T.C.
DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11625
Karar No : 2023/7551
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Enerji Üretim Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Kars İli, Sarıkamış İlçesi, ... Köyü, Aras Nehri üzerinde davacı şirkete ait "Kale Regülatörü ve HES" tesisinde 05/12/2017 tarihinde yapılan denetimde, aylara göre bırakılması taahhüt edilen can suyunun eksik bırakıldığının tespit edilmesi üzerine, söz konusu fiilin mevcut biyolojik çeşitliliğin ve sulak alanların ekolojik dengesinin tahribatı olarak değerlendirilmesi nedeniyle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ve 2. fıkrası ile söz konusu fiilin tekrar edilmesi nedeniyle 23. maddesi uyarınca toplam 254,874,00-TL para cezası verilmesine ilişkin bila tarih ve 2018/1 sayılı Orman ve Su İşleri Bakanlığı Orman ve Su İşleri ... Bölge Müdürlüğü Kars İl Şube Müdürlüğü idari yaptırım kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; olayda Kars İli, Kağızman İlçesinde bulunan Kale ve HES regülatörlerinden, çevredeki canlı çeşitliliğinin korunması ve ekolojik dengenin bozulmaması için bırakılması taahhüt edilen 4.50 m3/s miktarındaki can suyunun bırakılmadığının, sadece 100 lt (0.100 m3/s) miktarındaki suyun balık geçidinden bırakıldığı, ancak çok az miktarda bırakılan suyun balık ölümlerine neden olduğunun da tespit edildiği, can suyu olarak tabir edilen suyun, çevrede bulunan tüm canlı türlerinin (balık, hayvan, bitki...vs) hayatlarını sürdürmesi için zorunlu olan bir su olduğu, can suyunun aksatılmadan bırakılacağına dair davacı tarafından idareye taahhüt de verildiği, ancak yapılan denetimler sonucundaki tespit ve tutanaklardan da anlaşılacağı üzere verilen taahhüdün yerine getirilmediğinin anlaşılması üzerine, davacıya 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi ile 2. fıkrası uyarınca dava konusu 254.874,00-TL çevre para cezasının verildiği, çevre para cezasının, dosya kapsamında yer alan tutanak, rapor, CD ve fotoğraflarla da somutlaştırıldığı, ceza miktarının hesaplanmasında da 2872 sayılı Kanun'da belirlenen kriter ve ölçülere uyulduğu sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince; davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine dair ... İdare Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 18/01/2022 tarih ve E:2019/21693, K:2022/364 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, dava konusu para cezasının verilmesine neden olan fiilin sabit olduğu sonucuna varılmış olup, bu nedenle 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ihlal edildiğinden bahisle, aynı Kanun'un 20. maddesinin (k) bendi uyarınca belirlenen 42.479,00-TL para cezasında ve aynı Kanun'un 20. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bu miktarın 3 kat uygulanması sonucunda 127.437,00-TL para cezası verilmesi işleminde hukuka aykırılık görülmediğinden, istinaf incelemesine konu olan İdare Mahkemesi kararının bu kısma ilişkin olarak hem sonucu hem de gerekçesi itibarıyla hukuka ve yargılama usûlüne uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir nedenin de bulunmadığı, ara kararına davalı idarenin cevabı ile dosyada yer alan bilgi ve belgeler ve UYAP üzerinden yapılan incelemeler sonrasında yapılan değerlendirmede; davalı idare tarafından davacı şirketin daha önce 26/07/2017 tarihinde denetlendiği, bu denetim sonrasında ... tarih ve ... sayılı işlemle 127.437,00-TL para cezası verildiği, bu cezanın davacıya 27/08/2017 tarihinde tebliğ edildiği ve davacı tarafından ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında iptal davasına konu edildiği, anılan Mahkemenin 25/05/2018 tarihli kararı ile davanın reddine karar verdiği, bu karara yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın bu tarihte kesinleştiği, davaya konu idari para cezasının dayanağı denetimin ise (26/07/2017 tarihli denetim sonrası verilen para cezasının davacıya tebliğ edildiği tarih olan 27/08/2017 tarihinden sonraki bir tarih olan) 05/12/2017 tarihinde yapılarak, denetim sonrasında fiilin 1. tekrarı nedeniyle Çevre Kanunu'nun 23. maddesinde düzenlenen tekerrür hükmünün de uygulanması suretiyle davaya konu 05/12/2017 tarih ve 2018/1 sayılı işlemle (127.437,00 X 2=) 254.874,00-TL çevre para cezası verildiği görülmüş olup, tekerrür hükümlerine ilişkin şartların oluştuğu sonucuna varıldığından, 127.437,00 TL para cezasının 1 kat uygulanması suretiyle 254.874,00-TL para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde bu yönden de hukuka aykırılık görülmediği gerekçesinin de eklenmesi suretiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından, para cezası verilirken ihlal edildiği ileri sürülen 2872 sayılı Kanun'un 9. maddesinin (a) bendi uyarınca biyolojik çeşitliliğin korumasının esas olması nedeniyle biyolojik çeşitliliğin tahribi halinde para cezasının verilebileceği açık ise de, anılan Kanun'da tahrip edildiğinin nasıl tespit edileceğinin açıkça düzenlenmediği, bu tespiti yapma yetkisinin idareye verildiği, ancak bu durumun belirlilik ilkesine aykırılık oluşturduğu, davalı idarece denetim esnasında ölçüm yapılmadığı, görgüye dayalı tespit yapıldığı, dolayısıyla bu tespitin esas alınamayacağı, ayrıca meydana geldiği ileri sürülen balık ölümleri ile davacı arasında illiyet bağının kurulamadığı, kaldı ki balık ölümlerinin görülüyor olmasının tek başına yeterli oranda can suyunun bırakılmadığı, biyolojik çeşitliliğin tahrip edildiği, faunanın azaldığı şeklinde değerlendirilmesinin de hukuka aykırı olduğu, sonuç olarak sadece video kaydı ile fotoğraflar dikkate alınarak verilen para cezası hukuka aykırı olduğundan, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, canlı çeşitliliğinin korunması ve ekolojik dengenin bozulmaması için taahhüt edilen miktardaki can suyunun bırakılmadığı, çok az miktarda bırakılan can suyunun ise balık ölümlerine neden olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla para cezası hukuka uygun olduğundan, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 28/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 9. maddesinde; "Çevrenin korunması amacıyla; a) Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır. Biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir. (...)" hükmüne, 20. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin 2. paragrafında; "Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde verdikleri taahhütnameye aykırı davrananlara, her bir ihlal için 10.000 Türk Lirası idarî para cezası verileceği" hükmüne, (k) bendinde; "Bu Kanunun 9 uncu maddesinin (a) bendinde belirtilen hususlara aykırı olarak biyolojik çeşitliliği tahrip edenlere, (d) bendi uyarınca ilan edilen Özel Çevre Koruma Bölgeleri için tespit edilen koruma ve kullanma esaslarına aykırı davrananlara ve (e) bendinin ikinci paragrafı uyarınca sulak alanlar için yönetmelikle belirlenen koruma ve kullanım usûl ve esaslarına aykırı davrananlar ile (f) bendinde belirlenen esaslara ve yasaklamalara aykırı davrananlara 20.000 Türk Lirası, (e) bendinin birinci paragrafına aykırı davrananlara 100.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir.
" hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; bırakılması gereken can suyu miktarından daha az miktarda can suyu bırakılması sebebiyle davacı şirketin verdiği taahhüte aykırı hareket ettiği sabit olmakla birlikte, yapılan denetimde biyolojik çeşitliliğin tahrip edildiğine dair açık ve net bir tespit yapılmadığı görülmüş olup, aylara göre bırakılması gereken can suyu miktarının eksik bırakılmasının biyolojik çeşitliliği tehdit edebileceği açık ise de; bu kanaate varılabilmesi için süregelen bir şekilde bu eylemin gerçekleştiğinin ve bu durumun biyolojik çeşitliliği tahrip ettiğinin bilimsel ve teknik verileriyle idarece ortaya konularak idarî yaptırım uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda; davacı şirketin biyolojik çeşitliliği tahrip ettiğine dair somut bir tespitin yapılmamış olması karşısında, anlık yapılan ölçüm sonucuna göre biyolojik çeşitliliğin ihlal edildiğinden söz etmeye olanak bulunmamakta olup, 2872 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 1. fıkrasının (k) bendi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmediğinden, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun (Danıştay Altıncı Dairesinin bozma kararına uyulmak suretiyle) reddine dair İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy