Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2025/1314 E. , 2025/4493 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2025/1314
Karar No : 2025/4493
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): ... Mirasçıları; 1) ... ve ...'a velayeten, kendisine asaleten ...2) ...3) ...4) ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacıların murisi olan müteveffa ...'ın 27/05/2014 tarihinde İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... Parkında polis memuru tarafından silahla vurulup yaralanması neticesinde % 98 malul hale gelmesinde idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince; Mahkemelerinin davanın reddi yolunda verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Danıştay Onuncu Dairesinin 29/03/2022 tarih ve E:2017/1851, K:2022/1664 sayılı kararıyla UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneğinden davacı ...'ın 11/11/2016 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılmış olması nedeniyle 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekçesiyle bozulması üzerine bozma kararına uyularak dosyanın işlemden kaldırılması sonrasında ...'ın mirasçılarının davayı takip edeceklerini bildirmeleri üzerine dava dosyasının yeniden işleme konulduğu, dava konusu olayla ilgili polis memuru hakkında açılan ceza yargılaması esnasında ...'ın vefat etmesi sonrasında Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan raporda ilk yaralanma eylemi ile vefat arasında illiyet bağının bulunduğu belirtildiği, ceza yargılamasında polis memuru hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan ceza verildiği, dava konusu olayda idarenin, kolluk personelinin seçimi, adli olaylara müdahale konusunda eğitilmesi, denetlenmesine ilişkin hizmetin kötü işlemesi nedeniyle hizmet kusuru bulunduğu, dosya üzerinden yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde ...'ın 32.104,00 TL maddi zararının bulunduğunun belirlendiği, bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak davacıların maddi tazminat istemlerinin 32.104,00 TL'sinin kabulüyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, dava konusu olay nedeniyle takdiren 500.000,00 TL manevi tazminat istemlerinin kabulüyle dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, dava konusu olayda idarelerinin hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluğunu gerektirir bir durumun da bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI:Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
27/05/2014 tarihinde saat 22:50 sıralarında Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmet Büro Amirliği'ne bağlı polis ekibinin, İstanbul ili, Kartal ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... Parkında meydana gelen "Meskun Mahalde Silahla Ateş Etme" anonsu üzerine olay yerine gittiği, söz konusu park içinde ve civarında herhangi bir silah sesi duyulmadığı, bu sırada polis memurlarının park içinde bulunan yaşları 15-18 civarında olduğu düşünülen 8 erkek şahsı görerek kimlik kontrollerini yaptıkları sırada ...'ın polislere yaklaştığı, kimlik kontrolü yapılan şahıslara müdahale etmeye çalıştığı, bu sırada polis memuru ...'nın ...'a müdahale etmesi üzerine, ...'ın belinden silahını çıkardığı, polis memurlarının da silahlarını çekerek ...'a "dur, polis, bırak silahını" diye bağırarak uyarıda bulundukları, ancak ...'ın bu uyarılara rağmen polis memuru ...'ya yaklaşarak kafasına ve boyun bölgesine silahın kabza kısmı ile vurduktan sonra bir adım geri çekilerek silahını doldurduğu, bu sırada sürgüden bir adet dolu fişeğin yere düştüğü, polis memurları ... ve ...'ın da silahlarını doldurarak ateşe hazır hale getirdikleri, bu sırada ...'ın polis memuru ...'ya doğru sağ elindeki tabancayı doğrulttuğu ve tekrar hamle yaparak polis memurunun tabancasını elinden almaya çalıştığı, yaşanan arbedede polis memuru ...'nın silahının ateş aldığı ve ...'ın yere düştüğü, boyun kısmından yaralandığının görülerek hastaneye götürüldüğü, akabinde olayla ilgili adli işlemlerin başlatıldığı, bu kapsamda alınan Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı raporunda, "yaralanmanın kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğu, basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olmadığı ve vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır 5. derecede etkileyecek nitelikte olduğu" tespitlerine yer verildiği, daha sonra Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesince tanzim edilen ... tarih ve ... sayılı Sağlık Kurulu Engelli Raporunda müteveffa ...'la ilgili "Spinal Kord Yaralanması Sekeli ve Mesanenin Nöromusküler Fonksiyon Bozukluğu" tanısı konularak özür oranının %98 olduğu ve sürekli nitelikte olduğunun belirtildiği, bu olay sonrası ...'ın polis memurunun kendisini yaralaması nedeniyle maddi ve manevi zararlarının karşılanması istemiyle 28/05/2015 tarihinde davalı idareye başvuruda bulunduğu, bu başvurunun davalı idarenin... tarih ve ... sayılı işlemi ile reddi üzerine, müteveffa ...'ın uğramış olduğu maddi ve manevi zararlara karşılık 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda; ...'ın silah ile ateş etmek suretiyle ağır yaralanmasına sebep olan Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde görevli polis memuru ... hakkında kasten yaralama suçu kapsamında yürütülen ceza yargılaması devam ederken 11/11/2016 tarihinde ...'