T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/9604
Karar No : 2024/18903
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti :Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin B fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Kamu görevinden çıkarılmasına dair somut olayda kendisi hakkında ceza hukuku anlamında bir suçlama bulunduğu için ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan haklarının ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin uygulanması gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24/06/2008 tarihli kararında ''hizmet hareketi'' olarak bilinen oluşumun bir terör örgütü veya suç örgütü olmadığının kesin hükümle saptandığı ve yeni bir yargı kararıyla aynı oluşumun terör örgütü olduğu saptanıncaya kadar yasal olduğu, 26/05/2016 tarihinden önceki yasal faaliyetlerin terör örgütü üyeliği suçlamasına dayanak yapılamayacağı, AİHS'in Ek 7. Protokolünün 4. maddesine göre aynı eylem ya da suçlamalar nedeniyle bir kişi hakkında iki ayrı yargılama yapılamayacağı gibi iki ayrı cezaya da hükmedilemeyeceği, iltisak ve irtibat kavramlarının son derece geniş ve muğlak kavramlar olduğu, istinaf incelemesi neticesinde gerekçesiz karar verildiği, üst amir kanaatinin hukuki bir dayanağının bulunmadığı, ceza yargılamalarındaki beraat hükümlerinin dikkate alınmamasının masumiyet karinesinin ihlali anlamına geldiği, dava konusu işlemden önce terör örgütüne üye olma suçu isnadıyla kamu görevine son verilip yargılandığı, yargılama sonucundan beraat ettiği, beraat kararının kesinleşmesinden sonra işine geri döndüğü, kamu görevine son verilmesini gerektirecek bir eylemi olmadığı, sabit hatlara ilişkin soruşturmalarda örgüt üyeliği suçunun ilk delili olan HTS kayıtlarının hukuka uygun olarak elde edilmediği, dava konusu olayda tüm sabit hat numaralarının hukuka aykırı bir şekilde çıkarıldığı, 2016 yılından itibaren telefon trafik bilgileri celp edildiği, içinden TSK mensuplarının kullandığı numaraların çalıştıkları kurumdan talep olunarak aranıp aranmadıklarına bakıldığı, ortada işlenen bir suç ve bu suça ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunmadığı, başka surette delil elde edilmemesi gibi bir durumda gerçekleşmediği halde yapılan işlemlerin açıkça hukuka aykırı olduğu, söz konusu kayıtların hukuka aykırılığı ortada olup bu kayıtlara dayanılarak kişiler hakkında soruşturma açılması ve yargılanmasının hak ihlali niteliğinde olduğu, yerel mahkeme kararında somut veri olarak gösterilen faaliyetlerin tamamının FETÖ/PDY ismiyle terör örgütü ilan edilmeden öncesine ait yasal faaliyetler olduğu, Anayasa'nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde, OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde kamu görevinden çıkarıldığı ve 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, dava konusu işlem ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa'da güvence altına alınan bir çok temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.