T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3830
Karar No : 2025/1918
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ...
3- ... 4-...
5- ... 6- ...
7- ... 8-...
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacıların hissedarı olduğu İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların da bulunduğu alanın 6306 sayılı Kanun gereğince riskli alan edilmesinden sonra alınan karara katılmayan davacıların arsa payının 13/04/2023 tarihinde satılacağına ilişkin Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işlemlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların hissesinin m²'si 21.128,00 TL'den satılmasına karşın, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, söz konusu hissenin m²'sinin 32.000,00 TL olduğunun bildirildiği, davacının hissesinin değerinden daha düşük bir fiyata satışa çıkarıldığı, ayrıca teklif edilen paylaşımında da hakkaniyetli olmadığı, bu nedenlerle işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğu, davacıların hissesinin kıymet takdirinin ise piyasa koşullarına göre belirlendiği iddia edilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Dava; davacıların hissedarı olduğu İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... ve ... parsel sayılı taşınmazların da bulunduğu alanın 6306 sayılı Kanun gereğince riskli alan edilmesinden sonra alınan karara katılmayan davacıların arsa payının 13/04/2023 tarihinde satılacağına ilişkin Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; diğer hissedarlar tarafından alınan karara katılmayan davacı tarafın arsa payı değerinin tespiti için ... Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık A.Ş. firması tarafından, gayrimenkulun bulunduğu yerin konumu, yakın çevresi, bölge gelişimi, alt yapısı ve ulaşım imkanları, cadde ve sokağa olan cephesi, alan ve konumu, imar durumu gibi değerine etken olabilecek tüm özellikler dikkate alınarak hazırlanan raporda, davacıların arsa payının metrekaresinin 9.760.000,00 TL olarak tespit edildiği, idare tarafından ise tüm bu etkenler ve bölgedeki gayrimenkul fiyatları ve emsal satışlar dikkate alınarak, davacıların arsa payının metrekaresinin 13.000,00 TL olduğu takdir edilerek satışa çıkarıldığı ve m²'si 21.128,24 TL'den satışın gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemesince yapılan yargılamada; yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda ise, idarenin değer tespitinde dikkate aldığı etkenler de gözönüne alınarak, taşınmazın metrekaresinin 32.000,00 TL olarak tespit edilmesi üzerine, davacı tarafın arsa payının piyasa rayiç değerinin altında satıldığı ve ayrıca davacılara teklif edilen paylaşımında da hakkaniyetli olmadığı gerekçesi ile dava konusu işlemlerin iptaline karar verildiği görülmüştür.
Davacıların tarafın arsa payının piyasa rayiç değerinin altında satıldığı gerekçesi yönünden; 6306 sayılı Kanun kapsamında yıkımı yapılan taşınmazın arsa payının resmi kayıtlardaki nitelik ve özellikleri, mimari özelliği, altyapı ve ulaşım olanakları, konumu, mevkii, civardaki emsallar ve sair özellikler dikkate alınarak hazırlanan ve satışa dayanak oluşturan kıymet takdir raporunda yeterli tespit ve gerekçelere yer verildiği, gerçek rayiç değerin rekabete açık ve usulüne uygun olarak yapılan satışta ortaya çıkan bedelin olduğu, ayrıca dava konusu satışın diğer bütün paydaşlara açık olduğu, bu nedenle rekabet ortamının oluştuğu, birim fiyatın belirlenmesi ve ihale sürecinde mevzuata aykırı bir sürecin işletildiğine ve rekabetin engellendiğine yönelik bir iddianın bulunmadığı hususları göz önüne alındığında, İdare Mahkemesi kararının "davacı tarafın arsa payının piyasa rayiç değerinin altında satıldığı" yönündeki iptal gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Davacılara teklif edilen paylaşımın hakkaniyete uygun olmadığı gerekçesi yönünden ise; 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı olarak tespit edilen taşınmazın yıkılmasından sonraki süreçte, yeniden bina yaptırılmasına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı veya diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseler oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğunca karar verilmesi gerektiği, bu kapsamda bu karara katılmayan davacıların arsa paylarının satışına ilişkin işlemlere yönelik süreci yöneten davalı idarelerin, yıkımı yapılan taşınmazda yeni yapılacak binaya yönelik paydaş çoğunluğu ile alınan ve tarafı olmadığı hiçbir şekilde kararın içeriğini denetleme imkan, yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, bu konuda alınan kat malikleri kurulu kararına katılmayan davacıların bu kapsamdaki iddialarının ancak adli yargıda açılacak davada incelenebileceği, ayrıca, sözleşmenin içeriğine girerek paylaşımın adil olup olmadığı hususunda arsa payı karşılaştırılması, maliyet bedelinin hesaplanması gibi ödev yüklemek suretiyle, idareden inceleme ve denetleme yapmasının beklenilmesi halinde, tabi afetlerden ortaya çıkması muhtemel can ve mal kayıplarının önlenmesi amacıyla yürütülmesi gereken uygulamaların ivedilikle yapılması yönünde hükümler içeren 6306 sayılı kanunun amacına da aykırı hareket edilmiş olacağı anlaşıldığından, davacılar tarafından, kat malikleri kurulunda kabul edilen karardaki paylaşımın dengesizlikler içerdiği iddiası yönünden işin esasına girilerek karar verilmesinde de hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu nedenlerle; davacıların arsa payının düşük bedelle satıldığı ve davacılara teklif edilen paylaşımın hakkaniyete uygun olmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemlerin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluk kararına katılmıyorum.