T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10344
Karar No : 2025/178
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 9- ... 10- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Adana ili, Yumurtalık ilçesi,...-... Mahallesinde bulunan ve davacıların hisseli maliki olduğu (toplulaştırma öncesi) ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması işlemi ile bu işleme yönelik başvurunun reddine dair Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:...,K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davacıların toplulaştırma öncesi fiili kullanım durumları dikkate alınarak, tapudaki hisse oranları üzerinden taşınmaz maliklerine yeni oluşturulan parsellerden tahsis yapıldığı, parselin üzerinde ev bulunan ve ...'na tahsis edilmesi gerektiği ileri sürülen 9.831,38 m²'lik kısmının uygulamaya dahi girmediği, bu nedenle ...'nun hissesi oranında ... ada, ... parsele ortak kılındığı, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan, bilirkişi raporunda toplulaştırma sonucu davacılara tahsis edilen ... ada, ...parselin kök parsele uzaklığının yaklaşık 1410 metre olduğu ve parselin en boy ebatlarının Teknik Talimatta belirtilen 1/3 - 1/7 en-boy ebatlarının çok altında kaldığı tespitlerine yer verilmekte ise de, yer tahsislerinin davacıların talepleri doğrultusunda yapıldığı, davacıların ... ada, ... parsel yönünden bir iddia ve istemleri bulunmadığı, anılan tespit yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesinin davacıların dava açmaktaki menfaatlerini ihlal edeceğinden, bu tespitin davacılar yönünden davaya konu işlemi kusurlandırıcı mahiyette bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Uyuşmazlık konusu ... sayılı parselin toplulaştırma dışında bırakılan kısmının tamamının parsel hissedarı ... tarafından kullanıldığı ve içerisinde bu kişiye ait evler olduğu için ... adına tescil edilmesi gerekirken, sadece 1/5'inin ... adına, 4/5’inin ise kendilerinin adına tescil edildiği, uzun süredir tarım arazisi olarak kullandıkları parselin doğu kısmının toplulaştırma sonucu ... ada, ... parsel olarak tescil edildiği, bu kısım kendileri tarafından kullanıldığı halde 13.961,12 m²'lik kısmının diğer hissedar adına, az bir kısmının ise kendilerinin adına tescil edildiği, yine diğer hissedar ... tarafından arsa olarak kullanılan kısmın 4/5'inin kendilerinin adına tescil edilmiş ise de, bu kısmı kullanmalarının mümkün olmadığı gibi, yeni oluşturulan ... ada, ... parseli de kullanamayacakları, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda yapılan toplulaştırma işleminin hukuka aykırı olduğu belirtilmesine rağmen davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemi kabul edilerek Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini ... sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin, işlem tarihinde yürürlükte olan "Toplulaştırma" başlıklı 20. maddesinde, toplulaştırmanın, uygulama alanında ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalı ve hisseli arazinin birleştirilmesi ve bu amaçla kamulaştırma, az topraklı veya topraksız çiftçinin topraklandırılması, sahibine bırakılacak arazinin belirlenmesi, köy gelişme ve yeni köy yerleşme alanlarına yer ayrılması gibi arazi düzenlemesine dair diğer hususları kapsayacağı; "Talimat Hazırlanması" başlıklı 71. maddesinde, Genel Müdürlüğün bu Yönetmeliğin uygulamasını sağlamak, kolaylaştırmak, tamamlamak ya da açıklamak maksadıyla talimat çıkarmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın 3. maddesinde, "sabit tesis", ev, ahır, samanlık, ağıl, ambar, kuyu vb. yapılarla bağ, bahçe ve ağaçlık arazi olarak tanımlanmış, "Yeni Parsel Planlarının Hazırlanması" başlıklı 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca, arazi toplulaştırması; toprağın verimli şekilde işletilmesini sağlama, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi, tarım arazilerinin parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesi amacına yönelik olup, bu amaç çerçevesinde yapılacak uygulamaların ne şekilde olacağı da belirlenmiştir. Buna göre, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılacak, bu mümkün olmadığı takdirde, verimliliğin artırılması, optimum büyüklüğün sağlanması, işletme bütünlüğünün tesis edilmesi amacıyla, teknik gereklilikler ortaya konularak, kişilere farklı alanlarda taşınmaz tahsisleri yapılabilecektir. Bununla birlikte, idarece farklı alanlardan yapılan tahsislerin hukuki ya da teknik gerekliliğinin belirtilmesi gerekmektedir. Hukuki ya da teknik bir gerekçesi olmadan, sadece tahsis edilen taşınmazın aynı verimliliğe sahip olduğu belirtilerek, eski kadastral taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılmaması, mülkiyetlerin farklı kişilere devrine imkan vereceği gibi kişilerin mülkiyet haklarının göz ardı edilmesine de sebebiyet verecektir.
