T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/3430
Karar No : 2023/5818
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Türk Sigorta Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı/....
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin .... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirketin iştiraki olan İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi'nin geçmiş yıl karlarını sermayesine eklemek suretiyle gerçekleştirdiği sermaye artırımı sonucu elde ettiği 2.147.736,27-TL bedelsiz hisse senedi tutarının kurum kazancına eklenmemesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilen 472.501,97-TL kurumlar vergisinin kaldırılması ve söz konusu tutarın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 6. bendinin b-i ve b-ii alt bentlerindeki kârın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı sayılmayacağı yolundaki kuralın, sadece değinilen maddelerde sayılan kişi ve kurumlara yönelik hüküm ifade ettiği, kâr yedeklerini kullanarak sermaye artışı gerçekleştiren şirketin ödenmiş sermayesinin artırılan tutar kadar arttığı, ortaklar açısından bakıldığında, iştirak edilen şirketteki sermaye artışı nedeniyle sahip olunan hisse senedinin sayısı artacağı gibi iştirakin değeri de artacağından bu durumun, ortaklara doğrudan kâr payı dağıtımından bir farkının bulunmadığı dolayısıyla kâr payı niteliğini haiz olan bu iştirak kazançlarının, vergiye tabi kurum kazancına dahil edilmesi gerekse de 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinde davacının iştiraki olan gayrimenkul yatırım ortaklığının kâr yedeklerini ilave ederek sermaye artışına gitmesi sonucu bedelsiz elde ettiği kâr payı niteliğindeki iştirak kazançlarının istisna kapsamına alınan kazançlar arasında yer almadığı, ortaklıklar hukuku bakımından ortaklık payı açısından nominal değer itibariyle bir artışın, vergi hukuku yönünden ise, ortağın malvarlığında elde edilen bedelsiz hisse senedi kadarlık bir artış gerçekleştiği, her ne kadar ortağın elde ettiği ortaklık payı ya da hisse senedi "bedelsiz" olarak ifade edilse de gerçekte bir bedeli olup bu bedelin ortağa nakit olarak verilmeyen ancak hisse senedi ya da iştirak payı olarak verilen payın nominal değeri kadar bir tutar olduğu, böylece dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması sonucunda ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark bulunmadığı, hem ortaklıklar hukuku hem de vergi hukuku açısından kârın veya yedeklerin sermayeye ilave edilmesi pay sahipleri açısından kâr dağıtımı hükmünde olduğundan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan tahakkukta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İştirakçilerinden İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi’nin geçmiş yıl karlarını sermayesine eklemek suretiyle gerçekleştirdiği sermaye artırımı sonucu 2.147.736,27 TL nominal bedelli bedelsiz hisse senedi elde edildiği, 2018 yılı kurumlar vergisinin anılan kısmının ihtirazi kayıtla beyan edildiği, normal şirketlerin dağıttığı kar payları 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 6-b bendi ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. maddesinin 2. fıkrası uyarınca vergi kesintisine tabi tutulurken gayrimenkul yatırım ortaklarının dağıttığı kar paylarının anılan maddeler uyarınca stopaja tabi tutulmadığı, gayrimenkul yatırım ortaklarının kazançları 5520 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca kurumlar vergisinden istisna olup istisna olan bu kazancın aynı Kanun’un 15. maddesinin 3. fıkrası uyarınca dağıtılsın ya da dağıtılmasın stopaja tabi tutulduğu, bu stopaj kar payının stopajı yerine yapıldığından gayrimenkul yatırım ortaklarının kazançları ortaklara dağıtıldığında tekrar stopaja tabi tutulmayacağı, karın sermayeye eklenmesinin kar payı sayılmayacağına dair hükmün 193 sayılı Kanun’un 94 maddesinin 6. bendinin b-i alt bendi ve 5520 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 2. fıkrasında yer aldığı, gayrmenkul yatırım ortaklarının kar paylarını stopaja tabi tutan 5520 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 3. fıkrasında karın sermaye eklenmesinin kar dağıtımı sayılmayacağına dair belirlemenin ise yer almadığı dolayısıyla gayrimenkul yatırım