T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6472
Karar No : 2024/19169
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde zabıta komiser yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, hakkında açılan ceza kovuşturmasından beraat ettiği ve anılan beraat kararının kesinleştiği, ByLock isimli örgüt içi kriptolu haberleşme sistemini kullanmadığı, Bank Asya isimli bankadaki hesap hareketlerinin olağan bankacılık işlemi niteliğinde olduğu, örgütle irtibatlı olduğu yönünde hukuken kabul edilebilir herhangi bir bilgi, belge, tanık ifadesi, ihbar, şikayet, kurum kanaati ve emniyet tespitinin bulunmadığı, örgüte müzahir sendika, dernek veya vakıflara üyelik kaydının bulunmadığı anlaşılmış olup tek başına Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödeme ile Kimse Yok Mu isimli derneğe sms ile para göndermenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisakı göstermeyeceği kanaati hasıl olduğundan, davacının göreve iade edilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair dava konusu işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmesinden, FETÖ/PDY liderinin çağrı tarihinden sonra 12/02/2014 tarihinde Bank Asya'daki vadesiz mevduat hesabına oğlu M.A. tarafından 11.000,00 TL havale gönderildiği, davacının 13/02/2014 tarihinde bu hesaptan 10.570,80 TL karşılığı ABD doları satın aldığı ve vadesiz döviz hesabına aktardığı, Bank Asya hesabını 2014 yılında aktif şekilde kullandığı, çeşitli para yatırma/çekme işlemleri gerçekleştirdiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 22/01/2014-07/12/2014 tarihleri arasında 315,00 TL ödeme bilgisi bulunduğu, Milli Eğitim Bakanlığından temin edilen bilgilerde; çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel Söğüt Özgün Temel Lisesinde 2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin kaydının olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne sms yolu ile para gönderdiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel Söğüt Eğit. Yay. Bilg. Tur. İnş. Ve Tic. A.Ş.'ye 23/06/2014-05/06/2016 tarihleri arasında toplam 9.557,23 TL ödeme bilgisi bulunduğu, Zabıta Dairesi Başkanı olarak olarak ifadesi alınan A.K.'ın 23/09/2016 tarihli ifade tutanağında, davacının, FETÖ/PDY ile ilgili iltisak ve irtibatı olduğu hususunda duyumu olması nedeniyle davacı hakkında şüphesi bulunduğunu belirtmiş olması şeklindeki tespitlerin bir arada değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişki kurduğu anlaşılarak, dava konusu Komisyon kararında hukuka aykırılık, aksi yönde verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Anayasa ve AİHS ile koruma altına alınan temel hakların ihlal edildiği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, savunma hakkının kullandırılmadığı, sadakat yükümlülüğünü ihlal ittiğine ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığı, irtibat ve iltisak terimlerinin öngörülebilir olmadığı, hakkında yapılan ceza yargılaması neticesinde beraatine karar verildiği, belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dava dosyası tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
14/07/2017 tarih ve 30124 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Kamu personeline ilişkin tedbirler" başlıklı 1. maddesinde, "(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 30/11/2022 tarih ve E:2018/83, K:2022/144 sayılı kararıyla, 7089 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; ... ç) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, davalı idare bünyesinde zabıta komiser yardımcısı olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru ... tarih ve... sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
FETÖ lideri tarafından finans desteği sağlanması talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının Bank Asya hesap hareketlerinin incelenmesinden, FETÖ/PDY liderinin çağrı tarihinden sonra 12/02/2014 tarihinde Bank Asya'daki vadesiz mevduat hesabına oğlu M.A. tarafından 11.000,00 TL havale gönderildiği, davacının 13/02/2014 tarihinde bu hesaptan 10.570,80 TL karşılığı ABD doları satın aldığı ve vadesiz döviz hesabına aktardığı, Bank Asya hesabını 2014 yılında aktif şekilde kullandığı, çeşitli para yatırma/çekme işlemleri gerçekleştirdiği belirtilmiş ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; oğlu M.A.'nın SGK kaydından da anlaşılacağı üzere 2014 yılının Şubat ayında çalışmış olduğu şirketten tazminatını alarak ayrıldığının, oğlunun ayrıldığı iş yerinde muhasebe servisinde çalışmış olması nedeniyle, şirket paralarıyla kendi parasının karışmaması adına aldığı tazminatı kendisini bilgilendirmek suretiyle kendi hesabına gönderdiğinın ve paranın değer kaybetmemesi adına da anılan parayı dolara çevirmesini istediğinin, oğlunun talebiyle bahsi geçen tutarı dolara çevirdiğinin ve yaklaşık iki aylık sürede oğlunun parayı kendisinden istemesi üzerine anılan parayı oğluna verdiğinin ve söz konusu paranın hesapta kalmadığının, hesap hareketlerinde yer alan hiç tanımadığı iki isme yapılan havalenin yine