T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9335
Karar No : 2024/86
DAVACI : … Esnaf Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN ÖZETİ : İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 02/09/2020 tarih ve 14210 sayılı "Covid-19 Ek Tedbirler" konulu Genelgesinin ilk dört maddesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu Genelgenin mülkiyet hakkı ile çalışma ve sözleşme hürriyetini sınırlandırdığı, iş yerlerinin kapatılmasının kanuni dayanağının bulunmadığı, mülkiyet hakkını sınırlama sebepleri arasında genel sağlık sebebinin bulunmadığı, düğün salonlarının hastalığa neden olduğu veya hastalığı yaydığının tespit edilmediği, Genelge veya İl ve İlçe Hıfzıssıhha Kurulu kararları ile temel hak ve hürriyetlerde sınırlama getirilemeyeceği, Genelgenin yetki ve şekil unsurları bakımından sakat olduğu, sadece düğün salonlarının kapatılmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : İdarelerince yayımlanan genelgelerin icrai niteliğinin bulunmadığı, Valilikler ve Kaymakamlıklarca alınacak tedbirlerin ülke genelinde yeknesaklığının sağlanmasına yönelik olduğu, konuya ilişkin icrai nitelikli kararların İl ve İlçe Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alındığı, idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, kararların 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nun verdiği yetkiye istinaden alındığı, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunca geliştirilen tavsiyeler doğrultusunda Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde kararlaştırılan tedbirlerin zorunluluktan kaynaklandığı ve keyfilikten uzak olduğu, tedbirlerin belirlilik ilkesine halel getirmediği, herhangi bir sektör veya gruba ayrımcılık yapılmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Genelge, 01/07/2021 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: …
DÜŞÜNCESİ : Dava; davacı Sendika tarafından, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 2.9.2020 gün ve 14210 sayılı "Covid-19 Ek Tedbirler” konulu Genelgesinin l, 2, 3 ve 4'üncü maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin ortada idari dava konusu olabilecek icrai nitelikte bir işlem bulunmadığına ve husumete ilişkin itirazları dikkate alınmayarak, işin esasının incelenmesine geçilmiştir.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 1'inci maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve İçtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” hükmüne yer verilmiş; 27'nci maddesinde ise; "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9'uncu maddesinde; "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Bu sıfatla: A) (Değişik: 2/7/2018 KHK/703/138 md.) Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler." hükmüne, 11'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde; "İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır.” hükmüne yer verilmiştir.
İdare hukukunda normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan Genelgeler, bir Yönetmeliğe dayalı olarak ve yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla çıkarılırlar. İdarelerin, normlar hiyerarşisine uygun olarak kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri alma ve bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma vetkisine sahip olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, devletin yetkili kurumlarınca bir yandan Covid-19 salgını ile mücadele edilirken bir yandan da salgının seyri göz önünde bulundurulmak ve önümüzdeki günlerde salgın durumunun belirsizliği ile mevsimsel koşullar dikkate alınmak suretiyle normalleşme sürecinin ilk adımlarının atılmaya başlandığı, tüm bu gelişmelere binaen toplum sağlığının korunması kapsamında çalışmalara başlandığı, bu çalışmalara esas olmak üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanlığından ve Koronavirüs Bilim Kurulundan görüş istendiği, söz konusu kurumların önerileri ile Cumhurbaşkanlığının Talimatları doğrultusunda uygulamaya geçirilen tedbirler kapsamında yayımlanan genelgenin davaya konu edilen kısmıyla, sokak/köy düğünü, sünnet düğünü, kına gecesi, nişan vb. etkinliklere izin verilmemesine, merasim şeklinde yapılabilecek düğünler ile nikahların bir saat süre içerisinde tamamlanmasına, düğün salonlarında sandalye/koltuk düzeninin fiziki koşullara uygun olmasına, kapalı içme suyu hariç olmak üzere ikram yapılmamasına İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünce karar verildiğinin 81 il Valiliğine duyurulduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla davalı idarenin, küresel etkileri olan salgın hastalığın seyrine bağlı olarak tedbirler alma ve daha önce alınmış olan kararları güncelleme noktasında takdir yetkisi bulunduğundan, anılan takdir yetkisine istinaden solunum yoluyla çok kolaylıkla bulaşan virüsün yayılmasını önlemek, sosyal izolasyonu temin etmek, kalabalık ortamlarda fiziki mesafeyi korumak, bu süreçte yaşanabilecek olumsuzlukları asgari seviyeye indirmek amacıyla, memleketin sağlık şartlarını düzenlemek ve kişilerin sağlığına zararlı bütün hastalıklarla mücadele etmek üzere, 1593 sayılı Umumi Hıfsızsıhha Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve pandeminin seyrine göre tedbir alınmasına yönelik hükümlere uygun olarak yayımlanan genelgenin iptali istenilen kısımlarında hukuka ve kamu yararına aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünün 02/09/2020 tarih ve 14210 sayılı "Covid-19 Ek Tedbirler" konulu Genelgesinin ilk dört maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarece, 01/07/2021 tarihinden itibaren pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığı, işletme ve iş yerlerine dair bu kısıtlamanın da son bulduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, dava konusu Genelge yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 09/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.