T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2023/85
Karar No : 2023/3787
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- …3- … 4- …5- … 6- …7- … 8- …9- … 10- … 11- … 12- … 13- …14- … 15- …16- …17- … 18- …19- … 20- …
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından; Artvin ili, Merkez ilçesi, … köyünde bulunan … ada …, …, …, …, …, … ve … sayılı parsellerde murisleri Şuayip Fırtına adına kayıtlı taşınmazlara Deriner Baraj gölünün su tutması ve Deriner Barajı HES'in aktif üretime geçmesi nedeniyle ulaşamadıklarından bahisle meydana geldiği ileri sürülen zararlarına karşılık 686.773,60 TL (miktar artırımı ile 1.023.169,56 TL) maddi tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların Artvin il merkezine ulaşım için kullanılan yol mesafesinin artması ile davalı idarenin anılan bölgede gerçekleştirmiş olduğu baraj çalışmaları arasında doğrudan bir ilişki bulunduğu, bu durumun da davacıların taşınmazlarından istifade etmesini -davalı idarenin çalışmalarından önceki durumuna kıyasla- daha maliyetli hale getirdiği gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 848.654,64 TL maddi tazminatın 20.000,00 TL'lik kısmının … Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açma tarihi olan 06/04/2015 tarihinden, 666.773,60 TL'lik kısmının adli yargıdaki miktar artırım tarihi olan 18/12/2015 tarihinden, 161.881,04 TL'lik kısmının ise miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ edildiği 30/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; taraflarca yapılan istinaf başvurularının, yasal faizin başlangıç tarihi yönünden düzeltme yapılması suretiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davanın adli yargıda görülmesi gerektiği, idareleri tarafından baraj projesinden etkilenen köy yolları için yeniden bağlantı yolları yapıldığı, ulaşımda değişiklik olmadığı, zarar doğmuş ise kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi gereğince idarece karşılanmasına olanak bulunmadığı, miktar artırımı yapılan kısma davalı idareye tebliğ tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davacılar tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden, davalı idare tarafından yürütülen Deriner Barajı ve HES çalışmaları kapsamında Deriner Barajı’nın 24/02/2012 tarihinden itibaren su tutmaya başlaması ve baraj projesine bağlı çalışmalar nedeniyle davacıların murisleri Şuayip Fırtına adına kayıtlı olan Artvin ili, Merkez ilçesi, … köyünde bulunan tapunun … ada .., …, …, …, …, … ve … sayılı parsellerinde kayıtlı taşınmazlarına makul ulaşım imkanının kalmadığı ve üretim maliyetlerinin de artması sebebiyle davalı idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı taşınmazlarda değer kaybı oluştuğu ileri sürülerek uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık olarak 686.773,60 TL (miktar artırımı ile 1.023.169,56 TL) maddi tazminatın … Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
A) Temyize konu kararın davacılardan ... ve ... yönünden incelenmesi:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinde, "Dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik ve niteliğinde değişiklik olursa, davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar; gerçek kişilerden olan tarafın ölümü halinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verilir. Dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemiş ise, varsa yürütmenin durdurulması kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükümlerine yer verilmiştir.
2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin "yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçeler iptal edilir." hükmünden kastedilen münhasıran ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olan, başkalarına devir ve temliki veya miras yoluyla intikali mümkün olmayan haklarla ilgili davalardır. Bunun dışında, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, ölene ait bulunan bütün haklar, mallar ve borçlar mirasçılara geçeceğinden, dava açılmakla mameleki niteliğe dönüşen haklar da ölenin malvarlığının bir bölümünü oluşturacağından, açılmış bulunan bu tür davaları ölenin mirasçılarının takip etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı ...'nın 05/11/2021 tarihinde, davacı ...'nın ise 29/06/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; Mahkemece, adı geçen davacıların vefat etmiş olduğu ve uyuşmazlığın yalnız öleni ilgilendiren bir dava niteliğinde bulunmadığı gözetilerek, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçıların başvurmasına kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
B) Temyize konu kararın davacılardan ... ve ... dışındaki diğer davacılar yönünden incelenmesi:
İLGİLİ MEVZUAT:
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları ödemekle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin kusursuz sorumluluğu, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Kusursuz sorumluluk sebeplerinden olan “kamu külfetleri karşısında eşitlik” ya da diğer adıyla “fedakârlığın denkleştirilmesi” ilkesi, nimetlerinden tüm toplum tarafından yararlanılan idarenin eylem ve işlemlerinden doğan külfetlerin, sadece belli kişi veya kişilerin üstünde kalması durumunda, bu kişi veya kişilerin uğradığı zararların, kusuru olmasa dahi idarece tazminini öngörmektedir. Risk sorumluluğundan farklı olarak burada, kazalardan kaynaklanmayan, diğer bir deyişle arızi nitelikte olmayan, önceden öngörülebilen zararların tazmini söz konusudur. İdari faaliyetin doğal sonucu olan bu zarar, etki alanı bakımından sınırlı, özel ve olağan dışı nitelik arz etmektedir.
