T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2746
Karar No : 2025/1705
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Derneği
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINIDA): ...Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Köyü ile Sivas İli, Divriği İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan "İR:... (EN:...) Numaralı IV. Grup Maden (Demir) Ocağı Kapasite Artışı" projesiyle ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, maden mühendisi, iki jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi, biyolog ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; harita mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; (..) ÇED raporunda proje kapsamında 24,68 ha. alanlı ÇED-1 ve 95,15 ha. alanlı ÇED-2 numaralı sahaların belirlendiği, (...) mevcut ve planlanan ünite alanları ÇED-I poligonu içerisinde kaldığı, yine mevcut ve planlanan ünite alanlarının detaylandırıldığı tabloda (Nihai ÇED S.39 Tablo-23) ÇED-1 poligonunda kalan mevcut ünite alanlarının terk edileceği, terk edilen bu alanların yerine planlanan ünite alanlarının planlama amaçlarına göre kullanılacağının anlaşıldığı, (...) "Karanlık Kanyon Nitelikli Koruma Alanı"nın ruhsat sahasının doğusunda, ruhsat sahasına en yakın mesafesinin 4 km olduğu, ÇED-1 nolu poligonuna 6,8 km, ÇED-2 poligonuna ise 8,5 km mesafede kaldığı; çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; (...) kapasite artışı sonrasında ortaya çıkabilecek olası çevresel riskler bilirkişi raporu kapsamında su kirliliği, katı atıklar, gürültü kirliliği ve hava kirliliği başlıkları altında değerlendirildiği, su kirliliği bakımından, madencilik (demir ocağı) faaliyetleri sonucunda ortaya çıkabilecek temel sıvı atıkların, açık ocak tahliye suları ve proje süresince istihdam edilen personelden kaynaklı evsel nitelikli atık sular olduğu, (115 kişi) her bir personelin günlük 205 litre su tüketeceği göz önüne alındığında toplamda, 23,575 m3/gün atıksu oluşturacağı, çalışacak personelden kaynaklanacak evsel nitelikli atıksuların oluşan evsel nitelikli 23,575 m3/gün atıksu ile ilgili olarak nihai ÇED sf. 302'de; 31/12/2004 tarih ve 25687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren (13 Şubat 2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazetede ve 30.03.2010 tarih ve 27537 sayılı Resmi Gazetede yapılan değişiklikler) “Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, 08/06/2010 Tarih ve 27605 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik” (Nihai ÇED Sf. 220) ve 02/04/2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazetede (RG değişiklik 23.03.2017 tarih ve 30016 sayılı) yayımlanan “Atık Yönetimi Yönetmeliği” (Nihai ÇED Sf. 302) hükümlerine göre yapılacak fosseptikte biriktirileceğinin belirtildiği, fosseptikte toplanan bu atıksuların, vidanjör ile çekilerek Divriği Belediyesi tarafından bertarafı sağlanacağının anlaşıldığı, bu noktada ilgili mevzuat açısından herhangi bir olumsuzluk görülmediği, (...) davalı firma tarafından söz konusu ÇED alanında herhangi bir dere yatağı veya su kaynağı olmadığının belirtildiği, katı atıklar bakımından, ÇED raporunda faaliyet esnasında oluşabilecek katı atıkların temel olarak; çalışan personelden kaynaklanacak evsel nitelikli katı atıklar, proses atıkları, atık yağlar, evsel atıklar, ambalaj atıkları, arıtma