T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6007
Karar No : 2024/9611
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekilleri : Hukuk Müşaviri ...,
Hukuk Müşaviri...
Karşı Taraf (Davacı) : ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddenin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile maddi ve özlük haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptaline, maddi ve özlük hak talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davalı İdarenin İddialarının Özeti: Memur vasıtasıyla tebliğ edilmek istenen savunma istem yazısı kendisinin teslim almayarak tebellüğ etmediği, tutanağı imzalamadığı, yazıyı almayan ve tutanağı imzalamayan davacıdan savunma alınamadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davacının Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
7145 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrasının 9. bendi uyarınca Sağlık Bakanlığı'nın... tarih ve ... sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından işlemin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, savunma hakkı kullanılmadığından bahisle dava konusu işlemin iptali ile maddi ve özlük hak yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; 7145 sayılı Kanun'un 26.maddesiyle eklenen Geçici 35.maddesinin son fıkrası uyarınca ... tarih ve ... sayılı savunma istem yazısının memur eliyle davacının idareye ikametgah adresi olarak bildirdiği adrese bizzat tebliğ edilmek istendiği, 15/08/2019 tarihli tutanakla; "Osmangazi ilçesi ... Mahallesi ... Sokak No... Daire ... adresinde adresinde ikamet etmekte olan Uzm.Dr....'e Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazısı ekindeki kapalı zarf mazbata usulü tebliğ edilmiş olup, adı geçen tarafından herhangi bir savunma verilmemesi/verilmeyeceğinin belirtilmesi üzerine iş bu tutanak tanzim edilmiştir." hususuna yer verilerek 3 memur tarafından imza altına alındığı, iş bu tutanak hukuken doğruluk karinesinden yararlanmakla aksi yönde de iddia bulunmamaktadır. Davacı savunmasının alınmadığını iddia etmişse de, savunma istem yazısından haberdar olduğu kaldı ki savunma hakkının yargılama faaliyeti sırasında giderilebilecek nitelikte olduğu, bu bağlamda davacının işlemden önce savunmasının alınması gerekli ise de, alınmaması bizatihi işlemi sakatlayan bir unsur olarak değerlendirilemeyeceği, idare dava dilekçesinin tebliği ile işlemi geri alma, iptal etme hak ve yetkisine sahip olmakla dar anlamda savunmayı değerlendirmiş olacaktır. Diğer durumlarda yargılamanın usul hükümleri doğrultusunda gelişen sürecinde işleme yönelik hertürlü savunma yani maddi olayın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna dair iddia ve deliller taraflarca sunulabileceği gibi idari yargılama usulü kanunun resen araştırma ilkesi olarak tanımlanan 20. Madde düzenlemesinde; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilir“ Hükümleri doğrultusunda yargı yerlerince işlemin hukuka uygunluğu denetleneceğinden savunma ile sınırlı olmayan inceleme sonucu karar verilecektir.
Diğer yandan, Kamu hizmetlerinin devamlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorunluluğu karşısında kamu menfaati ile kişi haklarının dengelenmesi adaletin gerekliliği olmakla savunma hakkının bizatihi belli bir zaman diliminde kullandırılmamış olması sebebiyle işlemin iptal edilmesi durumunda kamu hizmet ve güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi sonucunu doğuracak bir karar ortaya çıkacak olması kamu hak ve güvenliğinin korunmaması sonucunu doğuracaktır. Zira her hak gibi Savunma hakkı da , başkalarının haklarının ve güvenliğinin korunmasıyla dengelenmesi tarafsız yargılamanın bir gereğidir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin uygulanmasında da işlemlerin tesisi ve yargı safhaları bütün olarak değerlendirilmek suretiyle usule aykırılıkların yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediği gözetilmesi gerektiği yönündedir. (AİHM, bir aşamadaki kusurun sonraki bir aşamada telafi edilebileceğini belirtmektedir )
Dava konusu olayda savunma hakkı “adil yargılanma hakkı” ilkesi doğrultusunda yargı safhasında kullanılmaya açık olmakla ve bu ilke “makul sürede yargılamanın sona erdirilmesini” de kapsamakla işlemin iptali yargılamayı zaman ve ekonomik açıdan zarara uğratacağı gibi hukuki bir yarar sağlamayacağından kararın bu yönü ile de esastan inceleme yapılmak üzere temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.