T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/11895
Karar No : 2024/9609
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ... Başkanlığı / ...
Vekilleri : I. Hukuk Müşaviri ...,
Hukuk Müşaviri ...
Karşı Taraf (Davacı) : ...
-
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükümünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ...tarih ve E.... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davada dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davalı İdarenin İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarılma işlemine karşı temyiz yargı yolunun açık olduğu, istinaf kararının hüküm kısmında kesin yazmasının hukuka aykırı olduğu, ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporunda; davacının PKK terör örgütü ile bağının 90'lı yıllarda kendi isteğiyle dağa çıkmasıyla başladığı, 1995 yılında PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olduğu iddiası ile tutuklanarak 5-6 ay ceza evinde kaldığı, inanç olarak İslam dışı birçok fikre sahip olduğu, bulunduğu beldede PKK yanlısı olarak bilindiği hususlarının yer aldığı, PKK silahlı terör örgütünün propagandasını yaptığı, PKK/KCK terör örgütüyle irtibat ve iltisakı bulunduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu iddia edilmektedir.
Davacının Savunmasının Özeti : 2016 yılında görev yerinin bağlı bulunduğu köyde taziye evinin alt katı olan metruk binanın iç duvarlarına PKK/YPG terör örgütüne ait yazılar yazıldığı iddiası ile Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, taziye evinin sorumluluğunun kendi uhdesinde olmadığı, kendi isteğiyle dağa çıkmadığı, PKK silahlı terör örgütü tarafından kaçırıldığı, Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılamada beraat kararı verildiği, bu hususun 27 yıl sonra aleyhe delil olarak alınmasının hukuka aykırı olduğu, hakkındaki tanık beyanlarının soyut olduğu, gizli tanık A tarafından beyanının doğru olmadığına ilişkin dilekçe verildiği, PKK/KCK silahlı terör örgütü ile hiçbir irtibat ve iltisakının bulunmadığı savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıcı karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
7145 sayılı Kanun'un 26.maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükümünde Kararname'ye eklenen Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin olarak tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ... tarih ve E.... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın iptali yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
15 Temmuz 2016 tarihinde terör örgütlerinin işbirliği ile gerçekleştirilen darbe girişimi sonucunda 250'den fazla kişinin öldürüldüğü, 2000'den fazla kişinin yaralanıp sakat kaldığı bilinmektedir. Devlet yönetimi tarafından bu tehlikenin bertaraf edilmesi amacıyla tesis edilen 679 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar alındığı, bu kararların adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğinde olduğu, olağanüstü hal kapsamında tesis edildiği izahtan varestedir.
1982 tarihli Anayasanın 129. maddesinde; "Memurlar ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler." hükmüne yer verildiği, bu doğrultuda yasama organınca çıkarılan Devlet memurlarının özel kanunu niteliğinde olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun Sadakat başlıklı 6. maddesinde; "Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar.", Tarafsızlık ve Devlete bağlılık başlıklı 7. maddesinde; "Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler." emredici hükümleri gereği görev ifa etmek zorundadırlar. Bu sorumluluk sınırları dışında sadakat yükümlülüğünün ihlal edilmesi üzerine 375 sayılı KHK'nın Geçici 35.maddesi gereği işlem tesis edildiği görülmektedir.
Bu bağlamda, kamu personelinden terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalara ilişkin uyuşmazlık değerlendirildiğinde; PKK/KCK silahlı terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı nedeniyle kapatılan sivil toplum örgütlerine üye olma, örgütsel nitelikteki toplantı, yürüyüş gibi eylemlere katılma, örgüt içerisinde çeşitli görevler alma, söz, yazı ve eylemleri ile örgüte destek verme, emniyet veya istihbarat raporları, sosyal medya bağlantıları, kurum değerlendirmesi, ziyaret edilen web sitelerinin analizi gibi hertürlü olay ve olgu irtibat ve iltisakın varlığı konusunda değerlendirilebilecektir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, imam hatip olan davacı hakkında, ... tarih ve ... sayılı soruşturma raporunda; davacının PKK terör örgütü ile bağının 1990 yılında kendi isteğiyle dağa çıkması ile başladığı, 1995 yılında PKK terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla tutuklandığı, inanç olarak İslam dışı bir çok fikre sahip olduğu, arkadaşlarıyla yaptığı bir konuşmada "bu dünyada peygamber yoktur. Herkes eşittir. Bu konuda herkesle tartışmaya hazırım" gibi bağlı olduğu kurumun görev ve sorumluluğu ile bağdaşmayan söylemlerde bulunduğu, göreve başladığı 2007 yılından sonra da PKK ile bağını koparmadığı, doğum yeri olan Muş ili Korkut ilçesi'nde ve görev yaptığı Bitlis ili Yolalan beldesinde PKK yanlısı olarak bilindiği, camide yaptığı sohbetlerde Kur'an-ı Kerim'den PKK'nın dili ile Pirtuk diye bahsettiği, köydeki çocukları dağa çıkmaya meyilli olarak yetiştirdiği, ...'ye oy vermeyenlerin listesini yaptığı, PKK kamplarına gittiği, terör örgütünün cenaze törenlerine katıldığı, kahvehanelerde Devlet aleyhine konuşmalar yaptığı hususları göz önüne alınarak PKK terör örgütü ile irtibatlı olduğu ve bu örgüte destek verdiği belirtilerek söz konusu tespitlerine dayanılarak davacının PKK/KCK silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu yönünde değerlendirme yapılarak kamu görevinden çıkarıldığı görülmektedir.
"İrtibat ve iltisak" kavramlarıyla illegal örgütün gizli yapılanması ve gizli ve yanıltıcı faaliyetlerinin somut tespit edilmesindeki güçlükler sebebiyle seçilmiş kavramlar olduğu sarihtir. Bu bağlamda, kamu görevi ifa ettiği kurumun süregelen zaman zarfında özellikle edindiği bilgilerle gözleme dayalı kanaatin hukuka aykırı olduğu söylenemez. Bu tespitlerin genel değerlendirme niteliğinde olmadığı da dikkate alındığında davacının kamu görevinden çıkarılması üzerine göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı görülmekte olduğundan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.