çamurları, bitkisel atık yağlar, ömrünü tamamlamış lastikler, atık pil ve akümülatörler, tehlikeli atıklar, tibbi atıklar olarak belirtildiği, bu atıklar ile ilgili olarak her bir atık türü için ilgili yönetmelik hükümlerine uyulacağının ve gerekli önlemlerin alınacağının beyan edildiği, maden sahasından çıkan proses atığının (katı maden atığı) inşası yapılacak atık depolama alanında depolanmasının planlandığının belirtildiği, proje alanında açık işletme yöntemi uygulanacak saha ile yeraltı işletmeciliği yöntemi uygulanacak alanda ocak girişinin oluşturulması, bölgede arazi hazırlık çalışmaları yapılmasının planlandığı, proje alanında öncelikle ortalama 10 cm kalınlığındaki bitkisel toprağın iş makineleri yardımıyla sıyrılarak alınması ve proje alanı sınırları içerisinde planlanan bitkisel toprak depolama alanında depolanmasının, bitkisel toprağın bertarafının ise madencilik faaliyetlerine paralel yürütülecek rehabilitasyon çalışmalarında ve kapanış aşamasında arazi ıslahı amaçlı olarak kullanılmasının planlandığı, söz konusu depolama sahası ile ilgili olarak, depolama sahalarında depolanacak olan malzemelerin stabilitesinin sağlanması için teraslama ve sedde oluşturma gibi bilinen depolama tekniklerinin uygulanacağı, gerekli tüm tedbirlerin alınacağı, rüzgâr, su, taş savrulması vb. nedenlerle malzemenin erozyona uğraması ve taşınımına karşı gerekli her türlü önlemin sağlanacağının taahhüt edildiği, bahsedilen önlemler değerlendirildiğinde makul ve uygulanabilir tedbirler olarak görüldüğü, gürültü kirliliği bakımından, proje sahası (ÇED alanı 1. poligon), Sivas İl merkezine yaklaşık 126,60 km, Divriği İlçe Merkezine yaklaşık 22,14 km, Erzincan İl merkezine yaklaşık 110,38 km, Kemaliye İlçe merkezine yaklaşık 12,10 km mesafede olup, faaliyet alanına en yakın yerleşim yeri olan ... Köyündeki konuta ise 300 m mesafede, ikinci en yakın yerleşim yeri olan ... Köyündeki konuta ise 1.600 m mesafede yer aldığı, söz konusu akustik rapor sonuçlarına (Nihai ÇED, Sf. 289) göre ... köyünde hissedilecek gürültü değeri (54,3 ABA) 65 dBA değerlerinin altında kaldığı, ayrıca ÇED alanı 2. poligonda yer alan ... Mahallesinde ise hissedilecek muhtemel gürültü düzeyi 60,7 dBA (Nihai ÇED, Sf. 297) olarak hesaplandığı, bu değerlerin 04/06/2010 tarih ve 27601 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği kapsamında belirtilen sınır değerlerin altında kaldığı, (...) proje sahası (ÇED Alanı 1. Poligon) (...) faaliyet alanına en yakın yerleşim yeri olan ... Köyündeki konuta 300 m mesafede, ikinci en yakın yerleşim yeri olan ... Köyü'ndeki konuta ise 1.600 m mesafede yer aldığı, bu durumda tesis faaliyetlerinden kaynaklanacak gürültü seviyelerinin yakın yerleşim bölgelerinde olumsuz etkisinin oldukça düşük görülmekle birlikte, ÇED raporunda belirtilen önlemler oluşabilecek gürültünün önlenmesi açısından yeterli olduğu, hava kirliliği bakımından, (...) 