T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1087
Karar No : 2024/3373
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan ... (ER:...) Ruhsat Numaralı II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı" projesi hakkında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, ruhsat sahası ve yakınında yer alan bölgenin jeolojik ve yapısal özelliği itibarıyla ... Dağları formasyonu içerisinde yer aldığı, söz konusu formasyonun neritik kireç taşı olması sebebiyle, suyu bünyesine alabilen özellik taşıdığı ve bu itibarla ruhsat sahasının yer altı sularının beslenmesine katkı sağlayan bir alanda bulunduğu, bu nedenle işletmenin kullanacağı yöntemin, suları kirletmemekle birlikte yağış açısından su bölüm hattı ve beslenme alanında olması nedeniyle bölgede yapılacak mermer ocağı projesine ilişkin çalışmanın mevcut su miktarının azalmasına sebebiyet vereceği, bu durumun proje alanına yakın bölgede oldukça büyük alanda yapılan meyveciliğe, söz konusu alanların su ihtiyacı da gözetildiğinde zarar vereceği, ayrıca ÇED raporunda çıkan madenin nakliyesi sırasında bölgede tozumadan kaynaklı olumsuz etkilerin olmaması adına arazöz ile sulama yapılacağı öngörülmüş ise de, ihtiyaç duyulan su kaynaklarının ... ve ... Mahalleleri su depolarından temin edilememesi durumunda öngörülen alternatif su temininin yer altı su kaynaklarına zarar vereceği, kaldı ki su depolarından temin edilecek kaynağın yerel halkın ihtiyacı için de kullanıldığı, ayrıca ÇED raporunda taşkın olması durumunda drenaj tedbirleri alınarak taşkın problemlerinin giderileceğinin belirtildiği, ancak ocak sahasının eğiminin %30-70 aralığında olması sebebiyle taşkın açısından gereken önlemlerin taşkından önce faaliyet alanında uygulanması gerekirken bu önlemlerin alınmadığı, bununla birlikte alana ilişkin önceki yargı sürecinde yer verilen gerekçeye istinaden nakliye güzergahının değiştirilerek yeni güzergahın orman alanı içerisinde geçirilmesinin planlandığı, faaliyet sahasının orman arazisi olması sebebiyle ÇED raporunda yer aldığı üzere bitkisel toprak tabakasının sıyrılarak faaliyetin sona erdiği ocak alanlarının tekrar ağaçlandırılacağı zamanda kullanılmak üzere bitkisel toprak depolama alanına taşınacağının öngörüldüğü, ancak bitkisel toprağın erozyona karşı korunması açısından üzerinin çimlendirilmesi veya üzerinin branda ile kapatılması gibi uygulamaların oldukça güç önlemler olduğu, sahanın eğimi de dikkate alındığında bozulan maden alanının yeniden ağaçlandırılmasının ve doğal haline dönüştürülmesinin uygulanabilir olmadığı, ayrıca maden sahasına oldukça yakın bir alanda buğday ekilmiş anız saplarının olduğu bir arazinin bulunduğu, arazinin aktif olarak tarım amaçlı kullanıldığı, ÇED raporunda yer aldığı üzere yeni yol güzergahının bu arazinin kenarından geçeceği, söz konusu projenin gerek bu tarım arazisini gerekse su rejimi üzerinde olumsuz etkileri olması sebebiyle projeye daha uzak sahada bulunan geniş meyve bahçelerine zarar vereceği, bu bağlamda, projenin, orman, su havzaları, su kaynakları ile tarım alanlarına zarar vereceği sonucuna ulaşıldığından, dava konusu projeye kapsamında "çevreye olabilecek olumsuz etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi" amacının sağlanmadığı anlaşıldığından, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı tarafından, dava konusu işlemin tamamen hukuka uygun olduğu, daha önceden verilen iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak nakliye güzergahının meyve bahçeleri yakınından ve yerleşim alanları içerisinden geçmeyecek şekilde değiştirildiği, dava konusu işlem tesis edilmeden önce proje hakkında Orman Genel Müdürlüğü dahil olmak üzere ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan olumlu görüş alındığı, proje kapsamında su temini konusunda ... Su ve Atıksu Genel Müdürlüğünden su teminine yönelik yazısının ÇED raporunda yer aldığı, DSİ .... Bölge Müdürlüğünün yazısında da yer altı su seviyesinin etkilenmeyeceği hususunun açıkça belirtildiği, ayrıca hidrojeolojik raporda çevrede bulunan içme suyu kaynaklarının ve alıcı ortamların miktar ve kalite bakımından olumsuz etkilenmemesi için tüm tedbirlerin alınacağı, parametrelerin takibi için rutin aralıklarla kalite analizlerinin yaptırılarak sonuçların DSİ'ye bildirileceğinin taahhüt altına alındığı, belirtilen nedenlerle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının bozularak davanın reddine karar verilmesi gerektiğ ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının dosya içeriğine uygun ve yerinde olduğu, bu nedenle davalı idarenin temyiz başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.
TETKİK HÂKİMİ:...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan ... (ER:...) Ruhsat Numaralı II-B Grubu Maden (Mermer) Ocağı" projesi hakkında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarihli ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı"nın iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, bilirkişi raporunun ve dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, yapılması planlanan maden (mermer) ocağı projesinin orman, su havzaları, su kaynakları ile tarım alanlarına zarar vereceği ve dava konusu projeye kapsamında "çevreye olabilecek olumsuz etkilerin önlenmesi veya çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi" amacının sağlanmadığı anlaşıldığından, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de; Mahkeme kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporunda yer verilen tespit ve değerlendirmelerin, uyuşmazlık konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu kararı"na esas ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, ÇED raporunda projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, dolayısıyla projenin çevreye olası olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyede olduğu ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.