T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3877
Karar No : 2025/461
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER :
1- ...
2- ...
...
14- ...
15- ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 27/05/2009 tarih ve 27240 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 11/05/2009 tarih ve 2009/14992 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Diyarbakır ili, Yenişehir ilçesi, ... (...) mahallesinde yer alan ve davacının murisinin hissedar olduğu ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının ve bu işlemin iptali istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 10. Bölge Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve ek bilirkişi raporundaki tespitlerin değerlendirimesinden; davacı murisinin çok sayıda hissedarla ve kısmen küçük hisselerle (örneğin; ... sayılı parselde 352,43 m², ... sayılı parselde 949,27 m², ... sayılı parselde 680,55 m², ... sayılı parselde 18,49 m², ... sayılı parselde 114,32 m² ve ... sayılı parselde 60,24 m²) maliki olduğu toplam 17 adet parseldeki 38.902,99 m² hissesinin toplulaştırma işlemi kapsamına alındığı, bu parsellerdeki hissesi karşılığında mevzuat gereği Kamu Yatırım Payı kesintisi yapılarak davacı murisine ... ada ..., ... ve ... ada 1 (kanal parseli) olmak üzere 3 adet taşınmazda 37.969,05 m² alan tahsis edildiği, ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazların, davacı murisinin toplulaştırma öncesinde de hissesinin bulunduğu ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde oluşturulduğu, toplulaştırma öncesi davacı murisinin hissedarı olduğu 17 adet taşınmazdaki hisselerine düşen net alan miktarının yaklaşık 4.209,89 m²'sinin taşlık alan olduğu ve sürülemediği, toplulaştırma sonrasında oluşturulan 23.133,08 m² alana sahip ... ada ... sayılı parsel sayılı taşınmazda 1.152,00 m² ve 16.664,18 m² alana sahip ... ada ... parsel sayılı taşınmazda 1.359,00 m² taşlık alan olduğu ve sürülemediği, oluşturulan yeni parsellerin diğer kısımlarının sulu tarıma elverişli olduğu ve oluşturulan taşınmazların en-boy oranının Teknik Talimata uyduğu, dolayısıyla söz konusu toplulaştırma işleminin 3083 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinde öngörüldüğü şekilde yapıldığı anlaşıldığından dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Mahkeme ve İdare Dava Dairesi kararında işlemin şekli yönden değerlendirilmediği ve gerekçelendirilmediği, arazi toplulaştırması sırasında alınan kararların kendilerine hiç tebliğ edilmediği, bilirkişi raporunda toplulaştırma işleminin kısmen usulüne uygun yapılmadığı belirtilmesine rağmen davanın reddine karar verildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; cevap verilmemiştir.
Davalı idare yanında müdahiller tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 16/01/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Paylı mülkiyet" başlıklı 688. maddesinde; paylı mülkiyette birden çok kimsenin, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla malik olduğu, paydaşlardan her birinin kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olacağı hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu toplulaştırma işlemi ile davacının murisinin hissedar olduğu 15 taşınmaza karşılık 2 taşınmazın tahsis edildiği, davacı tarafından dosyaya sunulan 06/05/2020 tarihli mirasçılık belgesine göre davacının anılan taşınmazdaki payının ... olduğu anlaşılmıştır.
Olayda, her ne kadar mirasçılık belgesi alınarak mirasçıların payları belli olmuş ise de, dava konusu toplulaştırma işleminin davacının murisi adına yapıldığı görüldüğünden mirasçılar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğu, bu nedenle bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Nitekim, dosya kapsamındaki müdahale dilekçesinden de görüldüğü üzere diğer mirasçılar kendileri adına da açılmış bulunan davaya muvafakat etmek yerine tam tersine davalı yanında müdahil olarak davanın reddi gerektiği yönünde talepte bulunmuşlardır.
Bu durumda, diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olmadığı tespit edildiğinden birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.