03/07/2009 tarihli ve 27277 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği (SKHKKY)'ne göre bir yılda 35 defadan fazla aşılmadığından sınır değerleri sağladığının ve ayrıca uzun vade PM I0 değerlerinin de sınır değerleri sağladığının anlaşıldığı, diğer taraftan, faaliyetin tesis etki alanındaki diğer emisyon kaynaklarıyla birlikte kümülatif olarak kontrollü şartlarda yürütülmesi durumunda kaynaklanacak toz emisyonu çöken toz parametresi için sınır değerleri sağladığı, PM 10 parametreleri için kısa vade değerleri 1 yıllık periyot içerisinde sınır değerlerin altında kaldığı, bu noktada en yakın yerleşim birimi açısından oluşacak PM10 ve çöken toz miktarları sınır değerlerin altında olduğunun anlaşıldığı, ÇED raporunda oluşacak hava kirleticilerin engellenmesi için verdiği taahhütlerin, * Tesis içi yolların düzenli olarak temizlenmesi, tozumaya, karşı tesis içi ve ana yola kadar olan yolların bitümlü kaplama malzemeleri (asfalt vb.) kaplanması, kamyonların üzeri naylon branda veya tane boyutu 10 mm” den büyük malzeme ile kapatılması, boşaltma ve doldurma/yükleme işlemlerinin savurma yapılmadan gerçekleştirilmesi, şeklinde bahsedilen bu önlemler ile tozumadan ve faaliyet kapsamında kullanılan taşıtlardan kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin asgariye indirilmesinde fayda sağlayacağının düşünüldüğü, (...) bu bağlamda faaliyet esnasında oluşabilecek katı, sıvı atıklar, gürültü kirliliği ve hava kirliliği riskleri için belirtilen önlemlerin yeterli ve makul olduğu, ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; (...) dava konusu alanlar içerisinde tarım alanları bulunmamakta olup, madencilik faaliyetlerinin yapılacağı alanlar yerleşim yerine uzak mesafede olduğu, bu nedenle yapılacak olan madencilik faaliyetinin tarımsal faaliyetler açısından herhangi bir olumsuz etkisinin olmayacağı, çevre ve insan sağlığı yönünden yapılan değerlendirmede; bölgede endemik faunayla ilgili yapılan tüm uluslararası ve ulusal literatür, ayrıca bölgesel çalışmalar ve raporlar değerlendirildiği ve herhangi bir bulguya rastlanılmadığı, ilgili bölgede yayılış gösteren endemik bitki türlerin, Türkiye Bitkileri Kırmızı Kitabı'na göre 2000 yılında EX kategorisinde değerlendirildiği, o dönemde yapılan ve devamında 2013 ve 2014 yıllarında yapılan arazi çalışmalarında belirtilen ÇED bölgesine yakın alanda 12 adet endemik bireye rastlanıldığı, bunlardan Astragalus pseudooylindraceus Bornm (karasugeveni) (1915 yılında tespit edilerek Erzincan ve Konya için endemikler listesine alınmıştır) türü en endemik tür şeklinde değerlendirildiği, yine o dönemde ilgili ÇED alanına yakın yapılan çalışmada geniş bir alan taranmış olup, başka endemik bireye ulaşılamadığı, ayrıca, bölgede yoğun olarak gerçekleşen otlatma faaliyetlerinin bu türler için en büyük tehdit olarak değerlendirildiği, A. pseudocylindraceus, yayılış alanının 10 km'den az tek bir lokaliteden bilinmesi ve ergin birey sayısında düşüş görülmesi ve popülasyonda 50 den az birey tespit edilmesiyle CR kategorisine alındığı, bununla birlikte, bu türlerin ilgili ÇED bölgesi ve yakınında olup olmaması hususunda değerlendirme yapıldığı ve itiraz edilen bölgenin ÇED alanının uzak bir bölgesinde kaldığı şeklinde kanaatin oluştuğu, (...) yapılacak faaliyetlerin flora ve faunanın yanı sıra halk sağlığı açısından olumsuz etki meydana getirmeyeceği kanaatinin oluştuğu, maden mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; (...) proje sahası incelendiğinde madencilik adına üretimin; açık ocak işletme yöntemi ve delme patlatma, kapalı ocak işletme yöntemi ile üretim yapılacağının belirtildiği, hali hazırda sadece açık ocak işletme yöntemi ile üretim yapıldığının tespit edildiği, (...) açık ocak işletmeciliği ile basamaklandırma yöntemi yapılmakta olup kapasite