T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3248
Karar No : 2025/228
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) :
1- ...
2- ..
3- ...
...
39- ...
40-...
41- ...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ordu İli, Fatsa İlçesi, ... ve ... paftası sınırları içerisinde yapılması planlanan "RN:... Bentotit Ocağı Kapasite Artışı" projesi için tesis edilen ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler ile Çevre Mühendisi, İnşaat Mühendisi (Ulaşım ve Hidroloji), Harita Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Maden Mühendisi, Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Biyologtan oluşan bilirkişi heyeti ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanarak dosyaya sunulan kök ve ek bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden, proje alanının 1/25.000 ölçekli memleket haritalarında Samsun ... ve Tokat ... paftasında bulunduğu, ruhsat alanı içerisinde 23 adet ÇED Poligon alanı belirlendiği, ÇED Poligon alanları toplamının 572,42 hektar alanı kapladığı, ÇED Poligon alanları içerisinde birer adet olmak üzere toplam 23 adet Ocak Alanı belirlendiği, ocak alanları toplamının da 450,45 hektar alanı kapladığı, proje alanları belirlenirken yakın çevresinde bulunan evlere en az 60 m mesafe bırakılarak ÇED Poligon Alanlarının oluşturulduğu, ÇED alandaki 23 adet poligonun, hassas yapılar (evler) ve orman alanları dikkate alınarak belirlendiği, dava konusu alanda 1/1000 - 1/5000 - 1/25000 ölçekli imar planı bulunmadığı, dava konusu bentonit ocağı projesinin bulunduğu alan ve çevresi kütle hareketleri kapsamında değerlendirildiğinde; dava konusu projenin ruhsat alanı içinde kalan poligon alanlarının çevresinde aktif ve pasif heyelan alanlarının bulunduğu, 15, 16, 17 ve 18 nolu poligonların aktif heyelan alanı içinde kaldığı, 1,4, 9, 10, 11, 12, 13, 19, 21 ve 22 nolu poligonların ise pasif heyelan alanına sınır teşkil ettiği ve/veya kısmen pasif heyelan alanı içinde kaldığı, 2,3, 7 ve 8 nolu poligon alanlarının ise aktif ve/veya pasif heyelan alanı içinde kalmadığı, yani üretim yapılması planlanan toplamda 23 adet poligonun birçoğunun aktif veya pasif heyelan alanları içerisinde kaldığı, keşif günü Bozdağı Mahallesi ve çevresinde yapılan incelemelerde ... nolu parselin içinde davalı idare yanında müdahil şirketçe belirtildiği üzere projeden kaynaklı olmasa da heyelan meydana geldiği, ... ve ... nolu poligon arasında kalan alanda ise heyelandan kaynaklı yer alan bir adet yapının ve bahçe duvarlarının zarar gördüğü, özellikle aktif heyelan alanlarına denk gelen poligon sahalarında yapılacak çalışmaların sonucunda benzer zararların oluşmasının kaçınılmaz olduğu, kayaçların süreksizlikleri, fiziksel ve litolojik özellikleri, eğim ve doğrultuları gibi jeoteknik özelliklerinin belirlenmesine yönelik şev duraylılık analizlerinin yapılmadığı, proje alanında daha önce hazırlanmış imar planına esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu bulunmadığı da dikkate alındığında, Nihai ÇED raporunun jeolojik yönden bilimsel ve teknik açıdan yeterli olmadığı, ÇED süreci boyunca davalı idarenin izlemiş olduğu yöntemler ve ilgili kurum/kuruluş izinleriyle birlikte yürütülen sürecin yönetmelik çerçevesinde olduğu, ancak hazırlanan raporun çevresel etkilerinin mevzuatın gerektirdiği şekilde taahhüt olarak verildiği ve daha çok literatür bilgilerine dayanılarak hazırlandığı, ÇED Raporunun atıksu, katı atık ve tehlikeli atıkların toplanması-uzaklaştırılması zararsız hale getirilmesi ve çevresel yönden geçici ve kabul edilebilir etkileri yönünden yöntem ve taahhütlerinin yeterli olduğu, ÇED Raporunda modelleme çalışmaları ile yapılan teorik toz emisyonu hesaplamaların uydu harita gösterimi şeklinde yapıldığı ve yönetmelikte belirlenen sınır değerlerin aşılıp/aşılmadığı şeklinde belirtildiği ve