T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3697
Karar No : 2025/2461
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Müdürlüğü (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Arazi Toplulaştırması ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri kapsamında müşterek maliki olduğu Diyarbakır ili, Silvan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan eski ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda yapılan ... tarih ve ... yevmiye numaralı arazi toplulaştırma işleminin anılan parsel yönünden iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor, ek rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu ... parsel nolu taşınmazda 14 müşterek malik bulunduğu, yerine yeni verilen parsellerde de ... ila ... arası müşterek hisse ile yer tahsisi yapıldığı, yeni oluşturulan parsellerde müşterek maliklerin tümüne müstakil parseller oluşturulmasının teknik açıdan mümkün olmadığı, yeni verilen taşınmazların toprak sınıfları ve verimlilik esaslarına göre benzer ve eşdeğer olduğu, yeni tahsis edilen parsellerin bir kısmının şeklinin teknik imkanlar çerçevesinde en-boy oranına uygun olarak planlandığı, bir kısmının ise arazinin topoğrafik yapısı ve eski parsellerin üzerine isabet eden blok planına göre zorunluluktan dolayı en-boy oranına uygun oluşturulamadığı, % 1,56 oranında yapılan KYP kesintisi miktarının yasal sınır olan %10’un altında olduğu, toplulaştırma işlemleri kapsamızda taşınmazların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde sulanabilmesi ve yol ağının oluşturulması için yapılmış olan blok planlaması nedeniyle de tek yerde tahsisinin mümkün olmadığı dolayısıyla eski ... parsel sayılı taşınmazı kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırma işleminin, toplulaştırmanın amaç ve ilkeleri ile dağıtım esasları ve verimlilik kriterlerine uygun olarak yapıldığı, toplulaştırma işlemlerinin tapu siciline tescil edildiği 09/10/2012 tarihinden önceki tarih olan 10/06/2011 tarihli uydu görüntüsü ile sonraki 15/10/2013 tarihli uydu görüntüsüne bakıldığında; dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir bina ve sabit tesis olmadığının görüldüğü ve yakın bir tarih olan 20/09/2020 tarihine kadar da bir sabit tesis bulunmadığı belirlendiğinden, davacının müşterek maliki olduğu dava konusu taşınmazı kapsayan alanda yapılan arazi toplulaştırması işleminin, toplulaştırma ilkeleri ile hukuka uygun olarak yapıldığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı ve eski taşınmaz yerine tahsis edilen yeni taşınmazların eşdeğer olmadığı, taşınmazlar üzerinde yapının olup olmadığı konusunda hiç bir araştırma yapılmadığı gibi, davacının kendi arazisinde yapmış olduğu yapı, toplulaştırmadan sonra inşa edildiği gerekçesiyle dikkate alınmayarak eski ... nolu parselin sınırları içerisinde yapıldığı halde kaçak yapılmış gibi değerlendirildiği, idarenin takdir hakkının sınırsız olmadığı toplulaştırma işlemi sonucunda ... nolu parsel olan taşınmaz mera olup maliye hazinesine ait olup davacının kök taşınmazından kesilen kısmın da bu taşınmaza eklendiği, toplulaştırma yerine taşınmazın daha fazla bölündüğü, hukuka aykırı gerçekleştirilen arazi toplulaştırmasının iptaline karar verilmesi gerektiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 21/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işlemi ile davacının murisinin hissedar olduğu eski ... parsel sayılı taşınmaza karşılık ..., ..., ..., ... ... parsel sayılı taşınmazların tahsis edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan taşınmaza ait tapu kaydına göre; davacının babası ...'ın mirasçısı olarak 08/01/2016 tarihinde iştirak halinde malik sıfatıyla miras yoluyla edindiği taşınmazdaki babasının payının 1/6 olduğu anlaşılmıştır.
Olayda, her ne kadar mirasçılık belgesi alınarak mirasçıların payları belli olmuş ise de, dava konusu toplulaştırma işleminin davacının murisi adına yapıldığı görüldüğünden mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda, bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.