artışı üretim yönteminde değişiklik yapılmayacağı, mevcut durumda basamaklandırma yöntemi uygulanmadan önce oluşturulan basamakların ölçüleri, malzemenin üretimi sırasında kullanılan iş makinelerinin manevra kabiliyetleri ve arazi şartları göz önünde bulundurularak belirlendiği, kapasite artışı kapsamında da aynı şekilde planlanacağı, bu kapsamda basamakların genişlik ve yüksekliklerinin 10 m'yi aşmayacağı, ayrıca basamaklar oluşturulurken malzeme kaymasını önlemek amacıyla genel şev açısının 36,25 derece, basamak açısı 70 derece olarak planlandığı, her iki ocak alanında da basamak genişliği 10 m olarak belirlenmiş olup, topoğrafya ve üretim durumu dikkate alınarak ÇED alanı 1. poligonda maksimum 9 basamak, ÇED alanı 2. poligonda maksimum 20 basamak oluşturulacağı, sahada yapılan incelemede projede yazan basamak yüksekliklerinin ve şev açılarının proje yazıldığı gibi yapılmadığının tespit edildiği, proje sahası incelendiğinde, halihazırda yeraltı ocak işletmeciliğinin yapılmadığı ve yapılması halinde alınması gereken tüm önlemlerin ve üretim nasıl yapılacağının detaylı olarak raporda anlatıldığı, jeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; proje alanında kazı ve dolgu şevlerinin duyarlılığı ile ilgili olarak gerekli analizlerin yapıldığı, bu analizlerin sonuçlarına göre; şev eğimleri ve palye genişlikleri belirlendiği, pasa alanlarında şev yüzeylerinde oluşabilecek kaymalara karşı pasa alanlarının başlangıç şevlerinin ön kısmında minimum 5,00 m. yüksekliğinde 5,00 m. genişliğinde 1.D/2.Y olacak şekilde kaya dolgu sedde yapılarak ilave güvenlik önlemi alınacağının belirtildiği, depolama alanlarında sızdırmazlık önlemlerinin alınacağının belirtildiği, proje alanı makro su havzası olarak Fırat-Dicle su havzaları içinde yer aldığı, ruhsat sahasında bulunan nehir ve derelerin drenaj alanları incelenmiş olup, proje alanı içinde kalan mikro havzanın su toplama alanı 74 km2 olduğu belirtildiği, bu alan içinde ... Dere ile ... Dere birleşerek ... Dere'yi oluşturduğu, bu derelerin daimi akımı alan dereler olduğu, diğer derelerin ise mevsimsel akışı olan genellikle kuru dereler olduğu, çalışmada yerüstü suları haritasının yapıldığı, bu doğrultuda yüzeysel su kalitesinin bozulmaması amacıyla proje alanı ve çevresinde bulunan kuru derelere ve akışkan derelere müdahale edilmeyeceği, doğal yapıları muhafaza edileceği belirtildiği, akış rejiminin bozulmayacağının, derelere hiçbir atık deşarjı yapılmayarak, dere alanlarından malzeme alınmayacağının belirtildiği, proje alanı yüksek eğimli bir yapıya sahip olup sel ve taşkın riski bakımından düşük riskli olduğu, ruhsat sahasında direkt olarak içme ve kullanma suyu amaçlı yerüstü ve yer altı suyu kullanımının bulunmadığı, proje alanında, yeraltı suyu durumunun ve kayaçları geçirimlilik özelliklerinin tespiti için gözlem kuyuları açıldığı, bu çalışmalardan elde edilen sonuçlara göre proje alanında bulunan kayaçlar geçirimsiz-az geçirimli özellikte olup akifer kayaç olmadığı, (...) ÇED raporunun jeoteknik ve hidrojeolojik konular bakımından gerçeğe uygun olduğu, yapılacak madencilik faaliyetlerinin, kütlesel hareketler, yüzey ve yeraltı suları bakımından çevresine olumsuz etki yaratmayacağı, sel ve su baskını açısından da bir risk taşımadığı, yönünde görüş belirtilmiş, itirazlar üzerine ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, ek