T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/9919
Karar No : 2025/191
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av....
KARŞI TARAF (DAVALI) :... Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 06/02/2014 tarih ve 28905 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 02/01/2014 tarih ve 2014/5791 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Antalya Kuzey Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Antalya İli, Kepez İlçesi, ... mahallesinde yer alan ve davacıya ait ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; eski ... ada ... parsel olduğu, anılan taşınmazın dava dışı Y.I. ile Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, toplulaştırma işlemi neticesinde taşınmazın bir kısmının tamamı Maliye Hazinesi mülkiyetinde olarak ... ada ... parsel, bir kısmının tamamı dava dışı Y.I. mülkiyetinde olarak ... ada ... parsel ve kalan kısmının da dava dışı Y.I. ve Maliye Hazinesi mülkiyetinde olarak dava konusu ... ada ... parsele dağıtımının gerçekleştiği, davacının, ... ada ... parsel sayılı taşınmazın 1987/14906 hissesini toplulaştırma işleminden sonra 6292 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen satış kapsamında 08/01/2020 tarihinde satın aldığı, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte, dava konusu taşınmazın kök parselinin Maliye Hazinesi ile birlikte dava dışı Y.I. adına kayıtlı olması, proje kapsamında planlanan yolun kök parselin ortasından geçmesi sebebiyle kök parselin iki parsele ayrılmasının zorunlu olduğu ve bu zorunluluk kapsamında kök parsel ile aynı yerde oluşturulan iki parselin de mülkiyet durumuna göre paylaştırılmasına ilişkin dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davacının toplulaştırma uygulaması sonucu oluşturulan ve mülkiyeti dava dışı Y.I. ve Maliye Hazinesi ait olan dava konusu ... ada ... parselin Hazineye ait hissesini 08/01/2020 tarihinde (toplulaştırma uygulamasından sonra) 6292 sayılı Kanun kapsamında satın almak suretiyle mülkiyetine sahip olduğu, davacının uygulamaya giren kök parsel ile mülkiyet ilişkisi bulunmadığından, kök parseldeki sabit tesislerin korunmadığı iddiasına itibar edilemeyeceği hususları gözönüne alındığında, tesis edilen dava konusu toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık, ilk derece Mahkemesi kararının gerekçesinde ise hukuki isabet bulunmadığı, fakat kararın sonucu itibariyle hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. İstinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu taşınmaz toplulaştırma işleminden sonra satın alınmış olsa da akti halef konumunda olduğu, taşınmazlar üzerinde hak sahipliği belirtmesi varken, bu çekişme açıklığa kavuşturulmadan toplulaştırma işlemi yapılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davanın taraflarından yalnız biri tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde, kamu düzenine ilişkin emredici kurallar hariç olmak üzere, temyiz edilen hüküm temyiz eden tarafın aleyhine olacak şekilde bozulamayacağından, davacının esasa yönelik temyiz talebi üzerine, kararın "davacının dava açma ehliyeti olmadığı" gerekçesiyle bozulamayacağı sonucuna varılarak gereği görüşüldü;
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14. maddenin 3/c bendinde, dilekçenin "ehliyet" yönünden de inceleneceği, 15. maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği, 15/6. maddesinde ise, ilk inceleme konularının daha sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. maddenin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu edilen işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin, diğer bir deyişle menfaat bağının bulunması gerekmektedir.
İlk inceleme konularının davanın bütün aşamasında incelenmesi ve 15. madde hükümlerinin uygulanması açık yasa hükmü olduğundan, temyiz aşamasında da davanın öncelikle ilk inceleme konuları yönünden ele alınması, 15. madde hükümlerinin uygulanmasını gerekli kılan hukuki durumun mevcut olması halinde de işin esasına girilmeksizin ilk incelemeye ilişkin karar verilmesi gerekmektedir. Öte yandan ilk incelemeye ilişkin hükümler yönünden "aleyhe bozma yasağı" söz konusu olamayacağından Mahkeme kararı sonucu ya da temyize gelen tarafın davacı ya da davalı olması ilk inceleme konuları yönünden karar verilmesine engel teşkil etmez.
3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında yapılan arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin amacının, uygulama alanlarında yer alan toprağın verimli şekilde işletilmesi, işletilmesinin korunması, tarım üretiminin sürekli olarak artırılması, değerlendirilmesi, tarım topraklarının gerektiğinde ve imkanlar ölçüsünde genişletilmesi suretiyle de toplulaştırılması, tarım arazisinin ailenin geçimini sağlamaya ve aile iş gücünü değerlendirmeye yeterli olmayacak derecede parçalanması ve küçülmesinin önlenmesi olduğu anlaşılmaktadır.
Bu doğrultuda arazi toplulaştırması ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulamasından doğrudan doğruya etkilenecek olanlar, uygulamanın gerçekleştirildiği alanda bulunan arazilerin malikleridir. Dolayısıyla, yapılan işlem sonucunda mülkiyet hakkını ihlal edebilecek haksız ve hukuka aykırı bir idari işlemin tesisi durumunda, iptal davası açma hakkının, arazinin mülkiyet hakkı sahibine ait olduğu açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden; toplulaştırma işlemine konu kök parsel olan Antalya ili, Kepez ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı 13.655,91m2 yüzölçümlü taşınmazın dava dışı Y.I. ve Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken, 13/06/2017 tarihinde yine bu kişiler adına ... ada, ... parsel olarak tescil edildiği, davacının, Hazineye ait hisseyi 08/01/2020 tarihinde 6292 sayılı Kanun kapsamında satın aldığı, dava konusu toplulaştırma işlemiyle davacının mevcut haliyle satın almış olduğu taşınmaza yönelik her hangi bir değişiklik veya uygulamanın yapılmamış olduğu, başka bir ifade ile toplulaştırma süreci tamamlanıp tescil işlemi yapıldıktan sonra davacının taşınmazı satın aldığı, bu nedenle dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle davacının menfaatini ihlal eden bir yönünün bulunmadığı dikkate alındığında, kök parseldeki sabit tesislerin korunmadığı iddiasıyla bakılan davayı açma konusunda davacının subjektif dava ehliyetinin bulunmadığı ve davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.