T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5269
Karar No : 2024/15324
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu değerlendirildiğinden bahisle Milli Savunma Bakanı'nın onayı ile kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı olmadığı, hakkında işlediği iddia edilen suç bakımından kesin bir tespit bulunmadığı,savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, işlemin iptali hususuna ilişkin istinaf mahkemesince verilen kararın şekil, sebep, konu ve amaç unsurları bakımından eksik ve hukuka aykırı olduğu, ceza yargılaması sonucunda mahkemece "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" (HAGB) kararı verildiği ve herhangi cezai yaptırıma tabi tutulmadığı, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil sebebiyle kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, Bylock kullanıcısı olup olmadığı, program kullanıcısı olsa dahi içerik kayıtlarının celp edilip edilmediği, emir-komuta zincirinde bulunup bulunmadığı, örgüt adına eylemlerde bulunup bulunmadığı, Devlet aleyhine faaliyette bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği, Anayasanın ve OHAL kanununun öngörmediği bir olağanüstü yetki ve tedbirin KHK yoluyla kullanılamayacağı, hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin idari işlemin maddi ve manevi unsurlar yönünden haksız ve hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarihli ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hapis cezasının ertelenmesi kararı ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu isnadıyla yürütülen Kocaeli Cumhuriyet Savcılığının yürütmüş olduğu soruşturmada etkin pişmanlık hükümlerinden yaralanmak istediğini beyan ettiği, ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında" silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında henüz bir karar verilmediği, davanın derdest olduğu belirtilerek FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatının ve iltisakının bulunduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan, her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; "Davacı hakkında yürütülen soruşturmada etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyan ettiği, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyasında, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında henüz bir karar verilmediği, davanın derdest olduğu, belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, UYAP kayıtları üzerinden yapılan incelemede, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; "sanık Mahkememizde alınan savunmasında; "Ben hakkımdaki suçlamalara ilişkin olarak soruşturma aşamasında ayrıntılı savunmalarda bulunmuştum. Bu savunmalarımı tekrar ederim 2011 yılında İstanbul'da Üsküdar ilçesinde üniversiteye hazırlık için kaldığım bu örgüte ait evde bu örgütle irtibatım başladı, Bu evde kaldığım dönemde astsubaylık sınavlarına girdim ve kazandım. Ben daha önceden asker olmayı düşünüyordum ancak örgütün de bu konuda yönlendirmesi oldu. Bu tarihten sonra sırasıyla Balıkesir Astsubay MYO, Ankara MEBS Komutanlığı ve Kıbrıs'ta görev yaptığım sırada sivil örgüt mensuplarıyla görüştüm. Bu örgüt mensupları tarafından verilen sohbetlere benim gibi askerolan bazı şahıslarla birlikte katıldım. Bunlarla ilgili bildiklerimi soruşturma aşamasında anlatarak teşhis işleminde bulunmuştum. 2016 yılı Haziran atmaalarıyla Erzincan iline tayin oldum, Erzincan ili''ne Ağustos ayı itibariyle geldim, Erzincan'da herhangi bir örgüt mensubuyla görüşmedim. Beni arayan kimsede olmadı. Zaten 2016 Ocak Şubat itibariyle görüşmeleri bırakmıştım. Kıbrıs'ta bulunduğum dönemde tayinim çıktıktan sonra Erzinca'da benimle görüşmek üzere kimseyle tanıştırılmadım. Ben savunmamda bahsetmiş olduğum görev yerlerim olan Ankara ve Kıbrıs'ta ve Balıkesir ili'nde örgüt mensuplarınca sabit hatlardan arandım. Erzican'da ise beni arayan kimse olmadı. Ben bu örgüt içerisinde yer aldığım dönemde herhangibir kod adı kullanmadım, ... ismini de kullanmadım. Ben Kıbrısta görüştüğüm ... isimli örgüt mensubuyla Ankara'da görüştüğüm Halit isimli örgüt mensubu aracılığı ile tanıştım. Kıbrıs döneminden Ihsan isimli birisini hatırlamıyorum Üsküdar'da kaldığım öğrenci evinde bana farklı bir isim verilmişti ancak ben bu ismi hiç kullanmadığım için hatırlamıyorum. (...) Ben sabit hatlardan ve ankesörlü telefonlardan bir kaç defa arandığımı hatırlıyorum. Hatırladığım kadarıyla sadece Ankara ili'nde aranmıştım, genelde cevap vermedim, O dönem ... numaralı telefonu kullanıyordum, H. Ş'yi Astsubay Meslek Yüksek Okulundan tanırım, (HTS Havuz Sorgu Tutanağı okundu) Kabul ediyorum, ben bu illerde bulundum ve örgüt mahrem imamlarınca sabit hatlardan arandım, Ben İstanbul ili'nde dershaneye gidiyordum, bu sebepten dolayı İstanbul ilinden de sabit hattan mahrem imamlarca aranmış olabilirim." şeklindeki beyanları bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 15/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.