ın vefat ettiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulundan alınan rapora göre ilk yaralanma eylemi ile müteveffanın ölümü arasında illiyet bağı bulunması nedeniyle polis memuru ... hakkında bu defa kasten öldürme suçundan dava açılarak dosyaların birleştirildiği, yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve ve E:..., K:... sayılı kararı ile; iddianamede sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de, sanık ... ile maktul ... arasında önceye dayalı hiçbir husumet bulunmadığı, tartışma öncesinde maktulün evinin camından silahıyla ateş ettiğini ve sinirli şekilde silahıyla evden çıkarak olay yerine gittiğini vefatından önceki aşamalarda alınan beyanlarıyla kabul ettiği, tartışmanın maktulün olay yerine gelerek bağırıp çağırması ve agresif davranışlar sergilemesi üzerine sanığın müdahale etmesi üzerine aniden gerçekleştiğinin tanık anlatımlarıyla da doğrulandığı, sanığın olay neticesi maktulün yaralanması üzerine boyun bölgesine müdahale ederek 112 acil servisi aradığı, ambulans gelene kadar maktulün başında ekip arkadaşıyla beklediği, 1 el ateş edilmiş olması karşısında sanığın eyleminin kasten öldürme suçunu oluşturmadığı, olayda olası kasıt durumunun da söz konusu olmadığı çünkü dosya kapsamına göre sanığın kolluk ifadesinde maktulün sanığın sağ elindeki beylik tabancasını sol eliyle almak istediği esnada sanığın elinin tetikte olduğunu, maktul eline sıkı sıkıya kavradığı için tetikte bulunan parmağını geri çekemediğini, maktulle yaşadığı arbede neticesinde silahın ateş aldığına ilişkin beyanları karşısında sanığın polis olması nedeniyle mesleki tecrübesi ve silah deneyimi göz önüne alındığında maktulle aralarındaki mesafeyi de dikkate alarak içinde bulunduğu o anki şartlara göre eli tetikte atışa hazır vaziyette olan silahının her an patlayabileceğini ve maktule isabet edebileceğini önceden öngördüğü ya da öngörmesi gerektiği halde silahını maktule doğrultmaya devam ettiği, ancak ateş etme kastı ile yaptığına ilişkin delil olmadığı, zira önce maktulün silahını sanığa doğrulttuğu bunun üzerine sanığın kendi silahını çekerek polis olduğunu ve durmasını söylediğinin tanık anlatımlarıyla belirlendiği, maktulün sol boyundan giren kurşunun sağ skapula medialinden çıktığının Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiği, boyun bölgesinden giren kurşunun boğuşma sırasında silahı patlaması neticesinde kürek kemiğinden çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğu bu nedenlerle sanığın eyleminin bilinçli taksirle ölüme neden olma suçunu oluşturduğu kabul edilerek TCK 85/1, 22/3 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık ve tanık beyanlarıyla maktulün olay yerine eline silahla geldiği ve sinirli davranışlarına devam etmesi neticesinde kendisini sakinleştirmek isteyen sanığa önce elindeki silahın kabzasıyla vurduğu, bu şekilde elindeki silahı polis memuruna karşı ateş ederek kullanacağı yönünde bir eyleminin bulunmadığı, maktulün sanığın elindeki silaha müdahale etmek isterken sanığın elindeki silahın patladığı, sanığın mesleği gereği edindiği tecrübeyle elindeki silahı almak isteyen maktulü etkisiz hale getirmesinin mümkün olduğu, zira olay yerinde ekip arkadaşıyla beraber iki kişi oldukları, maktulün sanıktan silahı almak isterken kendi silahını indirerek müdahale ettiği ve boğuşmanın başladığı dolayısıyla olayda meşru savunma koşulları oluşmadığı ve eylemin sanık yönünden bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı kabul edilmiş, değerlendirilen kusur durumuna göre sanık yönünden asgari hadden ceza tayini uygun görülmüş, polis memuru ...'nın 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu da ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilerek karar bu şekilde kesinleşmiştir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için; ortada bir zararın bulunması, zarara sebebiyet veren işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem arasında uygun illiyet bağının bulunması şartları aranmaktadır. Bu şartlardan birinin yokluğu, kural olarak idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırır.
Kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi sırasında bu hizmetten doğan nedenlerle kişilerin uğradığı zararların hizmetin sahibi idarece karşılanması esas olmakla birlikte, tazminata hükmedilirken, olayın meydana geliş şekline göre zarara uğrayan kişilerin de kusurlu olup olmadığının, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunup bulunmadığının da ortaya konulması gerekmektedir. Müterafik kusur, zarara uğrayanın, zararın doğumuna veya zararın artmasına etki etmesidir. Böyle bir durumda, zarara uğrayana ve yakınlarına ödenecek tazminat miktarları müterafik kusur oranında azaltılmalıdır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacıların uğradıkları zararı doğuran olay her ne kadar davalı idare çalışanın fiiline bağlı olarak meydana çıkmış olan hizmet kusurundan kaynaklanmışsa da dava konusu olayın görevli polis memurlarının gelen anons üzerine olay yerine gittikleri ve görevleri gereği kimlik kontrolü yaptıkları esnada olayla ilgisi olmayan ...'ın kimlik kontrolü yapılan şahıslara ve görevli polis memurlarına müdahale etmesi, belinden silahını çıkardığı, polis memurlarının da silahlarını çekerek ...'a "dur, polis, bırak silahını" ihtarına rağmen polis memuru ...'ya yaklaşarak kafasına ve boyun bölgesine silahın kabza kısmı ile vurduktan sonra bir adım geri çekilerek silahını doldurduğu, gözönünde bulundurulduğunda müteveffa ...'ın da olayın oluşumunda %50 oranında müterafik kusuru bulunduğu gözetilerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, müteveffanın müterafik kusuru dikkate alınmaksızın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü, manevi tazminat isteminin kabulü yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarenin temyiz isteminin KABULÜNE,
2. Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/10/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
karar