T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9420
Karar No : 2023/7431
DAVACI : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Bakanlığı (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenleyici işlemin iş yeri düzenine ve iş güvenliğine ilişkin olduğu ve netice itibariyle işçilerin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi sonucunu doğurabilecek nitelikte olduğu, düzenlemenin Anayasa'ya veya Kanuna dayanmadığı, Çalışma Genel Müdürlüğü'nün Yönetmelik yayınlayamayacağı, işverene tek taraflı geniş bir takdir hakkı tanındığı, çalışma barışının bozulacağı, 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu'nda da koronavirüsle mücadeleye ilişkin bir hükme yer verilmediği, hukuki belirlilik, hukuki kesinlik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu gibi yetki, şekil, konu ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Çalışanların sağlığının korunmasına ilişkin hususların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görev ve yetkileri arasında sayıldığı, çalışanların ve halk sağlığının korunması açısından haftada bir PCR testi istenmesi zorunluluğunun hasıl olduğu, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 06/11/1930 tarihinde Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti eliyle yürütülen hizmetlerin günümüzde farklı Bakanlıklar eliyle yürütüldüğü, Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 3. maddesinin 9. fıkrasında yer alan “mesai ve san’at hıfzıssıhhası işleri” arasında “iş sağlığı ve güvenliği”nin de yer aldığı, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin yetkinin günümüzde Bakanlıklarına ait olduğu, düzenlemenin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na aykırılık teşkil etmediği, çalışanların işyerindeki biyolojik etkenlere maruziyetinden kaynaklanan veya kaynaklanabilecek sağlık ve güvenlik risklerinin önlenmesi ve bu risklerden korunmasına dair hususların Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik ile düzenlendiği, Koronavirüs hastalığı bütün toplumu maruziyet altına aldığından 6331 sayılı Kanun kapsamına giren bütün işyerlerinin anılan Yönetmelik kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Yönetmeliğin Ek-VII kısmında Koronavirüslerin biyolojik etken sınıfında sayıldığı, çalışanın aşı olmasının işverenin yükümlülükleri arasında yer aldığı, işverenin gerekli tedbirleri alma, işçinin de bu tedbirlere uyma noktasında yükümlülüğü bulunduğu, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Genelge, 15/01/2022 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genel Yazısı'nın iptali istenilmektedir.
İdare hukukunda normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan Genelgeler, bir Yönetmeliğe dayalı olarak ve yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla çıkarılırlar. İdarelerin, normlar hiyerarşisine uygun olarak kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri alma ve bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma yetkisine sahip olduğu açıktır.
Dava konusu Genel Yazının, İçişleri Bakanlığının "PCR Test Zorunluluğu" konulu 15/01/2022 tarih ve 22954 sayılı Genel Yazısı ile uygulamadan kaldırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu Genelge yürürlükten kaldırıldığından bu aşamada dava konusuz kalmış olup, karar verilmesine yer olmadığı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının "İşyerlerinde COVID-19 Tedbirleri" konulu 02/09/2021 tarih ve 99 sayılı Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava açıldıktan sonra anılan Genelgenin davalı idare tarafından 15/01/2022 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu işlem yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 26/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.