T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10790
Karar No : 2025/206
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: 1- (DAVALI)... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVACI) ...
VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan kısımların bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem :19/06/2014 tarih ve 29035 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 21/05/2014 tarih ve 2014/6412 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Yozgat ili, Yenifakılı ilçesi, ... Köyünde yer alan ve davacının maliki/hissedarı olduğu ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ... parsel, ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yönünden, bu taşınmaza karşılık yeni tahsis edilen taşınmazın doğusunda yol planlandığı ve planlanan bu yol kısmında tarım yapılmasına elverişli olmayan alanın bulunmasından dolayı tarımsal faaliyetlere engel teşkil edeceği ve işletme maliyetini artıracağı; ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden, bu taşınmazlar yerine tahsis edilen ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile eski taşınmazların kısmen aynı yerde verilmesine rağmen Şekil 9 “B7” alanındaki eğimin kök parsellere göre fazla olduğu, yeni tahsis edilen yerde toprağın su tutma kapasitesinin kök parsellere göre daha az olacağı ve eğim açısından yaklaşık olarak %5 oranında fark olması nedeniyle dava konusu toplulaştırma işleminde ... ada ..., ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar açısından hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu toplulaştırma işleminin ... ada, ... ile ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline, ... ada ..., ... ada ..., ... ada ..., ... ada ..., ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 20 dönümü eğimli, rampa, tepelik olduğundan erozyonun fazla olduğu, ilkbaharda sel bastığı, tarıma elverişli olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmadığı, yeni ... ada ... parsel sayılı taşınmazın taşlarla dolu, toprağının kireçli, sığ ve yavan yapıya sahip olduğu, toprak yapısına itiraz edilmesine rağmen toprak analizi yapılmadığı, bilirkişilerce toplulaştırma kapsamında toprak derecelendirmesi için düzenlenen evrakların özensiz ve noksan bir şekilde düzenlendiği ve çiftçi tercihlerinin dahi alınmadığı veya dosyaya sunulmadığının tespit edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : ... ada ... parsel sayılı taşınmaz yerine tahsis edilen ... ada,... parsel sayılı taşınmazın yol kısmında sürülüp/ekilemeyecek alan bulunduğunun belirtildiği, bu alanın çok küçük bir kısmı kapsadığı, eski taşınmazın batı-kuzey ve güney kısımlarında da tarıma elverişsiz alanların mevcut olduğu, eski- yeni taşınmazlar karşılaştırıldığında tarıma elverişsiz alanların birbirine denk olduğu, ... ada ..., ..., ... parsel sayılı taşınmazlara karşılık tahsis edilen ... ada ... parsel sayılı taşınmazın eğiminin %5 olmasının hububat ekimi yapılan taşınmazın tarımsal üretimde kısıtlayıcı bir faktör olmadığı, bölgenin yağış ortalamasının ülke düzeyinin altında olması ve toprak yapısının kaba yapıya sahip olması nedeniyle parselin su tutma kapasitesinin düşük olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı Kanun'un 24/e maddesinde, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesi ve hüküm, kararlarda belirtilmesi gereken bölümler arasında sayılmıştır.
Mahkeme kararının gerekçeli olması, gerek kanun yoluna başvuru yapılması gerekse hakkaniyete uygun bir yargılamanın yapılması açısından davanın taraflarının hak ve menfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, demokratik bir toplumda hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesini sağlanma dışında yargıya olan güvenin de temel şartıdır.
Gerekçeli karar ilkesi, özellikle kanun yollarının açık olduğu durumlarda, hakkaniyete uygun (adil) yargılanma kavramının önemli bir unsurudur. Mahkemelerin kararlarını gerekçeli verme yükümlülüğü, adil yargılama ilkesi kapsamında olup, kararın gerekçesinin öğrenilememesi, gerekçede tarafların savlarına cevap verilmemesi, yetersiz ve yasaya dayanmayan gerekçe kurulması hakkaniyetle ve adaletin sağlıklı tesis edilmesi ile bağdaşmadığı gibi adil yargılama ve mahkemeye erişim haklarının ihlali sonucunu doğurur.
Bakılan davada, mahkemesince verilen kısmen iptal, kısmen ret kararında, dava konusu işlemin iptali gerekçesine yer verilirken davanın reddine ilişkin gerekçeye yer verilmediği görüldüğünden kararın redde ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyoruz.