T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9452
Karar No : 2024/93
DAVACI : … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 30/04/2021 tarih ve 422927 sayılı "Tam kapanma ve muafiyet" konulu işleminin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : İçişleri Bakanlığının 27/04/2021 tarih ve 7576 sayılı Genelgesi ile tam kapanma döneminde ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi maske ve dezenfektan üretimi, nakliyesi ve satışına ilişkin faaliyet yürüten iş yerleri ile buralarda çalışanların sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulduğu, dava konusu işlem ile optisyenlik müesseselerinin muafiyetin kapsamından çıkarılmasının eşitlik ve kamu yararı açısından hukuka aykırı olduğu, işlem nedeniyle yüksek numaralı gözlük kullanan kimselerin hayat kalitesinin büyük ölçüde etkileneceği ve mağduriyet yaşayacakları, işlemin amaç unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı ve davacının görülmekte olan davayı açmakta menfaati bulunmadığı, esas yönünden ise, Dava konusu işlemin halihazırda yürütülebilir durumda olmadığı ve davacı şirketin de bu işlemin iptalinde halihazırda bir menfaatinin bulunmadığı, zira dava konusu işlemin, Covid-19 pandemisi sebebiyle optisyenlik müesseselerinin kapalı tutulması yönünde olduğu, İçişleri Bakanlığının 27/06/2021 tarih ve 10530 sayılı yazısı ile 01/07/2021 tarihinden itibaren pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığı ve dolayısıyla pandemi sebebiyle kapalı kalması öngörülen işletme ve iş yerlerine dair bu kısıtlamanın da son bulduğu, dava konusu işlemin uygulanabilirlik/yürütülebilirlik vasfının ortadan kalktığı ve bu sebeple bu işlemin iptal edilmesinde davacı şirketin güncel bir menfaatinin kalmadığı, işbu davada iptal kararı verilmesinin hukuk aleminde yaratacağı bir yenilik bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 703 sayılı KHK ile Kurumun kaldırıldığı, ancak halihazırda 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 506. ve devamındaki maddelerine göre varlığını sürdürmekte ve görevlerini icra etmekte olduğu, dolayısıyla düzenleme yapma yetkisinin bulunduğu, dünya genelinde Covid-19 pandemisinin yaşandığı, pandemiyle mücadele devam etmekle birlikte koronavirüsün mutasyonla oluşan yeni varyantları sebebiyle bulaşıcılığı tekrar artabilmekte ve dolayısıyla toplum sağlığının ve kamu düzeninin korunabilmesi ve hastalığın yayılım hızının kontrol altına alınabilmesi için alınan tedbirlerin de güncellenmesi ve yenilenmesinin gerekebildiği, bu yönde, 26/04/2021 tarihinde alınan kararla tam kapanma dönemine geçildiği ve İçişleri Bakanlığının 27/04/2021 tarihli ve 7576 sayılı yazısı ile 29/04/2021 günü, saat 19.00’dan, 17/05/2021 günü, saat 05.00’e kadar tam kapanma kararı alındığı, bu yazıda, tam kapanma sürecinde alınan tedbirler kapsamında ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi maske ve dezenfektan üretimi, nakliyesi ve satışına ilişkin faaliyet yürüten iş yerleri ile buralarda çalışanlar sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulduğu, bunun üzerine Kurumca 81 il sağlık müdürlüğüne hitaben yazılan 28/04/2021 tarih ve 419353 sayılı yazı ile; kısıtlama günlerinde tıbbi cihaz satış merkezleri, optisyenlik müessesesleri, işitme cihazı merkezleri, ısmarlama protez ve ortez merkezleri ile diş protez laboratuvarlarının 10.00 – 17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecekleri hususunun bildirildiği, ancak, salgın sürecinde sahada yaşanan sorunlar sebebiyle keyfiyetin yeniden değerlendirildiği ve optisyenlik müesseseleri ve işitme cihazı satış ve uygulama merkezlerinin söz konusu