bilirkişi raporunda özetle; harita mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; (...) bilirkişi raporuna yapılan itirazda belirtilen 2,94 hektarlık alan farkının ocak alanında yapılan planlama gereği kapasite artışına bağlı olduğunun anlaşıldığı, diğer taraftan, ÇED raporu içeriğinden terk edilecek alanlar ve planlanan alanların detaylı olarak ÇED alanı 1. poligon başlıklı sütunda “Terk” ve “Yeni Alan” şeklinde yazıldığı, çevre mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; ruhsat sahası içerisinde direkt olarak içme ve kullanma suyu amaçlı herhangi bir yerüstü suyu kullanımı bulunmadığı, itiraza konu olan maden atıkları ile ilgili olarak davalı firma nihai ÇED raporu içeriğinde 18/03/2004 tarih ve 25406 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” ile 15/07/2015 tarih ve 29417 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren“Maden Atıkları Yönetmeliğinde belirtilen hükümlere uyacağını taahhüt edildiği, dolayısıyla söz konusu ÇED raporunda taahhüt edilen önlemlerin teknik ve uygulanabilirlik açısından yeterli ve makul olduğu, ziraat mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; ÇED raporunda, madencilik faaliyetlerinin ve ortaya çıkabilecek toz miktarları sınır değerlerin altında olduğu, oluşması muhtemel hava kirleticilerin engellenmesi için taahhütler verdiği ve bahsedilen bu önlemler ile tozumadan ve faaliyet kapsamında kullanılan taşıtlardan kaynaklanabilecek olumsuz etkilerin asgariye indirilmesinde fayda sağlayacağı kanaatinin oluştuğu, çevre ve insan sağlığı yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi kök raporunun bilimsel ve teknik yönü ile ilgili olarak gerek keşif ziyareti esnasında ve gerekse de sonrasında gerçekleştirilen literatür taramasında ilgili keşif bölgesinde endemik flora ve endemik faunaya rastlanmadığı, diğer taraftan aşırı otlama konusunda yapılan itiraza cevaben bilirkişi ek raporunda belirtilen yöntemlerden bir veya birkaçını kullanarak, yoğun otlama faaliyetini tespit etmenin mümkün olduğu, maden mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; açık ocak işletmeciliği ile üretim yapıldığı ve bu üretim yönteminde madencilik adına yapılması ve alınması gereken tüm önlemlerin alındığı yerinde görüldüğü, burada sadece açık ocak işletmeciliğinde projede verilen şev açılarına, basamak yüksekliklerine ve basamak genişliklerine bir an önce uymaları gerektiği, ayrıca yine üretimin açık işletmeden kapalı işletme yöntemine geçmesi halinde yine madencilik adına yapılması ve alınması gereken tüm önlemlerin alınarak üretim yapılacağı ve kapalı işletme üretiminde kullanılacak ve öngörülen makine ve ekipmanlar ise nihai ÇED raporunda detaylı olarak anlatıldığı, jeoloji mühendisliği yönünden yapılan değerlendirmede; bilirkişi kök raporunda da belirtildiği gibi cevher işletilmesi muhtemel alanlarda sondaj kuyuları açılmış olup, yeraltı suyu durumunun araştırıldığı, yapılan çalışmaların teknik açıdan yeterli görülmektedir, yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları ile yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; projenin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun, raporun yeterli bilimsel verilere dayandığının, çevresel etkiler ve alınacak önlemler bakımından yeterli detayları içerdiği, gerekli tüm önlemlerin alınması ve