T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/3908
Karar No : 2024/10067
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Başkanlığı / ...
Vekili : I. Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, imam hatip olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkartılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı olduğunu gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, ... Müftülüğünde görev yapan bir kısım personelin FETÖ/PDY ile irtibatının tespiti amacıyla CİMER'e başvuruda bulunduğu, bunun üzerine söz konusu personellerin kendisine iftira attığı, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında dikkate alınan kriterlerin kendisinde bulunmadığı, soruşturma raporunda yalnızca soyut tanık beyanlarına dayanıldığı, kamu görevinden çıkarma kararının hiçbir gerekçesinin olmadığı, irtibat ve iltisak kavramlarının net ve belirgin olmayıp keyfiliğe açık olduğu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Davanın reddine karar verilmesinin hukuken isabetli olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava dosyasının incelenmesinden; Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde ... ilinde İmam Hatip olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle davacının kamu görevinden çıkarılmasına karar verildiği, ancak 689 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile görevine iade edildiği, davacının, FETÖ/PDY ile mücadele eden bazı kamu görevlilerinin mücadelesini sekteye uğratmak için örgüt üyesi olduğu yönünde şikayetlerde bulunduğu ve iftira attığı iddiasıyla hakkında soruşturma başlatıldığı, yapılan soruşturma neticesinde ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporu hazırlandığı, soruşturma raporu ile davacının FETÖ/PDY ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmasının teklif edildiği, 11/01/2019 tarihli davalı idare işlemi ile davacının savunmasının istenildiği, Diyanet İşleri Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B-10 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı görülmektedir.
Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının, eşinin kimlik bilgilerini kullanarak CİMER üzerinden ... Müftülüğünde görev yapan yirmi beş personeli FETÖ ile ilişkileri olduğu yönünde ihbar ve şikayette bulunduğu, bunun üzerine söz konusu personellerden yirmi üç kişi hakkında adli soruşturmalar başlatıldığı, davacının FETÖ/PDY üyesi olduğu yönündeki ihbarı üzerine haklarında adli soruşturma başlatılan kişilerle ilgili davacının daha sonra verdiği ifadelerde şikayet ettiği bazı personellerin FETÖ ile irtibatı olup olmadığını bilmediğini beyan ettiği ve bu kişiler hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, davacının ihbarda bulunduğu bazı isimlerin FETÖ/PDY ile mücadele noktasında aktif görevlerde olduğu, davacının bu kişileri bilerek ve isteyerek eşinin kimlik bilgilerini kullanarak suçladığı ve bu şekilde bu kişiler hakkında adli soruşturmalar başlatılmasına neden olduğu, söz konusu personelin FETÖ/PDY ile mücadele noktasında gayretlerinin bu şekilde davacı tarafından daha sonra kendi ifadelerinde de kabul ettiği üzere bilmeden ve herhangi bir delil sunmadan engellemeye çalıştığı, bu kişiler hakkında asılsız ithamlarla kamu davası açılması için gayret gösterildiği, ayrıca davacı hakkında açılan idari soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan M.Ş. ile İ.K.'nin ifadelerinde, "davacının 2015 yılında Diyanet-Sen'den istifa ettiğini, sebebini sorduğunda da hükümet ile anılan yapı arasında yaşanan sıkıntılar sebebiyle istifa ettiğini, o dönemde hükümet ile anılan yapı arasındaki olaylar sebebiyle 50-60 kişinin sendikadan istifa ettikleri" şeklinde beyanda bulundukları, bu bağlamda davacının örgütün talimatı doğrultusunda toplu olarak istifa içerisinde yer aldığı, yine H.Ç.'nin ifadesinde; "18 Nisan-27 Mayıs 2016 tarihleri arasında ... ile birlikte ... Eğitim Merkezinde Kuran-ı Kerim Hizmet İçi Eğitim Kursuna katıldıklarını, o dönemde anılan yapı mensubu olup kamu görevinden çıkarılan kişilerin durumuna üzüldüklerini gözlemlediğini, davacının 'Hükümet bizi çantada keklik görüyor, her halükarda bize oy verecekler diye düşünüyor, bize hizmet etmiyor' dediği " şeklinde beyanda bulunduğu yönünde tespitlere yer verildiği görülmüş ise de; davacının, eşinin kimlik bilgilerini kullanarak CİMER üzerinden ... Müftülüğünde görev yapan yirmi beş personeli FETÖ ile ilişkileri olduğu yönünde ihbarda bulunmasının ve söz konusu ihbar üzerine yirmi üçü hakkında adli soruşturma açılıp, soruşturmalar neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin, davacıyı doğrudan FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek nitelikte olmadığı, davacı hakkındaki tanık beyanlarının da soyut nitelikte olduğu anlaşıldığından, anılan hususların davacının FETÖ/PDY ile irtibat iltisakını ortaya koyan birer delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.