modellemede uygulanan senaryolar arasından kontrolsüz durumda olan ikisinin sınır değerlerin çok üzerinde olduğu, kontrollü durumda olan diğer iki senaryonun da sınır değerleri birçok kez aştığının belirlediği, faaliyet süresince 03.07.2009 tarih ve 27277 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen esaslara uyulacağı taahhüdünün verildiği fakat işletme koşullarında yakın yerleşim yerlerinde modellemeye dayalı tozlanma etkisinin gerçek değerlerinin çevre ve insan sağlığını etkileyebilecek nitelikte olabileceğinin öngörüldüğü, gürültü hesaplamalarında da teçhizatların müsaade edilen ses gücü düzeyleri, bu ses gücü düzeylerinin oktav bantlarına dağılımı, yönelme katsayısı, atmosferik absorbsiyon, gürültü kaynağının frekansı, atmosferik yutuş gibi birçok parametrenin ve bağıl nem gibi meteorolojik verinin sabit olduğu kabul edilerek hesaplamaların yapıldığı, gürültü oluşumu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmelerde işletme aşamasında şantiye şartlarında 64,48 dBA gibi üst sınır değerinin daha da yüksek çıkması durumunda çevre ve insan sağlığı açısından katlanılabilir bir durum olamayacağı, özellikle biyolojik değerlendirmeler kapsamında risk etki tedbir matrikslerinin etkin şekilde hazırlandığı, Hidrojeolojik Değerlendirme Raporu (HDR)’de; hidrojeolojik etki alanı baz alınarak proje alanı ve yakın çevresindeki yeraltısuyu inceleme noktalarının (kaynak, pınar, kaptaj, kuyu vb.) da literatür ve arazi çalışmaları ile tespit edilip haritalandırıldığı, bölgede masif olarak gözlenen volkanizma oluşumları ile birimler içerisindeki killi ayrışmış zonların hidrojeolojik açıdan geçirimsiz olarak değerlendirildiği, madencilik faaliyetinin ise bu killi zonlar üzerinde yapılacağından dolayı killi zon altında olası bir yeraltısuyu varlığının atmosferik koşullar altında kalmaması için minimum 5m tabanda killi zon bırakılarak madencilik faaliyetlerinin yürütülmesinin planlandığı, oluşturulan termin planının bu durum göz önünde bırakılarak hazırlandığı, bununla birlikte HDR’de hidrojeolojik kavramsal model oluşturulması amacıyla inceleme alanının jeolojisi değerlendirildiğinde inceleme alanını ve ÇED alanlarını temsil edecek yeraltısuyu seviyesini belirlemenin mümkün görülmediği, Hidrojeoloji haritasında muhtemel YAS seviyesinin verilemediği, keşif günü proje alanında gözleme dayalı yapılan incelemelerde doğal zeminin gevşekliği-geçirimliliği-dane yapısı-kıvamı-sıkıştırılabilirliği vb. ile alanın topografyasına (eğimli yapısına) dayalı duraylılık sorunları göz önünde bulundurulduğunda, proje kapsamındaki kazı faaliyetleri sonrası alanda stabilite-şekil değiştirme-zemin içinde su hareketi problemleriyle karşılaşılma olasılığının oldukça yüksek olduğunu gösterdiği, keşif günü alanda farklı amaçlarla (malzeme temini, bina temel kazısı, örnek alma vb.) yapılan/açılan kazı faaliyetlerinin yakın sahalarda özellikle alt kotlarda bu yönde stabilite ve şekil değiştirme sorunları oluşturduğunun gözlemlendiği, bu durumun aktif heyelan alanlarının bulunduğu ve HDR’de de belirtildiği şekli ile yeraltı su tabakasının derinlik-yön-kalınlık anlamında profilinin verilemediği ve beslenim şekillerinin belirlenemediği proje alanındaki birçok poligonda özellikle 22. Poligon sınırındaki ... (...) Mahalle özelinde Y: ..., X: ..., Kot: 267m lokasyonunda bulunan ve hem Bozdağı hem de Hıdırbey Mahallelerini besleyen su kaynağındaki gibi yeraltı sularının yer, yön, kalite ve miktarını etkileyerek içme kullanma suyu ihtiyaçlarının karşılanmasında ciddi sorunlar meydana getirebileceği, özellikle poligon sahalarının fazlalığı ve arazideki dağılımı incelendiğinde, nakliye güzergahının önemli bir bölümünü Kumru-Korgan yolunun oluşturduğu, poligonlara dağılımın bu ana hat üzerinden gerçekleştiği, ÇED raporunda verilen taahhütlerle projenin gerçekleştirilmesi esanasında