Kamu hizmetinin yürütülmesinin neden ve etkisinden kaynaklanan bir zararın doğmaması için idarece her türlü tedbir alınmasına rağmen, hizmetin doğal ve zorunlu bir sonucu olarak ortaya çıkan, hizmetten yararlananlar yönünden genel ve olağan nitelikteki bir külfetten kaynaklanan zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece karşılanmasına olanak bulunmamaktadır. Kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan bir zararın, kamu külfetleri karşısında eşitlik ilkesi uyarınca idarece karşılanabilmesi için, uğranıldığı ileri sürülen zararın kamu külfeti olmaktan çıkıp, hizmetten yararlananlar yönünden özel ve olağandışı bir niteliğe dönüşmüş olması gerekir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince davacıların zararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucunda hazırlanan ve hükme esas alınan 07/12/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda; 2012 yılından önce dava konusu parsellerden Artvin merkezine ulaşımın 41.27 km olduğu, 2012 yılından sonra göl seviyesinin üzerinde ve tünellerle kısaltılan yeni Artvin-Erzurum yolunun yapıldığı, bu durumda parsellerle Artvin merkez arasındaki mesafenin 22.2 km'ye düştüğü, bu durumun uzun sürmeyerek baraj gölünün su tutması ile mesafenin 63.11 km'ye ulaştığı, buna göre barajın yapılmasından sonra ilk duruma göre 63.11-41.27=21.84 km yolun uzadığı, kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle yapılan hesaplamalara göre davacıların taşınmazlarının değer kaybının toplam 848.654,64 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından baraj yapımı sebebiyle taşınmazlarının değer kaybına uğradığı belirtilerek zararlarının tazmini istenilmişse de, Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre davalı idarenin eylemi neticesinde davacıların taşınmazları üzerindeki mülkiyet haklarına bir sınırlama getirilmediği, davacıların taşınmazlarından yararlanma imkanlarının tamamen ortadan kalkmadığı, sadece taşınmazlara ulaşımın bir miktar uzadığı anlaşıldığından bölgeye baraj yapılmasının bölge halkının faydasına olduğu ve bölgenin değerini artırdığı, taşınmazlara olan ulaşımın kabul edilebilir ölçüde uzadığı hususları dikkate alındığında davacıların üstün kamu yararı gereği kamu külfetine katlanması gerekmekte olup, söz konusu durum davacılar için özel ve olağanüstü bir zarar niteliğinde olmadığından idarece karşılanmasına olanak bulunmamaktadır.
Bu itibarla; davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının İdare Mahkemesi kararının düzeltilmesi suretiyle reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının davacılardan ... ve ... yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 26. maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanmasını teminen BOZULMASINA, diğer davacılar yönünden ise esastan BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/06/2023 tarihinde davacılardan ... ve ... yönünden oy birliği, diğer davacılar yönünden ise esasta oy birliği, gerekçede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Temyize konu kararda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; baraj yapımından sonra davacıların taşınmazlara olan ulaşımlarının 21.84 km uzadığının açık olduğu, davacılara ait taşınmazlara ilişkin değer kaybının kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle belirlendiği, taşınmazların gerçek değerlerinin tespit edilmediği görüldüğünden söz konusu taşınmazların kapitalizasyon faizi uygulanmaksızın taşınmazlara en yakın nitelikteki emsalleri dikkate alınarak baraj yapımından önceki değeri ile baraj yapımından sonraki gerçek değerlerinin tespit edilerek taşınmaz değerlerinde artış olduğunun tespit edilmesi halinde zarar oluşmadığından tazmin edilmeyeceği, değerlerinde azalma olduğunun tespit edilmesi halinde ise davacıların zararının tazminine karar verilmesi gerektiği oyuyla temyize konu kararın davacılardan ... ve ... dışındaki diğer davacılar yönünden bozulmasına ilişkin Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.