ortaklarının dağıttığı kar paylarına 193 sayılı Kanun’un 94 maddesinin 6. bendinin b-i alt bendi ve 5520 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 2. fıkrası hükümlerinin uygulanamayacağı, söz konusu maddelerdeki karın sermayeye eklenmesinin kar dağıtımı sayılamayacağına dair hükmün sadece maddede sayılanları değil tam mükellef kurumları da kapsadığı, karın sermayeye eklenmesiyle şirketin değerinin artmadığı ve ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi halinde ortakların malvarlığında bir artış meydana gelmediği, bedelsiz hisse senedi ortaklara hisseleri oranında dağıtıldığında sahip olunan pay adedi artsa da ortaklık payının değişmediği, yeni oluşan payları temsil eden hisse senetlerinin eski hisseleri nedeniyle bedelsiz edinen ortakların sermaye artırımından önce ellerinde mevcut hisse senetlerinin temsil ettiği maddi değerden daha fazlasına sahip olamadığı, karın sermayeye eklenmesinin ödenmiş sermayeyi artırdığı, öz sermayeyi artırmadığı, şirketin değerini ise özsermaye yani net varlığının belirlediği, bedelsiz hisse senedi verilmesi durumunda şirketten varlık çıkışı olmayacağı, bu haliyle nakit kar dağıtımı ile karın sermayeye eklenmesinin aynı olmadığı, karın sermayeye eklenmesinde ortakların bedelsiz hisseyi para ödemeden veya ayni değer vermeden sermaye artışından önce elinde bulundukları hisseler nedeniyle aldığı, şirket genel kurulunca kar dağıtımı değil karın esas sermayeye eklenmesi kararı alındığı, karın dağıtımı ile karın esas sermayeye eklenmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun farklı maddelerinde düzenlendiği, 1 numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 15.6.1 bölümünde karın sermayeye eklenmesinin kar dağıtımı sayılmayacağına dair hükmün tam mükellef kurumları kapsamadığına dair bir belirleme yapılmadığı, kar yedeklerinden gelen bedelsiz hisse senetlerinin tam mükellef kurumlar için kar payı sayılırken diğer kurumlar için kar payı sayılmamasının Anayasa’nın kanunilik ve eşitlik ilkesine aykırı olacağı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı şirketin iştiraki İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi’nin geçmiş yıl karlarını sermayeye eklemek suretiyle gerçekleştirdiği sermaye artırımı sonucu elde ettiği bedelsiz hisse senetleri tutarının kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisine tabi tutulması gerektiğindan yapılan tahakkukun hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca ...-TL maktu harç alınmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 19/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Davacı şirketin iştiraki olan ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi'nin geçmiş yıl karlarını sermayesine eklemek suretiyle gerçekleştirdiği sermaye artırımı sonucu elde ettiği 2.147.736,27-TL bedelsiz hisse senedi tutarının kurum kazancına eklenmemesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verdiği 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine söz konusu çekinceye itibar edilmeksizin tahakkuk ettirilen 472.501,97-TL kurumlar vergisinin kaldırılması ve söz konusu tahakkukun ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesi istemi dava konusu edilmiştir.
Anonim şirketlerde esas sermaye belirli sayıda birim değere bölünmüştür ve her bir pay, esas sermayenin bir parçasını ifade etmektedir. Türk Ticaret Kanunu sistemine göre de itibari değeri olmayan pay verilmesi mümkün değildir. Ancak paylar itibari değerlerinin üstünde bir bedelle taahhüt edilecek şekilde de çıkarılabilirler. Bununla birlikte, kural olarak, şirketin kurulması veya sermaye artırımına gidilmesiyle kendiliğinden oluşan payların senede bağlanma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Pay sahipliği; sadece şirketin sermayesi üzerinde değil, şirketin sahip olduğu tüm malvarlığı ve haklar bütünü üzerinde hak sahibi olmayı ifade etmektedir. Bu nedenle şirketin sahip olduğu değerlerin esas sermayesinin üzerinde olması durumunda hisse senetlerinin temsil ettiği ekonomik değerin de itibari değerin üzerinde olacağı tabiidir. Yine aynı sebeple, şirketin tasfiyesi halinde ortaklara hisseleri oranında dağıtılacak tutar, şirkete koydukları sermaye miktarından az ya da fazla olabilmektedir.