muafiyetinin kaldırılması mecburiyetinin doğduğu, bunun üzerine Kurumca, bu hususu bildirmek üzere, 81 il sağlık müdürlüğüne hitaben dava konusu 30/04/2021 tarih ve 422927 sayılı yazının yazıldığı, Kurumca söz konusu müesseselerin çalışma düzenine yönelik olarak gerçekleştirilen işlemlerin, mevzuat hükümlerine istinaden ve İçişleri Bakanlığınca pandemi tedbirleri hususunda alınan kararların ardından, kamu sağlığı gözetilerek tesis edildiğinden bu süreçte herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Dava açıldıktan sonra, dava konusu uygulama 01/07/2021 tarihi itibarıyla uygulamadan kaldırıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; Covid-19 salgınının kontrol altına alınması amacıyla, 29/04/2021 Perşembe günü saat 19.00'da başlayarak, 17/05/2021 Pazartesi günü saat 05.00'e kadar sürecek tam kapanma dönemine ilişkin olarak, 28/04/2021 tarihli işlem ile optisyenlik müesseselerine tanınan kapanma muafiyetinin kaldırılmasına ilişkin İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 30/04/2021 tarih ve 42297 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
1593 sayılı "Umumi Hıfzıssıhha Kanunu"nun; "Devlet hidematı sıhhiyesi ve sıhhi Merciler" başlıklı 1. maddesinde; "Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir." hükmüne yer verilmiş; 2. maddesinde ise; "Umumi sıhhat ve içtimai muavenet hizmetlerine ait Devlet vazaifi Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti tarafından ifa ve hususi idarelerle belediyelere ve sair mahalli idarelere bırakılan hizmetlerin sureti icrası murakabe olunur. Milli Müdafaa teşkilatına ait sıhhi işler müstesna olmak üzere bütün sıhhat ve içtimai muavenet işlerinin mercii ve murakıbı bu Vekalettir." yönündeki düzenlemeye yer verilirken; 27. maddesinde; "Umumi hıfzıssıhha meclisleri mahallin sıhhi ahvalini daima nazarı dikkat önünde bulundurarak şehir ve kasaba ve köyler sıhhi vaziyetinin ıslahına ve mevcut mahzurların izalesine yarayan tedbirleri alırlar. Sari ve salgın hastalıklar hakkında istihbaratı tanzim, sari ve içtimai hastalıklardan korunmak çareleri ve sıhhi hayatın faideleri hakkında halkı tenvir ve bir sari hastalık zuhurunda hastalığın izalesi için alınan tedbirlerin ifasına muavenet eylerler." hükmüne; 64. maddesinde; "57 nci maddede zikredilenlerden başka her hangi bir hastalık istilai şekil aldığı veya böyle bir tehlike baş gösterdiği takdirde o hastalığın veya her hangi bir hastalık şeklinin memleketin her tarafında veya bir kısmında ihbarı mecburi olduğunu neşrü ilâna ve o hastalığa karşı bu kanunda mezkür tedabirin kaffesini veya bir kısmını tatbika Sıhhat ve İçtimai Muavenet Vekaleti salahiyettardır." hükmüne yer verilirken, 72. maddesinde; 57 nci maddede zikredilen hastalıklardan biri zuhur ettiği veya zuhurundan şüphelenildiği takdirde aşağıda gösterilen tedbirler tatbik olunur denilerek maddenin 1. fıkrasında; "Hasta olanların veya hasta olduğundan şüphe edilenlerin ve hastalığı neşrü tamim eylediği tetkikatı fenniye ile tebeyyün edenlerin fennen icap eden müddet zarfında ve sıhhat memurlarınca hanelerinde veya sıhhi ve fenni şartları haiz mahallerde tecrit ve müşahede altına vaz'ı.", 2. fıkrasında; "Hastalığın sirayet ve intişarına sebebiyet veren gıda maddelerinin sarf ve istihlakinin men'i", 7. fıkrasında ise; "Dahilinde sari ve salgın hastalıklardan biri zuhur eden umumi mahallerin tehlike zail oluncaya kadar set ve tahliyesi." tedbirlerine yer verilmiştir.
Öte yandan 5442 sayılı "İl İdaresi Kanunu"nun "Valilerin hukuki durumları, görev ve yetkileri" başlıklı 9. maddesinde; "Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır.