Maddi olayda, davacıların uyuşmazlık konusu ... sayılı parselin hissedarı oldukları, söz konusu parsel üzerinde 6 adet ev ve müştemilatın bulunduğu, 9.831,38 m²lik alanın kadastral ayırma çapı ile ayrılarak toplulaştırma uygulamasının dışında bırakıldığı, parselin kalan 71.768,62 m²'sinin toplulaştırma sonucunda oluşturulan ... ada, ..., ... ada, ..., ... ada, ... ve ... ada, ... parsel olarak tahsis edildiği görülmektedir.
İdare Mahkemesi tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, yeni oluşturulan ... ada, ..., ... ada, ... ve ... ada, ... parselin birbirlerine yakın konumda oldukları, aralarındaki yol, drenaj ve sulama kanalı ile birbirinden ayrıldıkları, söz konusu parsellerin kök parselin bulunduğu alanda oluşturulduğu, ancak yeni oluşturulan ... ada, ... parselin kök parselin yaklaşık 410 metre uzağında ve parsel en boy ebatlarının Teknik Talimatta belirtilen 1/3 - 1/7 en-boy ebatlarının çok altında oluşturulduğu, parselin şeklinin işlemeli tarımsal faaliyetlerin (ekim, dikim, sürüm, vb) uygulanabilirliğini zorlaştıracağı/kısıtlayacağı, bir başka ifade ile tarımsal maliyeti arttıracağı ve tarımsal verimi düşüreceği, bu parselin sahip olduğu şekil ve ölçüler açısından ilgili mevzuat hükümlerine aykırı davranıldığı şeklinde tespit ve kanaat belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacıların hissedarı oldukları ve toplulaştırmaya dahil edilen uyuşmazlık konusu ... sayılı parselin, toplulaştırmanın amacına aykırı olarak bölündüğü, bir kısmının (... ada, ... parsel) kök parselin yaklaşık 410 metre uzağında tahsis edilerek, eski yerinden verilmemesinin hukuki, teknik veya fiili bir nedenden kaynaklandığına ilişkin somut bir gerekçenin ortaya konulmadığı gibi, söz konusu parselin yukarıda yer verilen Talimat kurallarına aykırı olarak, Maliye Hazinesiyle hisseli, tarımsal faaliyetleri kısıtlayıcı, geometrik şekli bozuk bir şekilde oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu toplulaştırma işleminin uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden anılan mevzuat kurallarıyla, toplulaştırmanın ilke ve esaslarına aykırı bir şekilde yapıldığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesince davacıların ... ada, ... parsel yönünden bir iddia ve istemleri bulunmadığından, bu parsel yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesinin davacıların dava açmaktaki menfaatlerini ihlal edeceği gerekçesine yer verilmiş ise de, davacıların dava konusu ettiği parselin toplulaştırma öncesinde tek parsel olduğu ve kendi kullanımlarında olan alanlarının parselin diğer hissedarına, diğer hissedarın kullanımında olan yerlerin ise kendilerine tahsis edildiği yönündeki iddiaları dikkate alındığında Mahkemenin anılan gerekçesinde isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekir iken, anılan gerekçelerle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyiz isteminin reddedilerek Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği görüşüyle, Dairemizin bozma yolundaki kararına katılmıyorum.