T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3068
Karar No : 2025/2868
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
II- MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA)
1- ... 2- ...
3- ... 4- ...
5- ... 6- ...
7- ... 8- ...
9- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, Fatih İlçesi, ... (...) Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan ve davacının da hissedar olduğu bina hakkında 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı kararı verilmesi sonrasında yapılan kat malikleri kurulu toplantısında alınan karara katılmayan davacının arsa payının 31/05/2022 tarihinde açık artırma usulü ile satılacağına ilişkin Fatih Belediye Başkanlığının ... tarihli, E-... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; riskli yapı olarak belirlenen dava konusu taşınmaza yönelik olarak kat maliklerinin 2/3 çoğunluğuyla alınan karara istinaden düzenlenen bedel karşılığı inşaat sözleşmesine katılması için, ihtarname ile davacıya on beş günlük süre verildiği, söz konusu ihtarnamenin davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine karşın davacının bu süre içerisinde çoğunluk kararına ve sözleşmeye katılmadığı, öte yandan söz konusu sözleşmeye istinaden alınan kat malikleri kurulu kararına karşı açılan davanın da reddine karar verildiği, ilgili mevzuat uyarınca riskli yapının bir an önce dönüştürülmesi için iş ve işlemlerin sürüncemede bırakılmaması amacıyla sözleşmeye katılmayan davacıların paylarının satılması yönünde şartların oluştuğu ve bu işlemin zorunlu olarak uygulanması gerektiği, davacıya usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen mevzuatta belirtilen sürenin ardından davacı tarafından sözleşmenin kabul edilmediği anlaşıldığından, 2/3 çoğunluk kararına katılmayan davacının riskli yapı olarak belirlenen taşınmazdaki arsa payının satışa çıkarılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; dava konusu işlemin, davacının arsa payının belirlenen bedel karşılığında doğrudan satışının yapılmasına ilişkin bir işlem olmadığı, belirlenen muhammen bedel üzerinden açık artırma usulü ile satışa çıkarılmasına ilişkin işlem olduğu, dolayısıyla davacının arsa payının satışının gerçek değerinden yapılmadığı iddiasının satışın yapılmasına ilişkin ihaleye karşı açılan davada ileri sürülebileceği anlaşıldığından davacının bu iddialarının yerinde görülmediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; davacı tarafından, bahse konu taşınmazdaki hissesinin satış bedelinin emsal satış değerlerine göre düşük belirlenmiş olduğu iddiasının bulunulması nedeniyle davacının hissesinin emsal satış değerlerine göre düşük belirlenip belirlenmediği hususunun değerlendirilmesi gerektiği, buna göre, davacının sahibi olduğu arsa payının rayiç değerinin ne olduğu, idarece tespit edilen hisse satış bedelinin düşük belirlenip belirlenmediği hususlarının tespitinin teknik ve uzmanlık gerektiren bir husus olduğu göz önünde bulundurularak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmekle birlikte; aynı taşınmazda hissedar olan ... tarafından, söz konusu taşınmazdaki hissesinin 31/05/2022 günü, saat 10:30'da açık arttırma usulüyle satışının yapılmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle ... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı esasına kayden dava açıldığı, bakılan davada uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... sayılı kararı ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına sonucu düzenlenen rapora göre, taşınmazın m²'sinin 29.500,00 TL olması gerektiği, dava konusu taşınmazın piyasa koşullarından eksik ve düşük bedele satışa çıkarıldığı anlaşıldığından, davacının arsa payının satışa çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 6306 sayılı Kanunda kentsel dönüşüm işlerinde idareye düşen görevlerin belirtildiği, anılan Kanunun 6. maddesi ile ilgili Yönetmeliğin 15. ve 15/A maddeleri doğrultusunda düzenlenen satış işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüş, davalı yanında müdahiller tarafından ise; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğu, alınan emsallerin yerinde olmadığı, idare tarafından yapılan kıymet takdirinin yerinde olduğu, yapılan ihalenin hukuka aykırı şeffaf bir şekilde gerçekleştirildiği, riskli binanın ise yıkılarak yerine yeni bina inşa edildiği, bu aşamada verilen kararın hakkaniyete uygun olmadığı iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 05/05/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Dava; İstanbul İli, Fatih İlçesi, ... (...) Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan ve davacının da hissedar olduğu bina hakkında 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı kararı verilmesi sonrasında yapılan kat malikleri kurulu toplantısında alınan karara katılmayan davacının arsa payının 31/05/2022 tarihinde açık artırma usulü ile satılacağına ilişkin Fatih Belediye Başkanlığının ... tarihli, E-... sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; gayrimenkulun bulunduğu yerin konumu, yakın çevresi, bölge gelişimi, alt yapısı ve ulaşım imkanları, cadde ve sokağa olan cephesi, alan ve konumu, imar durumu gibi değerine etken olabilecek tüm özellikler dikkate alınarak, davacı hissesinin m²'sinin 23.089,31 TL'den satıldığı anlaşılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi tarafından verilen kararda ise; aynı taşınmazdaki başka bir hissedarın ... İdare Mahkemesi'nin ... sayılı esasına açtığı davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, taşınmazın metrekaresinin 29.500,00 TL olarak tespit edildiği, buna göre davacının arsa payının piyasa rayiç değerinin altında satıldığı gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Bu durumda; 6306 sayılı Kanun kapsamında yıkımı yapılan taşınmazın arsa payının resmi kayıtlardaki nitelik ve özellikleri, mimari özelliği, altyapı ve ulaşım olanakları, konumu, mevkii, civardaki emsallar ve sair özellikler dikkate alınarak belirlenen rayiç değer üzerinden satışa çıkarıldığı, ayrıca dava konusu satışın diğer bütün paydaşlara açık olduğu, bu nedenle rekabet ortamının oluştuğu, birim fiyatın belirlenmesi ve ihale sürecinde mevzuata aykırı bir sürecin işletildiğine ve rekabetin engellendiğine yönelik bir iddianın bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, istinaf başvurusunun bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.