T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10452
Karar No : 2025/1640
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu ... Elektronik Kozmetik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesaplarına ve malvarlığına uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının asıl borçlu şirketteki kanuni temsilcilik sıfatının 22/07/2016 tarihinde sona erdiğinin anlaşıldığı olayda, dava konusu haczin dayanağı olan ödeme emri içeriği vergi ve cezalar 2015 yılına ait olsa da sözü edilen vergi borçlarının, kanuni temsilci olmadığı tarihte tebliğ edilen defter ve belge isteme yazısına rağmen bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinden kaynaklandığı dikkate alındığında, defter ve belge ibraz etmeme fiilinde kendisine atfedilecek bir kusur bulunmayan davacının takibinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle banka hesaplarına ve malvarlığına uygulanan haciz kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 07/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Bakılmakta olan dava, davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu, kararda açık adı geçen Şirketten alınamayan muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla banka hesaplarına ve malvarlığına uygulanan haczin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
Kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, borç onbeş günde ödenmediği gibi, bu süre içinde ödeme emrinin iptali istemiyle idari davanın açılmaması veya açılmış olan davada yargı merciince verilmiş bir yürütmenin durdurulması kararı bulunmaması veya davanın reddedilmesi durumlarında, alacaklı tahsil dairesince, kamu borçlusunun, mal bildiriminde gösterilen veya başka suretle tespit olunan mal, hak ve alacaklarına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un öngördüğü usullere uygun olarak haciz uygulanabilecektir. Haciz işlemine karşı açılan davalarda, ancak haciz işlemindeki münferit hukuka aykırılıklar ile haciz işleminin sebep unsurunun ödeme emri olması nedeniyle ödeme emrinin tebliğine ilişkin hukuka aykırılıkların incelenebileceği, bu bağlamda, bakılmakta olan davanın konusunun haciz işlemi olduğu dikkate alındığında temyize konu kararda yapılan değerlendirmenin ancak davacı adına ödeme emri düzenlenmesi üzerine dava açılması halinde 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde yer alan ''borcum yoktur'' kapsamında incelenebilecek hukuka aykırılık hali olduğu açıktır.
Bu durumda, dava konusu haciz işleminin hukuka uygunluk denetiminin, 6183 sayılı Kanun'un davada uygulanacak ilgili yasa kurallarına göre haciz koşullarının oluşup oluşmadığının bu işlemin dayanağı davacı hakkında tanzim edilen ödeme emirleri yönünden incelenmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.