Bu sıfatla :
A) (Değişik: 2/7/2018 – KHK/703/138 md.) Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler." hükmüne, 11. maddesinin 1. fıkrasının (C) bendinde; "İl sınırları içinde huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi valinin ödev ve görevlerindendir. Bunları sağlamak için vali gereken karar ve tedbirleri alır." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından önem taşıyan ve Sağlık Bakanlığı'nca 01.08.1998 tarihli, 23420 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe giren "Hasta Hakları Yönetmeliği"nin 1. maddesinde; "Bu Yönetmelik; temel insan haklarının sağlık hizmetleri sahasındaki yansıması olan ve başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda, diğer mevzuatta ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen "hasta hakları"nı somut olarak göstermek ve sağlık hizmeti verilen bütün kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin "hasta hakları"ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine dair usul ve esasları düzenlemek amacı ile hazırlanmıştır" denilmek suretiyle Yönetmeliğin amacı ortaya konulmuş olup, "kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik; sağlık hizmeti verilen resmi ve özel bütün kurum ve kuruluşları, bu kurum ve kuruluşlarda veya bunların dışında hizmete katılan her kademedeki ve unvandaki ilgilileri ve hizmetten faydalanma hakkını haiz olan bütün fertleri kapsar." hükmüne yer verilmiş, "tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; "hasta" kavramı ile sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan kimsenin, "Hasta hakları" kavramıyla ise; Sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin, sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, milletlerarası andlaşmalar, kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarının ifade edildiği vurgulanmış, "İlkeler" başlıklı 5. maddesinin (a) bendinde; bedeni, ruhi ve sosyal yönden tam bir iyilik hali içinde yaşama hakkının, en temel insan hakkı olduğunun, hizmetin her safhasında daima gözönünde bulundurulacağı; (b) bendinde ise; herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını haiz olduğu ve hiçbir merci veya kimsenin bu hakkı ortadan kaldırmak yetkisinin olmadığı bilinerek, hastaya insanca muamelede bulunulacağı yolundaki emredici kurallara yer verilmiş, "Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım" başlıklı 11. maddesinde ise; hastanın, modern tıbbi bilgi ve teknolojinin gereklerine uygun olarak teşhisinin konulmasını, tedavisinin yapılmasını ve bakımını istemek hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Covid-19 pandemisinin kontrol altına alınması amacıyla 29/04/2021 Perşembe günü saat 19.00 ile 17/05/2021 Pazartesi günü saat 05.00'e kadar sürecek tam kapanma kararı uyarınca, İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünce tesis edilen 27/04/2021 tarih ve 7576 sayılı Genelgede, tam kapanma döneminde ilaç, tıbbi cihaz, tıbbi maske ve dezenfektan üretimi, nakliyesi ve satışına ilişkin faaliyet yürüten iş yerleri ile buralarda çalışanların sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulduğu yönündeki düzenlemeye yer verildiği, yine Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 28/04/2021 tarih ve 419352 sayılı işlemi ile tıbbi cihaz satış merkezi olan optisyenlik müesseselerinin kapanma döneminde saat 10.00 ile 17.00 arasında faaliyet gösterebilecekleri belirtildiği halde, bulaşın engellenmesi hususunda sahada yaşanan sorunlar gerekçe gösterilmek suretiyle belirtilen tarihler arasındaki tam kapanma döneminde optisyenlik müesseselerine tanınan kapanma muafiyetinin kaldırılmasına ve ilgili işyerlerinin kapalı tutulmasına ilişkin İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 30/04/2021 tarih ve 42297 sayılı işleminin tesis edilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı idarece sahada yaşanan sorunlardan bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği ifade edilmiş ise de, bu sorunların neler olduğu açıklanmadığı gibi, kanıtlayıcı bilgi ve belge de sunulamamıştır.
Bu durumda, yukarıda yer verdiğimiz Hasta Hakları Yönetmeliği hükümleri de dikkate alındığında; özellikle görme sorunu yaşayan kişilerin, reçeteleri işleme konulmak suretiyle ihtiyaç duydukları gözlük ya da lens vb.'nin kullanımı için zorunlu olan solüsyon gibi sarf malzemelerine ulaşarak, bedeni ve dolayısıyla ruhsal olarak tam bir iyilik halinde olmalarının sağlanması gerekirken, dava konusu işlem ile ihtiyaç duyulan tıbbi cihaz ve sarf malzemelerine ulaşılmasının engellenmesinin üst hukuk normu niteliğindeki Yönetmelik hükmüne aykırı olduğu açıktır.
