T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9413
Karar No : 2025/1902
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2011 ve 2012 yıllarının muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ile gecikme faizinden oluşan kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği cezalı vergiye ilişkin ihbarnamelerin şirketin bilinen adresine tebliğe çıkarılması gerektiği halde kanuni temsilcisinin adresinde tebliğ edilemediğinden bahisle bir kısmının, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca mahalle muhtarına teslim edilmesi, bir kısmının ise davacının adreste bulunamadığı hususu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesindeki usule göre tespit edilmeksizin ilanen tebliğinin usulsüz olduğu dolayısıyla ortada kesinleşmiş bir kamu alacağı bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 15/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların, adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak tebliğ edileceği, şu kadar ki ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılmasının mümkün olduğu kurala bağlanmıştır.
“Tebliğ yapılacak kimseler” başlıklı 94, maddenin birinci fıkrasında, tebliğin, mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılacağı; ikinci fıkrasında, tüzel kişilere yapılacak tebliğin, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine; tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde idare edenlere veya temsilcilerine yapılacağı, tüzel kişilerin müteaddit müdür veya temsilcisi varsa tebliğin bunlardan birine yapılmasının yeterli olacağı, 2365 sayılı Kanunun 18, maddesiyle eklenen 3. fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde tebliğin, ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerindeki memur ya da müstahdemlerden birine yapılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının mükellefiyet kaydının, 31/12/2014 tarihinde re'sen terkin edildiği, 02/07/2015 tarih ve ../... ... ... ... sayılı görevlendirme yazılarıyla, 2010 ila 2012 yıllarına ait hesap ve işlemlerinin sahte belge kullanımı yönünden sınırlı olarak incelenmesinin talep edilmesi üzerine, kanuni temsilcisinin ikametgah adresine 28/07/2015 tarih ve 77 sayılı defter ve belge isteme yazısının gönderildiği, şahsın ''adreste ikamet etmediğini, sekiz yıl önce adresten ayrıldığını, yeni adresinin ise bilinmediğini'' içeren 29/07/2015 tarihlinde ... Mahalle Muhtarı nezdinde tutanak düzenlendiği, ilgili dönemlere ait hesap ve işlemlerinin, Gelir İdaresi Başkanlığı Yönetim ve Bilgi Sistemlerinden ve diğer harici verilerden yararlanılarak yapılan araştırma neticesinde, sahte belge düzenlediği hususunda hakkında vergi tekniği tanzim olunan mükelleflerden yapmış olduğu alımlara ait faturaları Ba formuyla bildirdiği, gerçek bir emtia teslimine veya hizmet ifasına dayanmayan belgelerde yer alan katma değer vergisinin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'ndaki mevzuat hükümleri uyarınca indirim konusu yapamayacağı sözü edilen mükelleflerden alınan faturalara ait indirimlerin reddedilmesi gerektiği tespit edilerek takdir komisyonuna done oluşturması amacıyla hakkında vergi tekniği raporları tanzim edilerek 03/01/2016 tarihinde takdir komisyonuna sevk edildiği, 25/01/2017 tarihli takdir komisyonu kararlarına dayanılarak 31/01/2017 tarih ve 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31 sayılı vergi ve ceza ihbarnameleri düzenlendiği, tebliğ edilmek üzere kanuni temsilcinin ikametgah adresine posta yoluyla tebliğ edilmeye çalışıldığı, şahsın adreste tanınmaması nedeniyle 09/02/2017 tarihinde tebligatın gerçekleştirilemediği ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 103-106. maddeleri uyarınca ilanen tebliğ yoluna başvurulduğu, söz konusu belgelerin, 10/02/2017 tarihinde ilan panosuna asıldığı, 27/03/2017 tarihinde ilan panosundan indirildiği, yapılan ilanen tebliğin usulüne uygun olduğu; çünkü davacının, mükellefiyetinin 31/12/2014 tarihinde re'sen terkin edildiği ve bu nedenle faaliyet gösterdiği adreste tebliğ imkansızlığının ortaya konulduğundan kanuni temsilcinin ikametgah adresine tebligat yapılmasında hukuki isabetsizlik görülmediği, dava konusu ödeme emrinin, 1 ila 27. satırlarında yer alan kamu alacağının, usulüne uygun olarak ilanen tebliğ edilen yukarıda sözü edilen vergi ve ceza ihbarnameleri içeriği katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve ferilerini kapsadığı, ihbarnamelere karşı süresi içerisinde dava açılmadığından kesinleşen söz konusu kamu alacağının tahsili amacıyla davacının takip edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, ödeme emrinin, 1 ila 27. satırlarında yer alan alacağın, diğer yönlerden hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi suretiyle karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının temyize konu hüküm fıkrasının bozulması gerektiği oyuyla Daire Kararına katılmıyorum.