T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9441
Karar No : 2024/91
DAVACI : ... Hizmet İşletmeleri Gıda Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI :... Bakanlığı
VEKİLİ : ...
DAVANIN KONUSU : İçişleri Bakanlığının 02/06/2020 tarih ve 8591 sayılı Genelgesinin, koronavirüs tedbirleri kapsamında taverna ve benzeri faaliyette bulunan alkollü eğlence yerlerinin faaliyetlerinin durdurulmasına devam edilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : İş yerinin alkollü içki satış ve servisi yapılan ve bu amaçla ruhsatlandırılmış bir yer olduğu, alkollü içki servisi yapılan bir takım yerlere sınırlı şekilde de olsa izin verilirken kendileri bakımından sınırlamanın tamamen devam etmesinin yerinde olmadığı, sosyal mesafeye dikkat edilmesi zor olan düğün salonları, hamam, sauna vb. yerlere dahi izin verildiği, bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Kontrollü normalleşme döneminde, sadece temel ihtiyaçlara yönelik olarak yeme - içme yerlerinin faaliyetlerine sınırlı olarak izin verildiği, süreç boyunca kapalı kalmak zorunda olan yerlerin eğlence mekanları olduğu, bu mekanlarda alkolün yoğun olarak tüketildiği ve sosyal mesafeye dikkat edilemediği, alkolün de yayılım hızını arttırdığına Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çalışmalarda da yer verildiği, ayrıca Bakanlıklarınca çıkarılan genelgelerin icrai nitelik taşımadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava konusu Genelge, 01/07/2021 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ...
DÜŞÜNCESİ : Dava; davalı idarenin 02/06/2020 tarih ve 8591 sayılı Genelgesinin, koronavirüs tedbirleri kapsamında taverna ve benzeri faaliyette bulunan alkollü eğlence yerlerinin faaliyetlerinin durdurulmasına devam edilmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 1'inci maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve İçtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.” hükmüne yer verilmiş; 27'nci maddesinde ise; "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 9'uncu maddesinde; "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Bu sıfatla: A) (Değişik: 2/7/2018 KHK/703/138 md.) Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler." hükmüne, 11'inci maddesinin 1'inci fıkrasının (c) bendinde; "İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır.” hükmüne yer verilmiştir.
İdare hukukunda normlar hiyerarşisinde Yönetmeliklerden sonra gelen düzenleyici işlemlerden olan Genelgeler, bir Yönetmeliğe dayalı olarak ve yönetmelik hükümlerine açıklık getirmek amacıyla çıkarılırlar. İdarelerin, normlar hiyerarşisine uygun olarak kamu hizmetinin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için gerekli önlemleri alma ve bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma vetkisine sahip olduğu açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, "Coronavirus Tedbirleri" konulu 16/03/2020 tarih ve 5361 sayılı İçişleri Bakanlığı Genelgesi ile, Umuma Açık İstirahat ve Eğlence Yerleri olarak faaliyet yürüten tiyatro, sinema, gösteri merkezi, konser salonu, nişan/düğün salonu, çalgılı/müzikli lokanta/kafe, gazino, birahane, taverna, kahvehane, kıraathane, kafeterya, kır bahçesi, nargile salonu, nargile kafe, internet salonu, internet kafe, her türlü oyun salonları (atari, playstation vb.), her türlü kapalı çocuk oyun alanları (AVM ve lokanta içindekiler dahil), çay bahçesi, dernek lokalleri, lunapark, yüzme havuzu, hamam, sauna, kaplıca, masaj salonu, SPA ve spor merkezlerinin faaliyetlerinin 16/03/2020 tarihinde saat 24.00 itibarıyla durdurulmasına karar verildiği; devam eden süreçte düzenlenen 02/06/2020 tarih ve 8591 sayılı Genelge ile, salgına karşı yapılan mücadelede kaydedilen olumlu gelişmeler doğrultusunda kontrollü sosyal hayat sürecine geçilmesi sebebiyle 28/05/2020 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde Bilim Kurulu önerileri doğrultusunda kapatılan ve/veya faaliyetleri kısıtlanan işletmelerin faaliyetlerine başlayabileceğinin kararlaştırıldığı, ancak faaliyetleri geçici bir süreliğine durdurulan internet kafeler, playstation vb. oyun salonları ile pavyon, gazino, meyhane, bar, birahane, taverna, disko ve benzeri yerlerin faaliyetlerine ilişkin kısıtlamaların geçici bir süre daha devam edeceğine karar verildiği davanında anılan genelgeye karşı açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından, iş yerinin alkollü içki satış ve servisi yapılan ve bu amaçla ruhsatlandırılmış bir yer olduğu, alkollü içki servisi yapılan bir takım yerlere sınırlı şekilde de olsa izin verilirken kendileri bakımından sınırlamanın tamamen devam etmesinin yerinde olmadığı, sosyal mesafeye dikkat edilmesi zor olan düğün salonları, hamam, sauna vb. yerlere dahi izin verildiği, bu durumun eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmekte; Davalı idare tarafından ise, kontrollü normalleşme döneminde, sadece temel ihtiyaçlara yönelik olarak yeme - içme yerlerinin faaliyetlerine sınırlı olarak izin verildiği, süreç boyunca kapalı kalmak zorunda olan yerlerin eğlence mekanları olduğu, bu mekanlarda alkolün yoğun olarak tüketildiği ve sosyal mesafeye dikkat edilemediği, alkolün de yayılım hızını arttırdığına Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan çalışmalarda da yer verildiği bu nedenle hukuka uygun olan genelgeye karşı açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulunun önerileri göz önüne alınarak, Covid-19 küresel salgını ile yapılan mücadelede kontrollü sosyal hayat sürecine geçilmesi esnasında yayınlanan dava konusu genelgenin, ülkemizin sağlık şartlarını düzenlemek ve kişilerin sağlığına zararlı bütün hastalıklarla mücadele etmek üzere, 1593 sayılı Umumi Hıfsızsıhha Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve pandeminin seyrine göre tedbir alınmasına yönelik hükümlere uygun olduğu, bu nedenle genelgenin iptali istenilen kısımlarında hukuka ve kamu yararına aykırı bir husus bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer yandan, 27/06/2021 tarihli Genelge üzerine tam kapanma tedbirleri döneminin sona ermesi ve vaka sayılarında belirgin bir düşüş sağlanması ile birlikte 01/07/2021 tarihinden itibaren anılan iş yerlerinin faaliyetlerine devam etmelerine izin verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava, İçişleri Bakanlığının 02/06/2020 tarih ve 8591 sayılı Genelgesinin, koronavirüs tedbirleri kapsamında taverna ve benzeri faaliyette bulunan alkollü eğlence yerlerinin faaliyetlerinin durdurulmasına devam edilmesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarece, tam kapanma tedbirleri döneminin sona ermesi ve vaka sayılarında belirgin bir düşüş sağlanması ile birlikte, dava konusu işlemin 01/07/2021 tarihi itibarıyla yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, dava konusu Genelge yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 09/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.