T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/267
Karar No : 2025/620
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Gemisi Donatanı adına ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Tekirdağ İli, Marmaraereğlisi İlçesi, Likit Port Liman tesislerinde yük boşaltan davacıya ait gemiden denize (tehlikeli) asetik asit karışması nedeniyle çevre kirliliğine neden olunduğundan bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/ı maddesi uyarınca 19.057.390,00 TL para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının ... tarihli ve cilt no ..., sayfa no ... numaralı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelerden, "... ..." isimli geminin 20/02/2022 tarihinde Tekirdağ İli, Marmaraereğlisi İlçesinde bulunan "Likit Port" isimli limanda asetik asit yükünü tahliye ederken, asetik asit yükünün ... numaralı iskele tankından taşması sonucunda güverteye biriken atığın denize taşmak sureti ile dökülmesinden kaynaklı deniz kirliliğine sebebiyet verildiği sabit olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; davaya konu idari yaptırım kararının mevzuatın öngördüğü zorunlu unsurları ihtiva etmediği, kabul anlamına gelmemekle birlikte denize dökülen maddenin denizi kirletici mahiyette olmadığı, ayrıca söz konusu ürünün tehlikeli olduğu gerekçesi ile para cezasının on kat arttırıldığı, oysaki maddenin tehlikeli içerik taşımadığı, bu durumun Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma kapsamında teyit edildiği iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idareler tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 29/01/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Tekirdağ İli, Marmaraereğlisi İlçesi, Likit Port Liman tesislerinde yük boşaltan davacıya ait gemiden denize (tehlikeli) asetik asit karışması nedeniyle çevre kirliliğine neden olunduğundan bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 20/ı maddesi uyarınca 19.057.390,00 TL para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının... tarihli ve cilt no ..., sayfa no ... numaralı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Mevzuatta öngörülen usul ve esaslara, yasaklara veya sınırlamalara aykırı hareket edenlere verilecek para cezalarını düzenleyen 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin (ı) bendinde; Kanunda öngörülen yasaklara ve sınırlamalara aykırı olarak ülkenin egemenlik alanlarındaki denizlerde ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarında ve bunlarla bağlantılı sularda, tabiî veya sunî göller ve baraj gölleri ile akarsularda kirliliğe sebebiyet verilmesi halinde para cezası verileceği hüküm altına alınmış ve kirliliğin tehlikeli madde ve atıkların deşarjı ile yapılması durumunda uygulanacak idarî para cezasının, petrol ve türevleri kategorisi esas alınarak on katı olarak verileceği, belirtilmiştir.
Olayda, davacıya ait gemi ile deniz kirliliğine neden olunduğu hususunda tereddüt olmamakla birlikte, kirliliğe neden olduğu belirtilen asetik asitin tehlikeli madde olup olmadığı konusunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Şöyle ki; anılan çevre kirliliği nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen... numaralı soruşturmada bahsi geçen, 22/05/2022 tarihinde söz konusu gemiden, kirlenen denizden ve referans olarak da temiz olduğu düşünülen bir bölgeden alınan deniz suyu numunelerinin TÜBİTAK Marmara Araştırmalar Endüstriyel Hizmetler Birimi'nce incelenmesi neticesinde düzenlenen 06/07/2022 tarihli analiz raporunda özetle; "zayıf bir organik asit olan asetik asidin, suya girdiği anda suya hidrojen iyonu vereceği ve kimyasal tepkime dengeye geldiğinde hidronyum ve asetat iyonları oluşturacağı, yaklaşık olarak 30 günlük bir sürede %99'unun biyolojik olarak parçalanabileceği,...asetik asit gibi organik asitlerin yüksek konsantrasyonlarının deniz ekosisteminde büyük rollere sahip bazı bakterilerin büyümesini engelleyebileceği,...asetik asidin mikrobiyal canlı hücresi içerisine kolayca nüfuz edebileceği ve hücre içerisinde iyonlarına ayrışarak hücre içi ph'ın azalmasına ve metabolik rahatsızlığa sebep olabileceği, bu sonuçlarından ötürü asetik asidin miktarı ve konsantrasyonu ile bu kimyasalın döküldüğü alanın özellikleri (su kütlesi değişim hızı, bölgedeki habitat yapısı gibi) dikkate alınarak dökü alanı ile sınırlı olan bölgede olumsuz etkilerinin olabileceği, analiz sonuçlarında kirlenen denizden ve referans olarak temiz olduğu düşünülen bölgeden alınan deniz suyu numunelerinde asetik aside rastlanılmadığı, burada alınan numunelerin olayın gerçekleşmesinden 2 gün sonra alındığının göz önünde bulundurulması gerektiği, asetik asit gibi suda çözünen ve biyolojik olarak parçalanabilen kimyasalların denizel ortamlarda bulunduğu noktadan kısa sürede seyrelerek uzaklaşabileceği ve numunenin dökü alanında alınmaması halinde dökülen deniz alanında tespit edilmesinin mümkün olmayabileceğinin..." belirtildiği, öte yandan, kimyasal yük gemisinde yaşanan denize taşma olayının çevresel zarar oluşturup oluşturmadığı, kalıcı nitelikte kirlenmeye sebebiyet verip vermediği ve varsa sorumluların kusur oranlarının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesi üzerine, Gemi Baş Mühendisi... tarafından düzenlenen 08/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda; 21 Mayıs 2022 tarihli "... Gözetim Mümessillik ve Ticaret A.Ş." sörvey raporunda tespiti yapılan denize deşarj miktarının 0,871 metrik ton olduğu, 5,111 metrik ton yükün ise güverteden temizliğinin yapılarak slop (atık) tankında toplandığı ve deniz kirliliğinin önlendiği, analiz raporunda yapılan tespitler ışığında, denize deşarj olan yükün, dökü alanı ile sınırlı olan bölgede çözünerek ve biyolojik olarak parçalanarak, bulunduğu noktadan kısa sürede seyrekleşerek uzaklaşabileceği, %99'unun biyolojik olarak parçalanabildiği itibariyle çevresel zarar oluşumuna ve kalıcı nitelikte kirlenmeye sebebiyet vermeyeceği kanaatine varıldığı belirtilmektedir.
Bu durumda; yukarıda zikredilen raporlar dikkate alındığında, davacıya ait gemiden denize dökülerek çevre kirliliğine sebebiyet verdiği belirtilen ve tehlikeli madde olduğu iddia edilen asetik asitin denize döküldüğü hususu hiçbir şüpheye ver verilmeyecek şekilde somut olarak tespit edilemediği gibi yukarıda anılan raporlarda isnad olunan fiilin çevresel zarar oluşumuna ve kalıcı nitelikte kirlenmeye sebebiyet vermeyeceği kanaatine varılması karşısında, olayda, Kanunda para cezasının 10 kat verilmesi için gerekli olan "kirliliğin tehlikeli madde ve atıkların deşarjı ile yapılması" şartının da oluşmadığı, bu nedenle, Mahkeme kararının çevre para cezasının on kat arttırılmasına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.