Sermayenin öz kaynaklar kullanılarak artırılması hem sermayede hem de pay sayısında artışa neden olmakla birlikte, bu halde şirkete dışarıdan bir katkı söz konusu değildir. Bu nedenle, yapılan sermaye artırımının şirketin malvarlığını artırıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla, böyle bir sermaye artırımı nedeniyle oluşan payları temsil eden hisse senetlerinin ortaklara dağıtılması halinde ortakların malvarlığında bir artış meydana gelmemektedir. Zira, bedelsiz hisse senetleri ortaklara hisseleri oranında dağıtıldığından, sahip olunan pay adedi artsa da ortaklık payları değişmemektedir. Bir başka ifadeyle, yeni oluşan payları temsil eden hisse senetlerini bedelsiz olarak edinen ortaklar, sermaye artırımından önce de şirket bünyesinde bulunan ve ellerinde mevcut hisse senetlerinin temsil ettiği maddi değerden daha fazlasına sahip olmadıkları gibi sermaye artırımıyla birlikte kendiliğinden oluşan bu payların hisse senedine bağlanmış olmasının da ortakların ve şirketin malvarlığına herhangi bir etkisi yoktur.
Nitekim 1 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği'nin 5.6.2.4.3 numaralı bölümünün birinci paragrafında da sermaye yedekleri kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması neticesinde verilecek bedelsiz hisse senetlerinin, bu şirkete iştirak edenler yönünden aktif ve pasiflerinde bir artışa neden olmayacağı, bedelsiz hisse senetleri nedeniyle aktifte tutulan hisselerin sadece adedinin değişeceği, bedelinde ise değişiklik olmayacağı belirtilmiştir. Her ne kadar tebliğin davaya konu kısmında, dönem kârından ayrılan yedekler kullanılmak suretiyle sermaye artırımında bulunulması halinde ortaklara bedelsiz hisse senedi verilmesi ile fiilen kâr payı dağıtılması arasında fark olmadığı değerlendirilmiş ise de; her iki halde de şirketin malvarlığına dışarıdan getirilen bir katkı söz konusu olmadığından; şirket bünyesinden çekilmeyen ve şirketin öz kaynakları arasında bulunan kârın sermayeye eklenmesi ile sermaye artırımının yine öz kaynaklardan olan sermaye yedekleri kullanılarak yapılması ya da sermaye artırımına hiç gidilmemesi arasında iştirak edenlerin malvarlığına etkileri yönünden bir farklılık bulunmamaktadır.
Öte yandan; kurumların dağıttıkları kâr payları üzerinden yapmaları gereken tevkifata ilişkin, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "vergi kesintisi" başlıklı 15. maddesinin 2. fıkrası ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 6/b-i ve 6/b-ii bentlerinde yer alan, kârın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı sayılmayacağına dair düzenlemeler de Kanun koyucunun sermayeye eklenen kârı ortaklar açısından elde edilmiş bir kazanç olarak kabul etmediğini ortaya koymaktadır.
Bu durumda, davacının iştiraki bulunan kurumun kârını sermayeye ekleyerek gerçekleştirdiği sermaye artırımı sonucu elde ettiği bedelsiz hisse senetleri nedeniyle iştirak kazancı elde ettiğinden söz edilemeyeceğinden davacının ihtirazi kaydı dikkate alınmaksızın yapılan tahakkukta hukuka uyarlık görülmediğinden yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf başvurusunu reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Karara katılmıyoruz.