oluşabilecek aksaklıklara yönelik bir takım önlemlerin alınmaya çalışıldığı, ÇED raporu içerisinde Kumru-Korgan yoluna ilişkin olarak herhangi bir ilave trafik yük hesabının yapılmamasının eksiklik olduğu, proje kapsamında kullanılacak kamyonların yerleşim birimlerinden geçmek zorunda olduğu, olası karşı yönden gelecek trafikle karşılaşmaları halinde risk oluşturacağı, trafik güvenliği açısından oluşabilecek bu riskin ortadan kaldırılması adına yeni yol güzergahlarının belirlenmesi gerektiği, mevcutta kullanılan yollara alternatiflerin oluşturulmamasının özellikle de bölgenin aktif kullanılma potansiyelinin olduğu yaz aylarında riskler oluşturacağı, proje kapsamında patlatma faaliyeti yapılamayacağından, patlatma kaynaklı çevresel sorunların (yer sarsıntısı, hava şoku, kaya fırlaması, toz) ortaya çıkmayacağı, verilen parametreler üzerinden tasarım yapıldığında farklı genel şev açılarının hesaplandığı, genel şev açısı ve dairesel yenilme analizlerinde 8 metre basamak genişliğinin heyelanlara sebep olabileceği, ayrıca basamak genişliği ve duraylılık analizlerinin teknik açıdan değerlendirilmediği, ÇED poligonlarının toplam alanının 572,42 hektar olup bunun 0,77 hektarının “mera alanı” geri kalan kısmının şahıs arazileri olduğu, şahıs arazilerinin çoğunluğunda fındık ocaklarının yer aldığı, Ocak içi faaliyetler sonucu araçların trafiği sonucu meydana gelen yüksek emisyon gazları ya da makinelerin çıkardığı gürültünün arı kovanlarını rahatsız edebileceği, dolayısı ile böyle bir durum söz konusu olduğunda arılıkların yer değiştirmesinin gerektiği, ormancılık açısından alınması gereken bilimsel önlemlerin belirlenmesi ve bu önlemlerin uygulanması ve kontrolü durumunda bu olumsuzlukların geçici ve kabul edilebilir sınırlarda olacağı ve tesis çevresinde ekosistemin kendini yenileyeceğinin öngörüldüğü, nihai ÇED raporundaki bilimsel, kabul edilebilir ve yeterli taahhütlerinin uygulanması durumunda; dava konusu faaliyetin faaliyetinin ormanlar ve ormancılık çalışmaları üzerine olumsuz etki-etkilerinin olmayacağının görüldüğü, bu durumda, dava konusu bentonit projesi kapsamında hazırlanan raporun çevresel etkilerinin biyoloji ve orman açısından bilimsel ve teknik olarak kabul edilebilir sınırlarda olmasına rağmen poligon alanlarının bulunduğu alan ve çevresinde aktif ve pasif heyelan alanlarının bulunduğu, üretim yapılması planlanan toplamda 23 adet poligonun birçoğunun aktif veya pasif heyelan alanları içerisinde kaldığı, bazılarının ise pasif heyelan alanlarına sınır teşkil ettiği ve/veya kısmen pasif heyelan alanlar içinde kaldığı, Bozdağı Mahallesi ve çevresinde yapılan incelemelerde 21 nolu poligonun bulunduğu alanda heyelan meydana geldiği, 21 ve 22 nolu poligon arasında kalan alanda ise heyelandan kaynaklı yer alan bir adet yapının ve bahçe duvarlarının zarar gördüğü, davalı idare yanında müdahil şirketçe belirtildiği üzere projeden kaynaklı olmasa da özellikle aktif heyelan alanlarına denk gelen poligon sahalarında yapılacak çalışmaların sonucunda benzer zararların oluşmasının kaçınılmaz olduğu, kayaçların süreksizlikleri, fiziksel ve litolojik özellikleri, eğim ve doğrultuları gibi jeoteknik özelliklerinin belirlenmesine yönelik şev duraylılık analizlerinin yapılmadığı, proje alanında daha önce hazırlanmış imar planına esas Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporu bulunmadığı, Kumru-Korgan yoluna ilişkin olarak herhangi bir ilave trafik yük hesabının yapılmadığı ve kullanılan yollara alternatiflerin oluşturulmadığı, basamak genişliği ve duraylılık analizlerinin değerlendirilmediği, yeraltı su tabakasının derinlik-yön-kalınlık anlamında profilinin verilmediği ve beslenim şekillerinin belirlenmemesi göz önünde bulundurulduğunda, alanın doğal zemininin özelliği ile topografyasına (eğimli yapısına) dayalı duraylılık sorunlarının