava konusu ihalede hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının yapı kayıt belgesi sahibi olmasının ve ihale tarihinden önce yapmış olduğu satın alma başvurusunun, taşınmazların mevcut durumundan ve yapılan işlemlerden haberdar olduğunu gösterdiği, ihalenin ilanına ilişkin yazının ilgili muhtara ulaştırıldığı ve bu kişinin ihaleden haberdar olduğu, bu nedenle davacı tarafından iddia edilen belediye başkanı ile muhtar arasındaki problemin kendilerine yükletilemeyeceği; davalı yanında müdahil tarafından, yapı kayıt belgesi sahibi olmasının davacıya bir tasarruf hakkı tanımadığı, ihalenin usulüne uygun biçimde duyurulduğu, davacının yapı kayıt belgesi sahibi olması ve ihale tarihinden önce yapmış olduğu satın alma başvurusunun taşınmazların mevcut durumundan ve yapılan işlemlerden haberdar olduğunu gösterdiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, muhtar tarafından ihale ilanının yapılmamasının idari işlemin sıhhatini sakatlayacağı, davalı idarenin temyiz iddialarının hukuka aykırı olduğu, Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün 06/04/2021 tarihli yazısının gereğinin yerine getirilmediği, yapı kayıt belgesi sahibi olmasının dava konusu ihaleden haberdar olduğuna ilişkin bir karine teşkil etmeyeceği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki … İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme'ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 11/04/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ikinci fıkrasının (a) bendinde, bu sürelerin idarî uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başladığı, dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; "İvedi yargılama usulü" başlıklı 20/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihaleden yasaklama kararları hariç ihale işlemlerinden doğan uyuşmazlıklarda ivedi yargılama usulünün uygulanacağı; 2. fıkrasının (a) bendinde, ivedi yargılama usulünde dava açma süresinin otuz gün olduğu düzenlenmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 7. maddesinde, idarî işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlayacağı kurala bağlanmak suretiyle dava açma süresinin başlamasında "yazılı bildirimin” esas alınması gerektiği, ilanı gereken düzenleyici işlemlere karşı açılan idarî davalarda ise, dava açma süresinin hesabında bildirim yerine ilanın esas alınarak sürenin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlaması gerektiği öngörülmüştür.
Düzenleyici işlemler dışında kalan bireysel nitelikteki idarî işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda ise, dava açma sürelerinin hesabında, işlemin ilgilisine tebliğ edildiği tarihin esas alınması gerekmekle birlikte, özellikle idarenin tesis ettiği işlemin doğrudan tarafı olmayan ve bu nedenle de idarece yazılı bildirim zorunluluğu bulunmayan kişilerin açacakları davalarda, bu kişilerin idarî işlemi öğrenme tarihinin belirlenebildiği durumlarda, öğrenme tarihinin esas alınması gerektiği yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. Bu itibarla, ihale kararı, ilanı gereken düzenleyici işlem olmadığından dava açma süresinin ilan veya ihale tarihinden itibaren başlatılmaması, yazılı bildirim yapılan hâllerde bildirim tarihinde, yazılı bildirim yapılmayan hâllerde ise işlemin öğrenildiği tarihi izleyen günden itibaren başlatılması gerekmektedir.
Ancak, işlemin öğrenme tarihinin belirlenmesi her zaman mümkün olmadığı gibi işlem, çok uzun süre sonra da öğrenilmiş olabilir veya daha önce öğrenildiği hâlde aksi ispat edilemeyeceği için hakkın kötüye kullanılması suretiyle yeni öğrenildiği beyan edilerek dava açılabilir. Oysa ki dava açma süresi, kamu düzenine ilişkin bir konu olup, sürenin başlangıcının kişilerin takdirine bırakılması mümkün değildir.
İdari işlemin tarafı olmayan ve kendisine bildirim yapılmayan kişiler tarafından, işlemin yeni öğrenildiği beyan edilerek, işlemin tesis edildiği tarihten uzunca bir zaman geçtikten sonra dava açılması hâlinde, idarî işlemler ve dolayısıyla işlem neticesi elde edilen haklar devamlı olarak iptal edilme riskine maruz kalacaktır. Bu risk nedeniyle de idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin ihlâli sonucu doğacak ve bu durum, kamu hizmetlerinin işleyişini aksatacağı için de kamu düzeni bozulacaktır.
Bu nedenle hukuki güvenlik ve idari istikrarın sağlanması ile kişilerin mahkemeye erişim haklarının korunması arasında âdilâne dengenin kurulması gerekmekte olup, bu denge her bir somut uyuşmazlığın özelliğine göre yargı mercilerince makul bir dava açma süresi belirlenmesiyle sağlanabilir.
Nitekim Fransız Danıştayı 13/07/2016 tarihli M.A.B. kararında dava açma süresine ilişkin olarak, Fransız İdarî Yargı Kanunu'ndaki düzenlemelerden hareketle, başvuru yolları, başvuru ve dava süreleri konusunda bilgi verme zorunluluğuna uyulmaması veya idarenin bu bilgileri ilgiliye verdiğine dair kanıt bulunmaması hâllerinde, ilgili kişiye İdarî Yargı Kanunu'nda yer alan genel dava açma sürelerinin uygulanmayacağını ve kişilerin dava açma süreleri geçmiş olsa bile dava açabilecekleri, ancak "hukukî güvenlik” ilkesinin kişilerin süresiz olarak, her istedikleri zaman dava açamamalarını gerektirdiği, bununla birlikte dava yollarına makul süreler içerisinde başvurulabileceği yönünde karar vermiştir. (Conseil d'Etat, Asambleé, 13/07/2016, No:387763) (Erişim: https://www.conseil-etat.fr/arianeweb - Ariane Web Arama Motoru) (Kararın çevirisi için bkz. AYDIN, M. A., Başvuru Yolu ve Süresi Gösterilmeyen Tebligatın Dava Açma Süresine Etkisi, Fransız Danıştayı'nın Eski Polis Komiseri M.A.B. Kararı, Terazi Hukuk Dergisi, C. 12, S. 134, Ekim 2017, s. 86-89)
Anılan kararda makul sürenin belirlenmesindeki amaçlardan biri ise, “dava açma süresinin makul süre ile sınırlandırılması, muhtemel davalı idarelerin aşırı gecikmeli açılan davalar sonucu çıkabilecek iptal kararlarına maruz kalmalarını önleyecek, adaletin daha iyi işlemesini sağlayacak ve hukukî durumların güvenliğe ve sabitliğe kavuşmasını sağlayacaktır." şeklinde belirtmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Tokat Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 10/05/2022 tarihinde gerçekleştirilen ihalenin iptali istemiyle 14/10/2022 tarihinde, yani işlem tarihinden 5 ay sonra dava açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu ihale işlemi açısından, makul süre olarak belirli bir süre öngörmek güç olmakla birlikte, işlemin niteliği ve işlemin doğrudan davacının bir hakkına yönelik olmadığı dikkate alındığında, ihale tarihinden 5 ay sonra açılan davanın süresinde olmadığının kabulü hakkaniyete uygun olacağından davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.