kanunlara/yönetmeliklere harfiyen uyulması koşuluyla söz konusu madencilik faaliyetinin yürütülebileceğinin bilirkişi raporu ile sabit olduğu, projenin mahiyeti ve yeri itibarıyla ÇED Olumlu kararında kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ÇED raporunda koordinat açısından birbiri ile hiçbir alakası olmayan 20 ayrı noktanın 10 ortak isimle belirtildiği, poligon 1'de üretilen cevherin İR:... ruhsat sahasına sevk edilenle edilmeyenin nasıl tespit edileceğinin ve denetimin nasıl yapılacağının değerlendirilmediği gibi; satışa sunulacak tüvenanın nasıl ve nereye sevk edileceğinin açıklanmadığı, ÇED raporunun bu yönüyle de eksik olduğu, ÇED raporunda ...tarih ve E-... sayılı ÇED Gerekli Değildir Kararına esas hazırlanan PTD’ye göre “ÇED Alanı Poligon 1” için üretim kapasitesi 2.000.000 ton/yıl olduğu, dolayısıyla dava konusu ÇED Olumlu kararının, ... tarih ve E-... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir" kararı verilen projede kapasite artışı yapılması üzerine verildiği, ancak söz konusu ÇED kararının yargı kararıyla iptal edildiği, deprem beklenen faya 5 km mesafede yer altı madenciliğinin yapılmasının ÇED raporunda değerlendirilmediği, flora ve faunayla ilgili arazi çalışmasının yapılmadığı, ÇED raporunda bu kısmın literatüre dayalı olarak hazırlandığı, proje alanı ve çevresinde halihazırda işletilmekte olan ya da planlanan diğer tesis veya madenlerin etkileri ile proje alanının, 21/05/2020 tarihinde “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” olarak tescil edilen Karanlık Kanyon Doğal Sit Alanına yakınlığı bakımından kümülatif etki değerlendirilmesi yapılmadığı, ÇED raporundaki uydu görüntülerine göre TCDD'nin Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan demiryolu ve Çaltı İstasyonu tespit edildiği halde, bahsedilen Bilfer ve HESTAŞ'a ait "İltisak Hattı"nın tespit edilemediği, ÇED raporunda, proje aşamasındaki "iltisak Hattı"na göre yapılmış hat döşenene kadar poligon 2 çıkarılan cevherin nereye nasıl nakledileceği ile depolanacağının açıklanmadığı ve çevresel etki değerlendirmesi yapılmadığı, ayrıca hidrojeoloji konusunda seçilen bilirkişinin konunun uzmanı olmadığı, iltisak hattına ilişkin itirazın değerlendirmeye alınmadığı, keşif mahallinde iltisak hattının varlığına ilişkin inceleme yapılmadığı belirtilerek, gerekirse keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Mahkeme kararının hukuk ve usule uygun olduğu, bozulmasını gerektirecek bir sebebin bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş iken, davalı yanında müdahil tarafından, savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının aşağıda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Köyü ile Sivas İli, Divriği İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde İR: ... (ER: ...) numaralı ruhsat sahada 20,87 hektarlık alanda 20.000,00 ton/yıl üretim miktarıyla yapılması planlanan "Demir Madeni Ocağı" projesiyle ilgili olarak 21/06/2006 tarihli “ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Köyü ile Sivas İli, Divriği İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde İR: ... (ER: ...) numaralı ruhsat sahada 24,68 hektarlık alanda 20.000,00 ton/yıl üretim miktarıyla yapılması planlanan "Demir Ocağı Kapasite Artışı" projesiyle ilgili olarak 25/04/2011 tarihli "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiştir.
Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Köyü ile Sivas İli, Divriği İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde İR: ... (ER: ...) numaralı ruhsat sahada 24,68 hektarlık alanda 2.000.000,00 ton/yıl üretim miktarıyla yapılması planlanan "Demir Ocağı Kapasite Artışı" projesiyle ilgili olarak ... tarih ve E-... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir'' kararı verilmiş, bu kararın iptali istemiyle açılan davanın reddi yolundaki ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 13/09/2023 tarih ve E:2023/11960, K:2023/5001 sayılı kararıyla bozularak, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Son olarak, davalı yanında müdahil Erzincan İli, Kemaliye İlçesi, ... Köyü ile Sivas İli, Divriği İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde İR: ... (ER: ...) numaralı ruhsat sahada ÇED Gerekli Değildir kararı bulunan Demir Ocağına ayrı bir poligonda yeni ocak ilave edilmesi ile alanın artırılarak 119,87 hektarlık alanda (24,68 ha + 95,15 ha), üretim kapasitesinin ise 3.120.000 ton/yıl artırılarak 5.120.000 ton/yıl üretim miktarıyla hem açık ocak hem de yeraltı ocak işletmeciliği şeklinde "Demir Ocağı Kapasite Artışı" projesinin yapılmasının planlanması üzerine, 09/05/2022 tarihinde hazırlanan ÇED raporu ile davalı idareye başvurulmuş, ilgili kurumlardan alınan görüşler çerçevesinde...tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararı verilmiştir. Bunun üzerine, ... tarih ve ... sayılı "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir.
25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin 4. maddesinde; ''Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 6. maddesinde ise; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yönetmeliğin Ek-III bölümünde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatının ihtiva etmesi gereken hususlar düzenlenmiş, Bölüm I: Projenin tanımı ve özellikleri; a) Proje konusu yatırımın tanımı, özellikleri, ömrü, hizmet maksatları, önem ve gerekliliği, b) Projenin yer ve teknoloji alternatifleri, proje için seçilen yerin koordinatları Bölüm II: Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Proje alanının ve önerilen proje nedeniyle etkilenmesi muhtemel olan çevrenin; nüfus, fauna, flora, jeolojik ve hidrojeolojik özellikler, doğal afet durumu, toprak, su, hava, atmosferik koşullar, iklimsel faktörler, mülkiyet durumu, kültür varlığı ve sit özellikleri, peyzaj özellikleri, arazi kullanım durumu, hassasiyet derecesi (Ek-5’deki Duyarlı Yöreler Listesi de dikkate alınarak) benzeri özellikleri Bölüm III: Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Projenin; a) Çevreyi etkileyebilecek olası sorunların belirlenmesi, kirleticilerin miktarı, alıcı ortamla etkileşimi, kümülatif etkilerin belirlenmesi, b) Sera gazı emisyon miktarının belirlenmesi ve emisyonların azaltılması için alınacak önlemler, c) Projenin çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin azaltılması için alınacak önlemler, ç) İzleme Planı (inşaat dönemi), Bölüm IV: Halkın Katılımı; a) Projeden etkilenmesi muhtemel ilgili halkın belirlenmesi ve halkın görüşlerinin çevresel etki değerlendirmesi çalışmasına yansıtılması için önerilen yöntemler, b) Görüşlerine başvurulması öngörülen diğer taraflar, Notlar ve Kaynaklar; Ekler: Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası hazırlanmasında kullanılan bilgi ve belgeler ile raporda kullanılan tekniklerden rapor metninde sunulamayan belgeler, Proje için seçilen yerin koordinatları, Proje için belirlenen yer ve alternatiflerinin varsa; çevre düzeni, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, Proje ile ilgili olarak daha önceden ilgili kurumlardan alınmış belgeler şeklinde düzenlemeler yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; çevresel etki değerlendirmesi ile, gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlendiği, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin irdelendiği, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin değerlendirildiği, ayrıca projelerin uygulanmasının izlendiği ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlendiği bir süreç öngörülmüş olup, Yönetmelik kapsamında yer alan bir faaliyet nedeniyle hazırlanacak ÇED raporunda özel format uyarınca, projenin gerçekleştirileceği yer ile alternatif alanlar belirlenerek projenin hizmet amacı, önem ve gerekliliği kapsamında yerin ve etki alanının çevresel özellikleri, çevresel etkiler ve alınacak önlemlerin tartışılması, faaliyet yerinin belirlenmesinde ise, faaliyetin büyüklüğü, amacı, ulaşım, iklim, toprağın ve çevrenin özellikleri, olası etkiler ve etkilerin azami giderilme olanakları gibi unsurların etkili olması, bu bağlamda, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre dengesinin sağlanması yolunda belirtilen nitelikteki bir faaliyete en uygun yerin seçilmesi esastır.