özellikle aktif heyelan alanlarına denk gelen poligon sahalarında kazı faaliyetleri sonrası alanda stabilite-şekil değiştirme-zemin içinde su hareketi şeklinde ortaya çıkma olasılığının kaçınılmaz olduğu, dava konusu projenin alanın jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri dikkate alındığında Çevre Kanunu ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, projenin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmalarla alınacak önlemlerin ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı, raporda ayrıntıları verilen parametreler açısından çevresel etki değerlendirmeleri yapılmamış projenin bu hali ile işletilmesi durumunda fiziksel ve biyolojik (özellikle arıcılık faaliyetleri) çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribine, bozulmasına ve yok olmasına neden olacağı, çevreye olabilecek olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da zararın çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için gerekli önlemlerin alanı temsilden uzak ve literatür bilgilerine dayalı hazırlandığı ve proje özelinde uygun ve yeterli olmadığı, riskleri öngörmediği ve alternatif tedbirleri içermediği, proje alanında yürütülecek faaliyetin ve bentonit tesisinin işletme kapasitesi, kullanılacak teknik donanım ve yöntem gözetildiğinde Ordu ili, Fatsa ilçesi, ... ve Tokat ... paftası sınırları içerisinde yapılması planlanan “RN: ... Bentonit Ocağı Kapasite Artışı Projesi” için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının teknik olarak yeterli ve uygun olmadığı anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin mevzuata uygun olarak tesis edildiği, ilgili kurum olumlu görüşlerinin alındığı, kök ve ek bilirkişi raporlarında yer alan tespitlerin gözlemsel verilere dayandığı, herhangi bir bilimsel çalışma yapılmadığı, Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare yanında müdahil tarafından; davalı idarenin temyiz gerekçelerine ek olarak 05/10/2023 tarihinde afete maruz bölge ilan edilen ve ÇED faaliyeti dışında bırakılan alanlarda keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, uzmanların kendi, bölümlerinde yaptıkları değerlendirmeler ve sonuçları arasında çelişki olduğu, buna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığı, bilirkişi raporlarının bilimsellikten uzak olduğu, yeni bir bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 09/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; Ordu İli, Fatsa İlçesi, ... ve Tokat ... paftası sınırları içerisinde yapılması planlanan "RN:... Bentotit Ocağı Kapasite Artışı" projesi için tesis edilen ... tarihli, ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Mahkeme kararına dayanak oluşturan bilirkişi raporlarında yer verilen tespit ve değerlendirmelerin, uyuşmazlık konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına esas ÇED raporunu kusurlandırıcı nitelikte olmadığı, ÇED raporunda projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileriyle alınacak önlemlerin yeterli düzeyde belirlendiği, tesisin kurulacağı alana ilişkin AFAD İl Müdürlüğü görüşü ve ekinde yer alan Değerlendirme Raporunda proje alanında yapılacak çalışmalara dair önlem ve taahhütlerin afet riski açısından yeterli olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, bilirkişi raporlarında Nihai ÇED Raporunun flora ve fauna ile ormancılık açısından yeterli olduğu değerlendirmesinin yapıldığı, bilirkişilerce yetersiz olduğu değerlendirmesi yapılan konularda ÇED sürecinde İnceleme Değerlendirme Komisyonu üyesi olan ilgili kurumlar tarafından olumlu görüş bildirildiği hususu da göz önüne alındığında; projenin çevreye olası olumsuz etkilerinin kabul edilebilir seviyede olduğu ve taahhüt edilen önlemlerin yeterli olduğu sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozularak, davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.