oğlu adına yapılan havaleler olduğunun, K.A.'nın kuzeninin eşi olup kendisine bitkisel yağ satışı yapmasından kaynaklı olarak ilgiliden havale aldığının, T.I.'nın kayınbiraderi olup kendisine borç olarak trafik sigortasının peşinatını verdiğinin, alınan borcun daha sonra ilgilisine havale yapılmak suretiyle ödendiğinin, sonuç olarak söz konusu banka hesabının aktif şekilde kullanılmadığının, halin niteliği gereği kullanıldığının, para yatırma ve çekme işlemlerinin kişisel veya ticari amaçlar dışında gerçekleştirilmediğinin ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin rutin işlemler olmadığına ve terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığından Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Yine, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 22/01/2014-07/12/2014 tarihleri arasında 315,00 TL ödeme bilgisi bulunduğu tespitine yer verilmiş ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; çocuğunun okul kaydı yapıldıktan sonra, müfredat dışı ve sınavlara yönelik soru bankası vermeleri ve kızının bu kaynakları almasının bir nevi zorunluluk olarak gösterilmesi nedeniyle, yıllık abonelik zorunluluğuyla, soru bankalarını alabilmek adına gazete abonesi olmak zorunda kalındığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından Cihan Medya A,Ş.'ye yapılan ödemelerin örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığından, söz konusu ödemenin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; Milli Eğitim Bakanlığından temin edilen bilgilerde; çocuğunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan özel öğretim kurumları arasında yer alan Özel Söğüt Özgün Temel Lisesinde 2015-2016 eğitim öğretim dönemine ilişkin kaydının olduğu tespitine yer verilmiş anılan husus nedeniyle davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; kızının o dönem içerisinde yeni belirlenen sisteme göre düşük puan alması sebebiyle Kahramankazan İlçesinde bir okul kazanabildiğinin ve bu okulun evinin çok uzağında olduğunun, kızını her baba gibi yakınlarda bir okula göndermek istediğinin ve eşinin araştırmaları neticesinde, evinin çok yakınında ve yürüme mesafesinde olan, ayrıca Devletten de teşvik ödemesi aldığı öğrenilen ve o dönem itibarıyla hain terör örgütüyle bağlantılı olduğu da bilinmeyen bu okula kayıt işlemi yaptığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının çocuğunu eğitim amacı dışında örgütsel saiklerle söz konusu okula gönderdiğine dair somut bir tespit bulunmadığından, söz konusu hususun davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne sms yolu ile para gönderdiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Özel Söğüt Eğit. Yay. Bilg. Tur. İnş. Ve Tic. A.Ş.'ye 23/06/2014-05/06/2016 tarihleri arasında toplam 9.557,23 TL ödeme bilgisi bulunduğu tespitine yer verilmiş ve bu eylemi sebebiyle FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; söz konusu derneğe kendisi tarafından herhangi bir SMS gönderilmediği, kaldı ki bahsi geçen SMS’in tutarının, tarihinin ve ne amaçla gönderildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı, Özel Söğüt Eğit. Yay. Bilg. Tur. İnş. Ve Tic. A.Ş.'ye yapılan ödemenin ise kızının okul ücreti ödemesine ilişkin olduğu ileri sürülmüştür.
Kimse Yok Mu Derneği'ne gönderilen SMS'in tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymayacağı, özel okula yapılan ödemenin ise yukarıda söz konusu okula ilişkin kısımda da açıklandığı üzere makul bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Son olarak temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; Zabıta Dairesi Başkanı olarak ifadesi alınan A.K.'ın 23/09/2016 tarihli ifade tutanağında, davacının, FETÖ/PDY ile ilgili iltisak ve irtibatı olduğu hususunda duyumu olması nedeniyle davacı hakkında şüphesi bulunduğunu belirtmiş olması, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle bağ kurduğuna delil olarak kabul edilmiştir.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; hakkında ifade veren Daire Başkanı A.K.'nın verdiği beyanın somut bir tespit içermediği, duyuma dayalı olduğunun tanık tarafından da dile getirildiği, çalışma saatleri göz önüne alındığında, tanıkla birlikte çalışmadığı, bir kaç kez bile karşılaşmadıkları açıkça ortadayken aleyhine verdiği ifadenin gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmüştür.
A.K.'ya ait 23/09/2016 tarihli ifade tutanağında yer alan; "... Başkanlığımız personeli M.Ç., A.İ.A ve ...'ın FETÖ/PDY örgütü ili ilgili iltisak ve irtibatları olduğu hususunda duyumum olduğundan adı geçenler hakkında şüphelerim bulunmaktadır." şeklindeki ifadenin değerlendirilmesinden; duyum ve şüpheye dayalı olduğu tanıkça da belirtilen ifadenin, söz konusu duyuma ilişkin başkaca tanık ifadeleri ile desteklenmediği sürece davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli bir delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan YD harcının istemi halinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 21/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.