T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1969
Karar No : 2025/1796
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı uyarınca verilen ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Avukat olan davacı adına, takip ettiği davalardan elde ettiği gelirin bir kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda tespitleri içeren vergi tekniği raporu done alan takdir komisyonu kararına dayanılarak 2011 yılı için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ve aynı yılın Ekim-Aralık dönemi için re'sen salınan bir kat vergi ziyaı cezalı geçici verginin kaldırılması istemine ilişkindir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının hesaplarına gelen paraların bir kısmının mesleki faaliyetinden kaynaklanmadığı anlaşılmış olup bu husus gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak söz konusu tutarların tamamı davacının mesleki faaliyetinden elde ettiği gelir kabul edilerek bulunan matrah farkı üzerinden yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu cezalı vergiler kaldırılmıştır.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Bir kısım gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda tespitleri içeren vergi tekniği raporu done alan takdir komisyonu kararına dayanılarak davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 11/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı ve iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır.
Davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda, davacının avukatlık mesleği ile iştigal ettiği, 2011 yılı banka hesapları eft ve havale bilgilerine göre 44 eft işlem adediyle toplam 283.332,27 TL, Garanti Bankası ve Kuveyt Türk hesaplarına 5 işlem adediyle toplam 6.720,45 TL, Uyap Vakıfbank hesabına 82 işlem adediyle toplam 415.169,75 TL para transferi gerçekleştiği, sözkonusu özet bilgileri yer alan banka hareketlerine ilişkin olarak davacının "makbuz karşılığı elde ettiğim gelirlerin hareketleridir" şeklinde beyanda bulunduğu, davacının 2011 yılı karar kapanış tarihli 2009 dava ve icra dosyasında vekaleti bulunduğu, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 1. fıkrasında yer alanlardan herhangi birinin bağımsız çalışan avukatlardan almış olduğu hizmet karşılığında ödeme yaparken 94. madde ve 27/11/1999 tarih ve 99/13646 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, %20 oranında gelir vergisi tevkifatı yapması gerektiği, avukatların yıllık beyannamede göstermesi gerekli olan ve üzerinden tevkifat yapılmış olunan serbest meslek kazancı üzerinden hesaplanan gelir vergisinden ise kesinti yoluyla ödenen verginin mahsup edilmesi gerektiği, yine Kanun'un "vergi tevkifatının mahsubu" başlıklı 121. maddesi hükmüne göre kesintiye tabi olan tahsil edilmiş tutarın ilgili yıl gelir vergisi beyannamesinde serbest meslek kazancı olarak gelir vergisi matrahına eklenmesi gerektiği, gelir vergisi matrahı üzerinden hesaplanan vergiden de kesinti yolu ile ödenen vergi düşülerek ödenmesi gereken vergi miktarının bulunması gerektiği,103. maddesi ile vergiye tabi gelir için artan oranlı vergilendirme yöntemi benimsenmişken avukatlık ücreti üzerinden yapılmış olan tevkifatın nihai vergi olarak düşünülüp sözkonusu geliri beyan etmemenin vergi ziyaına sebep olduğu şeklinde tespitlere yer verilmiştir. Bu tespitlerden hareketle, kayıt ve beyan dışı bırakıldığı tespit edilen matrah farkı üzerinden cezalı tarhiyat yapılmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesindeki kural, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki saptamaların maddi delil olarak kabulünü gerektirmektedir. Bu konuda ileri sürülen iddialar kanıtlayıcı nitelikte bulunmamıştır.
Açıklanan nedenle, davalı idare temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararın bozulması gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.