Her ne kadar davalı idarece İçişleri Bakanlığınca yayımlanan 7576 sayılı Genelge ile ilgili olarak İller İdaresi Genel Müdürlüğünün resmi internet sitesinde yer verilen "sıkça sorulan sorular" başlıklı kısımda "Optisyenlik müesseseleri kısıtlamalara tabi midir?" şeklindeki soruya cevaben "...Valilikler/Kaymakamlıklar tarafından her ilçede bir nöbetçi optisyenlik müessesesinin açık olmasının sağlanacağı..." yönündeki cevaptan hareketle, bu konuda bir mağduriyet yaşanmayacağı ifade olunmuş ise de; kapanma dönemi öncesinde reçeteleri işleme konulmuş ancak henüz gözlüğü teslim edilmemiş kişilerin başka bir optisyenden bu gözlüğü temin edemeyeceği açık olduğu gibi, internet sitesinde sorulara yönelik olarak verilen cevabın idari işlem kimliği taşımadığı, kaldı ki yukarıda ayrıntısıyla yer verdiğimiz 1593 sayılı Yasa hükümleri uyarınca salgın hastalıklara ilişkin olarak her türlü tedbiri almak ve uygulanmasını sağlamak yetki ve görevinin İçişleri Bakanlığına değil Sağlık Bakanlığına ait olduğu da dikkate alındığında, dava konusu işlem ile oluşan mağduriyetin giderilmesini sağlayacak bir işlemden söz edilemeyeceği ortadadır.
Bu nedenlerle, tesisini zorunlu kılan sebepler somut delillerle ortaya konulmaksızın, üst hukuk normu olan Yönetmelik hükmüne aykırı bir şekilde oluşturulan dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde, idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari dava türleri arasında sayılmış; "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu hükme bağlanmıştır.
Bütün il valiliklerine gönderilen dava konusu işlem ile optisyenlik müesseselerine yönelik kısıtlama getirildiği için Optisyen Gözlükçüler Odası olan davacının menfaatinin etkilendiği, ayrıca, dava konusu işlem 30/04/2021 tarihinde tesis edildiğinden, bakılan davanın 02/05/2021 tarihinde altmış günlük dava açma süresinde açıldığı görüldüğünden, davalı idarenin usûle ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
ESAS YÖNÜNDEN:
Dava, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun 30/04/2021 tarih ve 422927 sayılı "Tam kapanma ve muafiyet" konulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarece, İçişleri Bakanlığının 27/06/2021 tarih ve 10530 sayılı yazısı ile 01/07/2021 tarihinden itibaren pandemi kısıtlamalarının kaldırıldığı, dolayısıyla pandemi sebebiyle kapalı kalması öngörülen işletme ve iş yerlerine dair bu kısıtlamanın da son bulduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, dava konusu uygulama yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4. Yersiz ödenen … TL harç ile posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 09/01/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
İdari işlemler tesis edildikleri tarihten itibaren hukuki sonuçlar doğurmaya başlayan tasarruflar olup, sözkonusu işlemler tesis eden idare tarafından geri alınmadığı veya İdari Yargı Mercileri nezdinde açılan bir iptal davasına konu edilmesi üzerine verilen bir Mahkeme kararı ile iptal edilmediği sürece hukuki sonuçlarını doğurmaya devam ederler. Anılan işlemlerin daha sonra tesis edilen başka bir işlem ile ortadan kaldırılabileceği düşünülse de idari işlemin bu şekilde sonlandırılması, ortadan kaldırıldığı tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçları da hukuk dünyasından kaldırmaz. Yani idari işlemlerin hukuk dünyasından tesis edildikleri tarihten itibaren doğurduğu tüm hukuki sonuçları ile birlikte ortadan kalkması durumu, ancak, idari işlemin geri alınması ya da bir iptal davasına konu olması durumunda bu davaya bakan İdari Yargı Merci tarafından iptali ile mümkün olabilecektir.
Olayda, dava konusu edilen idari işlem düzenleyici nitelikte bir işlem olup, işlemin tesis edilmesinden sonra başka bir işlem ile ortadan kaldırılmış ise de, ilk tesis edildiği tarih ile ortadan kaldırıldığı tarih arasında geçen süreçte doğurmuş olduğu hukuki sonuçlar hukuk aleminde varlığını halen sürdürdüğünden, işlemi tüm hukuki sonuçları ile ortadan kaldırmanın ise ancak yargı kararı ile iptal edilmesi ile ya da geri alınması ile mümkün olabileceğinden, daha sonra başka bir işlem ile geri alınması geri alınma aşamasına kadar hukuki sonuçları ortadan kaldırmayacağından, ortadaki hukuki ihtilafın çözüme kavuşturulması gerekliliği karşısında bu aşamada işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.