T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/10815
Karar No : 2025/1754
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) :
1- ...
...Mirasçıları
... Mirasçıları
2- ...
7- ...
11- ...
3- ...
8- ...
12-...
4-...
9- ...
13- ...
5- ...
10- ...
14- ...
6- ...
15- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA): 1- ... 2-...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 21/03/2015 tarih ve 29302 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 02/01/2014 tarih ve 2014/5791 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Antalya Kuzey Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Antalya ili, Serik ilçesi, ... Mahallesi'nde yer alan davacılara ait ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacıların maliki olduğu eski ... parsel (yeni ... ada, ... parsel) sayılı taşınmazda davalı idarece 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerçekleştirilen toplulaştırma işleminde; eski ... sayılı parselin ifrazı sonucu oluşan ... nolu parselin Karayolları İstimlak Sınırı içerisinde kalmasından dolayı bu parsel ile ilgili herhangi bir işlem yapma imkanının olmadığı, arazi toplulaştırması sonucu oluşan parsel cephesinin 110,53 metreden 80,66 metreye düştüğü ancak pafta – zemin uyumsuzluğu nedeni ile ... nolu parselin drenaj kanalı üzerinde kalan kısmının uygulama alanına alınma zorunluluğundan dolayı teknik açıdan 23 m’lik kayma meydana geldiği, arazinin yola olan cephesinin zorunluluktan dolayı azalmakla birlikte halen yola cepheli olduğu, eski ve yeni parsellerin konum ve verimlilik esaslarına göre eşdeğer olduğu, dava konusu parsel yönünden hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kök parselin şekli ile toplulaştırma sonrası belirlenen parsel şeklinin karşılaştırılması halinde dahi işlemin hukuka aykırı olduğunun anlaşılacağı, yola cephesi azaldığı için rayiç bedelinin fahiş oranda düştüğü, bilirkişi heyetinde gayrimenkul değerleme uzmanı bulunmadığı, parselin kuzeyinden tahsis edilen kısmın daha az toprak derinliğine sahip, %4-5 eğimli, düşük kalitede toprak özelliklerine sahip bir alan olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun, işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 1. maddesinde, bu Kanunun amacının, sulama alanları ile Bakanlar Kurulunca gerekli görülen alanlarda; toprağın verimli şekilde işletilmesini, işletilmesinin korunmasını, birim alandan azami ekonomik verimin alınmasını, tarım üretiminin sürekli olarak artırılmasını, değerlendirilmesini ve buralarda istihdam imkanlarının artırılmasını, ekonomik üretime imkan vermeyecek şekilde parçalanan tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılmasını, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanmasının ve küçülmesinin önlenmesini ... sağlamak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Haziran 2010'da çıkarılan "Arazi Toplulaştırması Teknik Talimatı"nın 19. maddesinde yer alan "Yeni Parselasyon Planlamasında Dikkat Edilecek Hususlar" başlıklı bölümde, maliklere mümkün olduğu ölçüde eski arazisine eşdeğer ve tek parselde arazi verilmeye çalışılması, maliklerin istekleri dikkate alınarak arazisinin yoğun olduğu bölgede veya en büyük parselinin etrafında toplanarak arazi verilmeye çalışılması, umumi yola (asfalt, şose) bitişik olan parsellerin yine imkanlar ölçüsünde aynı yerde verilmesi, toplulaştırma alanındaki işletme yapı ve tesisleri ile bağ, bahçe vb. sabit tesislerin imkan ölçüsünde maliklerine verilmesi, birden fazla sabit tesisi bulunan maliklerin bu arazi parçalarından mümkün olduğu kadar birinin etrafında tercih vermek zorunda olması, her parselin yol ve sudan faydalanacak şekilde planlanması, küçük işletmelere ait parsellerin, yol ve sudan faydalanabilmesi için, gerektiğinde hisselendirilmesi, parsel şeklinin zorunlu durumlar dışında dikdörtgen olmasına ve en/boy oranının 1/3 - 1/7 arasında bulunmasına dikkat edilmesi, toplulaştırma yapılan köyler arasında sınır düzeltmesinin 3083 sayılı Kanunun 14. maddesine göre ve değer eşitliği sağlanarak yapılması, değişiklik yapıldığında köy sınırlarının yol, kanal gibi sabit sınırlara dayandırılmasına çalışılması, ancak zorunlu hallerde parsel sınırının köy sınırı olarak değerlendirilmesi, işletmeyi oluşturan maliklere ait arazinin bir arada değerlendirilebilmesi, maliklerin istekleri halinde tek parselde payları oranında adlarına hisseli olarak tescil edilmesi, parsel yerleştirilmesinde hısım ve hasım ilişkilerine dikkat edilmesi, arazi maliklerinden birden fazla ve komşu