T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2023/98
Karar No : 2023/1234
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Mahkemesi Başkanlığı - …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2018/3248, K:2022/4602 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ/PDY terör örgütü ile meslekte kalmasıyla bağdaşmayacak nitelikte bağının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun 04/08/2016 tarih ve E:2016/6 (Değişik İşler), K:2016/12 sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 13/06/2022 tarih ve E:2018/3248, K:2022/4602 sayılı kararıyla;
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye ve FETÖ'nün Anayasa Mahkemesi Yapılanmasına İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, Yargıtay … Ceza Dairesinin (İlk Derece) … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23/02/2021 tarih ve E:2019/9.MD-337, K:2021/55 sayılı kararıyla onanarak davacı hakkındaki mahkûmiyet hükmünün 23/02/2021 tarihinde kesinleştiği,
Davacının (Kod) adının geçtiği ByLock Yazışma İçerikleri yönünden, davacının örgüt içerisinde kullanılan kod adına açıkça yer verildiği anlaşılan ve bu kapsamda, örgüt içerisinde aktif bir konumda yer aldığını, örgütün talimatları doğrultusunda hareket ettiğini, Anayasal bir Yüksek Mahkeme olan Anayasa Mahkemesi çatısı altında örgütün amaç ve çıkarlarını gözeten tutum ve davranışlarda bulunduğunu ve örgüt tarafından iletişim amacıyla kendisine cep telefonu ile GSM hattının temin edildiğini, bu hatta örgüt mensuplarınca kontör ve internet aboneliği yüklemesi yapıldığını gösteren yazışma içeriklerinin, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitler ile Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespitlerle bir arada değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt mensuplarının taraf olduğu dava dosyalarında örgütsel saiklerle hareket ederek muhalif oy kullandığına, Anayasa Mahkemesi üyesi olarak örgütün amaçları doğrultusunda nasıl hareket edileceği konusunda örgütün raportör olarak görev yapan Anayasa Mahkemesi sorumlusuna danıştığına, örgüt hiyerarşisi içerisinde bu kişiye bilgi verdiğine, örgüt içerisinde verilen talimatlar doğrultusunda dava dosyalarında muhalif oy kullandığına, Anayasa Mahkemesi Raportörü olarak görev yapan ve örgüt mensubu olan Ö.Ö. isimli şahıs ile sık sık başbaşa görüşmeler yaptığına, kendisinden örgütün Anayasa Mahkemesindeki 'dava adamlarından biri' olarak söz edildiğine, örgüt içerisinde örgüt tarafından verilen "..." kod adını kullandığına ve kriptolu özel haberleşme uygulaması olan ByLock uygulamasında örgüt mensupları arasındaki yazışmalarda bu kod isim ile anıldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Ceza Mahkemesi kararında yer alan 24/10/2017 tarihli rapor yönünden, davacı hakkında dosya kapsamındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının örgüt sorumluları ile temas kurması ve internete bağlanması amacıyla örgüt tarafından temin edilerek kendisine verildiği anlaşılan ''...'' numaralı kontörlü GSM hattının, bizzat davacı tarafından kullanıldığını belirten söz konusu rapor ve tespitin, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Unvanlı görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün kamu kurumları ile yargıda etkin olduğu dönemde, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasa'ya uygunluğunu denetleyen ve bireysel başvuruları karara bağlayan Anayasal güvence altında bulunan bir Yüksek Mahkeme olan Anayasa Mahkemesine kısa süreler içerisinde üye ve başkanvekili olarak görevlendirilmesi hususunun, diğer tespitler ve Ceza Mahkemesi kararında yer alan değerlendirmeler ile birlikte incelendiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, OHAL döneminde çıkarılan ve ihracına esas alınan KHK ile durumun gereklerine uygun olmayan kalıcı tedbirlere başvurulduğu, bu hususun AİHS'nin 15. maddesine aykırı olduğu; hakkında verilen ihraç kararının Anayasa'nın 121/2. maddesinde yazılı halin gerektirdiği tedbirleri aşan, ömrü boyunca hayatını etkileyecek bir karar olduğu, OHAL sona ermesine rağmen etkisini sürdürdüğü ve hayatının sonuna kadar sivil ölüme mahkum ettiği; dava konusu ihraç kararının Anayasa'nın 121/1-2 maddesine, 38. maddesine ve AİHS'nin 7. ve 15. maddelerine açıkça aykırı olduğu, adil yargılanma hakkı ve adil yargılanma hakkının unsurları olan mahkemeye erişim, savunma hakkı ve masumiyet karinesine aykırılık oluşturduğu; söz konusu ihraç kararının herhangi bir delil ve bulgu olmadan keyfi alınmadığını gösterebilecek hiçbir değerlendirmeye yer verilmediği; hiçbir yargısal güvence sunulmadan, avukat yardımından yararlanılmadan, suçlamaları öğrenip bu konuda karar alıcıları etkileyecek şekilde karşı görüşlerini hazırlayıp sunamadan, hakkındaki iddialar ve tüm deliller tarafına bildirilmeden ve bu deliller konusunda karşı görüşlerini hazırlayıp sunamadan, suçlamalar hususunda kendi lehine olan delilleri ortaya koyamadan, gerektiğinde tanık dinletebilme hakkı sağlanmadan meslekten çıkarıldığı; hiçbir somut olayla bağlantı kurmadan ve delilleri ortaya koymadan hakkında karar verilmesi nedeniyle, suç ve cezaların şahsiliği prensibi ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği; meslekten çıkarılmasına dayanak yapılan KHK'da geçen ve yargı kararlarında aynen tekrarlanan "sosyal çevre bilgisi", "irtibat", "iltisak" kavramlarının belirsiz olduğu, keyfi yorum ve uygulamalara karşı yeterince güvence sağlamadığından, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu; bu işlemle AİHS'nin 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkının; öte yandan ayrımcılık yasağının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 13/06/2022 tarih ve E:2018/3248, K:2022/4602 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 01/06/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.