T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/2817
Karar No : 2025/1940
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Yem Üretim Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mersin İli, Akdeniz İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılan faaliyetle ilgili “ÇED izni olup olmadığı, varsa iptal edilmesi ve faaliyetinin durdurulması" isteğiyle yapılan 24/06/2022 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Mersin Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla çevre mühendisi, iki ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, maden mühendisi, inşaat mühendisi ve harita mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu Mersin ili, Akdeniz ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde İR ... ve İR ... numaralı ruhsatların birleşmesi ile oluşan İR ... ruhsat numaralı sahanın 5,0749 ha'lık kısmı için 15/08/2007 tarihinde “II Grup Doğaltaş Maden Ocağı” faaliyeti için üretim kapasitesi 30.000 ton/yıl olan “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmiş olduğu ve halen yürürlükte olan bu karar doğrultusunda sahada halihazırda madencilik faaliyetinin yapılmakta olduğu, bu sahada 7,29 ha'lık bir kapasite artışı yapılarak toplam alansal kapasitenin 12,365 ha olduğu, dolayısıyla ÇED Yönetmeliği Ek-I Listesi sınırı olan toplam 25 ha alanın altında kaldığı için ÇED Yönetmeliği Ek-II Listesi Seçme Eleme Listesi sınırlarında kalmakta olduğu, davalı idarece Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde öngörülen usul ve prosedür işletilerek, söz konusu "II.a Grup Kalker Ocağı Kapasite Artışı" projesi için Mersin Valiliğinin ... tarih ve E... sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararının alındığı, bu kararın da 17/11/2021 tarihinde internet aracılığıyla ve belediye ilan panosu ile Puğkaracadağ mahalle muhtarlığında askıya çıkarılarak ilan edildiği ve halen yürürlükte olduğu, bahse konu ÇED Gerekli Değildir kararının idarece iptal edilmesini gerektiren herhangi bir (açık hata, vs.) durumun söz konusu olmadığı, bilirkişi raporunda da ortaya konulduğu üzere, mevzuat uyarınca alınan izinlere dayalı olarak yürütülen dava konusu faaliyetin, gerek çevreye gerekse davacı şirkete ait (üzeri kapalı) tavuk çiftliği işletmesine toz, titreşim ve gürültü açısından olumsuz etkisinin olmayacağı, aynı bölgede daha öncesinde alınan izne dayalı olarak çalışmakta olan kalker ocağı olmasından dolayı halihazırdaki mevcut durumdan çok farklı bir çevresel risk taşımayacağı, mevcut ve komşu alanlarda benzer üretim alanlarının varlığının çevresel riski halihazırdaki alınmış önlemler dolayısıyla daha sürdürebilir kılacağı, faaliyetin kontrol altında bir tesis olduğu, dolayısıyla davacının başvurusuna konu "ÇED raporunun idarece iptal edilmesi veya faaliyetinin durdurulmasını" gerektiren hukuki veya maddi bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla, davacının bu yöndeki başvurusunun kabul edilmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Mahkeme kararında dava konusu sahanın İR20061984 nolu saha olduğu belirtilmiş ise de, dava konusu sahanın İR:... sahasından ayrılan İR:... sahası olduğu, yine İR:... sahasının tamamı ile ilgili verilen “ÇED Olumlu“ ve “ÇED Gerekli Değildir” kararlarının Mahkeme kararlarıyla iptal edildiği ve Danıştay kararlarıyla onandığı, daha önceki yıllarda aynı bölgede, bitişik olan sahada verilen "ÇED Gerekli Değildir" ve "ÇED Olumlu" kararlarının iptal edilmesine karşın, hileli bir takım işlemlerle, yargı kararları ihlal edilerek yeniden "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesinin bilirkişilerce görmezden gelindiği, davaya konu "ÇED Gerekli Değildir" kararının, proje sahasının ÇED Yönetmeliği kapsamında öngörülen ormanlık, zeytinlik alanlar ile "Deliçay Yeraltı Su Havzası gibi "duyarlı yöreler"in içerisinde yer aldığı, buna rağmen, tarım il müdürlüğünce bu alanların varlığı göz ardı edilerek görüş verildiği ve davalı idare tarafından da PTD'nin bu haliyle yeterli bulunduğu, dolayısıyla eksik bilgi ile hazırlanan PTD'deki veriler dikkate alınarak toz emisyonlar ile ilgili bilirkişilerce yapılan değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığı, PTD'de yer alan proje alanının yerleşim alanlarına olan mesafesinin yanıltıcı olduğu, proje sahsının tavukçuluk işletmesine, tarım alanlarına, su kaynaklarına, yerleşim alanlarına mesafelerinin göz ardı edildiği, bilirkişi raporunda zeytinlik alanların varlığından ve projeden zarar göreceğinden bahsedilmesine rağmen Mahkemece davanın reddine karar verildiği, bilirkişi raporunda, keşif gününde yapılan tespitlerle projeye ilişkin bilgiler arasında çelişki olduğunun belirtildiği, yine bilirkişi raporunda projenin yeraltı sularına yönelik olumsuz etkisi vurgulandığı halde, Mahkeme kararında bu hususun dikkate alınmadığı, sonuç olarak, PTD'nin proje sahasının fiili durumu esas alınmaksızın hazırlandığı, bilirkişi raporunun içeriğinde olumsuz tespitler olduğu halde, sonuç kısmında bu tespitlerin yok sayıldığı, dolayısıyla uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözülmesi amacıyla yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken, eksik incelemeyle verilen Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : 1- Davalı idare tarafından, usul ve hukuka uygun olan kararın bozulmasını gerektiren bir yön bulunmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