köylerde arazisi bulunanların arazilerinin ikamet ettikleri köyün sınırına yakın olacak şekilde planlanmaya çalışılması, blokların düzgün şekilli olmayan kısımlarına büyük parsellerin yerleştirilmeye çalışılması, düşük dereceli arazinin mümkün olduğu ölçüde eski sahiplerine bırakılması veya kendi aralarında toplulaştırılması, verasete iştiraklerden aynı maliklere ait olan arazinin bir işletme olarak değerlendirilmesi, davalı arazinin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilmesi, hisse uyuşmazlıkları giderilemeyen parsellerin her birinin ayrı bir işletme olarak değerlendirilerek eski maliklerine aynı hisselerle tescil ettirilmesi, bu araziden malik ve hisse oranları aynı olanların bir arada toplulaştırılabilmesi, Talimatın 9. maddesi kapsamında yer alan tesislerin bulunduğu parsellerin, planlamada öncelikle bulunduğu yerde bırakılmaya çalışılması hususlarına dikkat edilmesi gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Antalya İli, Serik İlçesi, ... Mahallesinde bulunan davacılara ait ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak ilk yapılan toplulaştırma işlemi neticesinde ... ada ... nolu parselin davacılara tahsis edildiği, bu işleme karşı ... İdare Mahkemesinde açılan davada verilen ... tarih ve... Esas, ...sayılı karar ile söz konusu toplulaştırma işleminin iptaline karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf isteminin ... Bölge İdare Mahkemesi kararıyla reddedildiği, dava sonucu yeniden yapılan toplulaştırma işlemi neticesinde ... ada ... nolu parselin davacılara tahsis edilmesi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacılara ait ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ilk toplulaştırma işleminin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinde açılan davada dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; " Eski haliyle neredeyse düzgün şekilli ve düze yakın (%0-1 eğimli) olan davacı arazisinin bir kısmının alınarak, yerine eğimi daha fazla (% 4-5 eğimli) ve daha az toprak derinliğine ve daha düşük kalitede toprak özelliklerine sahip olan kısmın verilmesi ile parselin ortalama eğiminin arttırılmış olmasına, şeklinin bozulmasına ve üretkenlik potansiyelinin de düşürülmesine neden olunduğu,
Bu Arazi Toplulaştırması uygulaması ile davacı parselinin ana yola olan yaklaşık 100 m’lik cephesinin de yaklaşık 80 m’ye düşürülmesine neden olunarak arazinin kıymetinde ve/veya rayiç bedelinde bir azalmaya neden olunduğu anlaşılmış olduğundan; söz konusu bu Arazi Toplulaştırma işleminin bilimsel ve teknik esaslarla ve mevzuat ile uyumlu olmadığı, uygulanması halinde ise geri dönüşü zor ve/veya telafisi imkansız hukuki, fiziki, sosyal ve ekonomik sonuçların doğmasına neden olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır." görüşüne yer verildiği ve bu görüş doğrultusunda ...tarih ve ... Esas, ... sayılı iptal kararın verildiği, söz konusu iptal kararının uygulanması için tesis edilen kısmi toplulaştırma işlemi ile davacıya tahsis edilen ... ada ... nolu parselin şeklinin yine bozuk olduğu, davacının düze yakın parselinin bozuk şekilli bir hale getirildiği, parsel cephesinin bu defa 110 metreden 80,66 metreye düştüğü ve yeni yapılan işlemle yine davacının arazisinin kuzeyinde bulunan, daha az toprak derinliğine ve daha düşük kalitede toprak özelliklerine sahip olan kısımdan toprak verildiği, basit ve küçük düzeltmeler dışında, ilk toplulaştırmaya çok benzer bir planlama yapıldığı, Anayasa'nın 138. maddesinin son fıkrası ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kurallar uyarınca; idarenin, bir işlemin iptali yolundaki yargı kararlarının gereklerini geciktirmeden yerine getirmeye zorunlu ve bu kararların gereklerine göre işlem tesis etmek ya da eylemde bulunmak zorunda olduğu ancak görülmekte olan davada, davalı idarenin ... İdare Mahkemesinde açılan davada verilen 18/12/2018 tarih ve... Esas,... sayılı kararın gerektiği gibi uygulanmadığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da bu yönde bir irdeleme yapılmadığı gibi önceki raporda verilen görüşün tam aksi yönde bir görüş ortaya çıkmasını gerektirecek bir durumun da bulunmadığı, dolayısıyla 04/01/2022 tarihli bilirkişi raporunun karara esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesinde açılan davada verilen ... tarih ve ... Esas,... sayılı karar gerekçeleri dikkate alınarak, karşılaştırmalı bir bilirkişi raporu düzenlenerek yeniden esasa yönelik inceleme yapılmak üzere İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.