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; ÇED raporunda, dava konusu proje kapsamında üretim miktarı 3.120.000 ton/yıl artırılarak 5.120.000 ton/yıl olacak şeklinde planlanırken, dayanak alınan 2.000.000 ton/yıl üretim miktarının ... tarih ve E-... sayılı ''ÇED Gerekli Değildir'' kararının verildiği projeye ait olduğu anlaşılmış olup, 5.120.000 ton/yıl üretim miktarı şeklinde planlanan dava konusu kapasite artışı ile ilgili ÇED Olumlu kararının verildiği 16/05/2023 tarihi itibarıyla, söz konusu ÇED Gerekli Değildir kararının hukuken geçerli olması nedeniyle ÇED raporunda dikkate alınmış ise de, anılan ÇED Gerekli Değildir kararı Dairemizin 13/09/2023 tarih ve E:2023/11960, K:2023/5001 sayılı kararı ile (dava konusu işlemin tesis edilmesinden sonra) iptal edildiğinden, gelinen aşamada, anılan ÇED Gerekli Değildir kararının hukuken geçerliliğini yitirmesinin ÇED raporunu ne yönde etkileyeceğinin, bir başka ifadeyle, bu durumun ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmayacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
İşin esasına gelince, her ne kadar İdare Mahkemesince; bilirkişi raporu ile ek bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, öncelikli olarak dava konusu projenin hem açık ocak hem de yeraltı ocak işletmeciliği şeklinde planlandığı halde, bilirkişi raporunda çoğunlukla açık ocak işletmeciliği dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, yeraltı ocak işletmesinin tasarımı, planlaması ile çevreye olan etkileri bakımından açık ve somut bir değerlendirme yapılmadığı, sadece maden mühendisi tarafından yeraltı ocak işletmeciliğinde üretimin nasıl yapılacağına ve önlemlere ÇED raporunda yer verildiğinin ve madencilik bakımından sorun görülmediğinin belirtildiği, ancak bu yöntemin (örneğin yeraltı ocak işletmeciliğinin yeraltı sularına etkisi gibi) diğer uzmanlık alanları bakımından ayrıca değerlendirilmediği, diğer taraftan davacı tarafından ileri sürülen bazı iddialar bakımından ayrıntılı ve somut bir değerlendirme yapılmaksızın ÇED raporundan konuya ilişkin taahhütlere yer verilmekle yetinildiği, bazı iddiaların ise (örneğin, flora-faunanın belirlenme yöntemi, pasa depolama alanı ile bitkisel toprak depolama alanının yeterli olup olmadığı, bitkisel toprağın korunması, proje alanının fay hattına mesafesi ve depremsellik, mevcut/planlanan projelerle kümülatif etki, patlatma nedeniyle meydana gelecek titreşim, hava şoku, taş savrulmasıyla yapılan hesaplamaların yeterli olup olmadığı, projenin Karanlık Kanyona etkisinin olup olmadığı gibi hususların) açıklığa kavuşturulmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla yukarıda yer verilen hususların (ÇED Gerekli Değildir kararının iptal edilmesinin ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmayacağı hususu ile uyuşmazlığın esasına yönelik tarafların iddialarının) dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, varsa eksikliklerin ÇED raporunu kusurlandırıp kusurlandırmadığının aralarında çevre mühendisi, maden mühendisi, jeoloji/hidrojeoloji mühendisi, biyolog bilirkişiler başta olmak üzere, gerekirse başka dallarda da uzmanlar seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Başkan ... ile Üye ...'in karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 17/03/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, Mahkeme kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.