T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/974
Karar No : 2023/1223
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Barosu
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-...
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
...
2-...Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri V. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2020/1538, K:2022/4770 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen ve 25 sayılı Başkanlık onayı ile 19/03/2010 tarihinde yürürlüğe giren Aile İrşat ve Rehberlik Büroları Çalışma Yönergesi'nin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2020/1538, K:2022/4770 sayılı kararıyla;
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/03/2018 tarih ve E:2015/4721, K:2018/911 sayılı kısmen bozma kararına uyularak;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan ve iptal davasının subjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali"nin, içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlandığı, menfaatin kişisel olmasının, idari işlemin mutlaka davacı hakkında tesis edilmiş olması sonucunu doğurmadığı, sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırlarının, davacının gerçek kişi, tüzel kişi, belde sakini olması gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlendiği,
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının genel nitelikteki düzenleyici işlemlere karşı, kural olarak, kuruluş yasalarında gösterilen amaçları doğrultusunda dava açma ehliyetinin bulunduğu, nitekim, konuyla ilgili yasal düzenlemelerde de, bu kuruluşların amaçları dışında faaliyette bulunamayacaklarının açık bir biçimde yer aldığı,
Diğer taraftan, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4667 sayılı Kanun ile değişik 76. maddesinde; Baroların avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, tüzel kişiliği bulunan, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlandığı: yine aynı Kanun'un Baro Yönetim Kurulunun görevlerinin sayıldığı 95. maddesinin 21. bendinde de, yönetim kurulunun, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmakla görevli olduğunun belirtildiği,
Dava konusu Yönerge'nin 8. maddesinin 3. fıkrasının, anılan fıkrada geçen "avukat" ibaresi dışındaki kısmının avukatlık mesleği ile ilgili herhangi bir düzenleme getirmediği, 1136 sayılı Kanun'un 76. ve 95. maddelerinde barolara verilen "hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmak" görevinin ise barolara avukatlık mesleği ile ilgili meşru, güncel ve kişisel olmayan konularda tek başına dava açma imkanı vermediği dikkate alındığında, davacı Ankara Barosu Başkanlığının dava konusu Yönerge'nin 8. maddesinin 3. fıkrasının, anılan fıkrada geçen "avukat" ibaresi dışındaki kısmına karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Öte yandan; davalı idarelerin yargılama sürecinde hukuk müşaviri aracılığıyla temsil edildiği, hukuk müşavirinin yasal süresi içinde idare adına savunma verdiği ve duruşmaya katıldığı, davanın nihai olarak kısmen iptal, kısmen ret, kısmen ehliyet ret kararı ile sonuçlandığı, dolayısıyla, davalı idarelerin 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca vekalet ücretine hak kazandığı sonucuna varılarak,
Dava konusu Yönerge'nin 8. maddesinin 3. fıkrasının "avukat" ibaresi dışındaki kısımları yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilerek, davalı idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenleme ile bir sosyal olgu olan ailenin, din temelli çalışan davalı idarece düzenlenerek, din ve vicdan hürriyetinin; kadını din kuralları çerçevesinde ele alıp haklarını kısıtlayarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, özel hayatın gizliliğinin engellendiği gerekçeleriyle açılan bu davanın "genel kamu yararı" ile ilgili bulunduğu açık olduğundan, düzenlemenin bu niteliği dikkate alındığında Barolarının dava açma ehliyetinin bulunduğu; davanın açıldığı tarih itibarıyla 659 sayılı KHK yürürlükte olmadığından, hukuk müşaviri aracılığıyla davasını takip eden idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 14/03/2018 tarih ve E:2015/4721, K:2018/911 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın dava konusu Yönerge'nin 8. maddesinin 3. fıkrasının, fıkrada geçen "avukat" ibaresi dışındaki kısımları hakkında yukarıda özetlenen gerekçeyle ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 26/10/2022 tarih ve E:2020/1538, K:2022/4770 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.