2- Davalı yanında müdahil tarafından, mevzuat gereği tarım alanlarına 20 m mesafeye kadar madencilik faaliyetinin yapılmasında sakınca bulunmadığı, söz konusu projenin tavuk çiftliğine zararının olmayacağının bilirkişi raporuyla ortaya konulduğu, dolayısıyla zararı olmayan bir faaliyetin de durdurulamayacağı, diğer taraftan, ÇED kararından çok sonra haberdar olunduğu iddiasının gerçekçi olmadığı, ayrıca ivedi yargılama usulüne tabi olan uyuşmazlıkla ilgili 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi kapsamında başvuru yapılamayacağı, bu yönüyle idarenin cevabının dava konusu edilebilecek bir işlem olmadığı belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının karşı oyda yer verilen gerekçe ile bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ... ile üye ...'ın karşı oyları ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 24/03/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Mersin İli, Akdeniz İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkiinde davalı yanında müdahil tarafından yapılan faaliyetle ilgili “ÇED izni olup olmadığı, varsa iptal edilmesi ve faaliyetinin durdurulması" isteğiyle yapılan 24/06/2022 tarihli başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Mersin Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İvedi yargılama usûlü" başlıklı 20/A maddesinde; " 1. İvedi yargılama usulü aşağıda sayılan işlemlerden doğan uyuşmazlıklar hakkında uygulanır: (...) e) 9/8/1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca, idari yaptırım kararları hariç çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlar. (...)" hükmüne yer verilmiştir.
Olayda, her ne kadar İdare Mahkemesince; dava konusu işlemin çevresel etki değerlendirmesi sonucu alınan kararlardan olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin ivedi yargılama usulüne tabi olmadığına karar verilmiş ise de, davacı tarafından, "22/06/2022 tarihinde taş ocağı faaliyetlerine başlanıldığının öğrenildiği, faaliyet çevresinde zeytin ağaçları, üzüm bağları, narenciye bahçeleri ile su kuyularının bulunduğu, etlik piliç üretim tesisinin olduğu, geçmişte bölgedeki ÇED belgelerinin yargı kararlarıyla iptal edildiği, yeni taş ocağı faaliyetlerinin telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturabileceği için ÇED izninin olup olmadığı, varsa iptal edilmesi ve faaliyetinin durdurulması" isteğiyle davalı idareye yapılan başvurunun; "söz konusu faaliyet hakkında Valilik tarafından ... tarih ve E... sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararının verildiği, proje alanının, önceki dönemlerde yargıya intikal eden sahayı kapsamadığı, söz konusu proje faaliyete geçtikten sonra Proje Tanıtım Dosyasındaki taahhütlere uyulmaması ve çevre kirliliğine neden olunduğunun tespit edilmesi halinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde işlemlerin yapılacağı" gerekçesiyle reddine ilişkin işlemin iptalinin istenildiği dikkate alındığında, söz konusu projenin, iddia edildiği gibi zeytin ağaçları, üzüm ağaçları, narenciye bahçeleri ile su kuyularına ve etlik piliç üretim tesisine olumsuz etkisinin olup olmadığının ortaya konulabilmesi, ... tarih ve E... sayılı “ÇED Gerekli Değildir” kararının da hukuki denetiminin yapılmasını gerektirmekte olup, anılan kararın çevresel etki değerlendirmesi sonucu verilen kararlardan olması nedeniyle uyuşmazlığın ivedi yargılama usulüne tabi olduğu sonucuna varılmıştır.
İşin esasına gelince, uyuşmazlık konusu projenin zeytinlik alanlar başta olmak üzere, tarım alanlarına, su kaynaklarına, davacı şirkete ait etlik piliç üretim tesisine olumsuz etkilerinin bulunduğu bu nedenle varsa ÇED izninin iptali ve faaliyetin durdurulması isteğine dayandığından, uyuşmazlığın çözümünün, yapılan faaliyetin fiili durumda zeytinlik alanlar başta olmak üzere, tarım alanlarına, su kaynaklarına, davacı şirkete ait etlik piliç üretim tesisine olumsuz bir etkisinin bulunup bulunmadığının, varsa olumsuz etki nedeniyle faaliyetin durdurulmasını gerektirip gerektirmediğinin tespitine bağlı olduğu anlaşılmış olup, İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ziraat mühendisi tarafından proje alanına 3 km mesafede zeytinlik alanların bulunduğu ve toz emisyonlarından olumsuz etkilendiği tespiti ile jeoloji mühendisinin projenin yeraltı su kaynaklarına etkisinin yeterince araştırılmadığı tespitine karşın, çevre mühendisinin projenin tarım alanlarına, yeraltı sularına, içme sularına, yaşam alanlarına ve piliç üretim tesisine olan etkilerinin ortaya konulduğu tespiti dikkate alındığında, projenin çevre ve piliç tesisi üzerindeki etkileri ile varsa olumsuz etkiler nedeniyle faaliyetin durdurulmasının gerekip gerekmediğinin tereddüte mahal vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı anlaşıldığından, tespitler arasındaki çelişkinin giderilmek suretiyle söz konusu hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ek bilirkişi raporu alınmak veya gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle karar verilmek üzere, Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.