T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/11563
Karar No : 2025/10965
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı - ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve .../... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; davacının 30/08/2017 tarihinde astsubay olarak göreve başladığı, kullandığı GSM hattına ilişkin ardışık aramaların göreve başladığı tarihten önceki (2012-2014) yıllara ilişkin olduğu, bir kısım askeri personel ile ardışık arama suretiyle FETÖ/PDY askeri mahrem yapılanması hiyerarşisi dahilinde talimat aldığının somut olarak ortaya konulamadığı, dosya içerisindeki (dayısı ve dayısının eşine ilişkin) bilgi notunun, davacının kendisi ve 1. derece yakınlarına ilişkin olmadığı, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğuna dair başkaca bir tespit ve tanık beyanının bulunmadığı, dolayısıyla davacının silahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) ile irtibat ve iltisak düzeyinde bağının bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 13/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi.... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine karar verilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 08.06.2012, 23.06.2012, 06.07.2012, 07.07.2012, 18.07.2012, 15.09.2012, 07.05.2014 tarihlerinde ankesörlü hattan arandığı, bunlardan 23.06.2012 tarihinde yapılan aramanın ardışık olduğunun anlaşıldığı; bu durumda, her ne kadar göreve başlamadan önce de olsa, davacının ankesörlü/sabit hatlardan arama kayıtları dikkate alındığında, askerlik mesleğinin yüksek derecede düzen ve disiplin isteyen, emir ve direktiflere mutlak olarak itaat gerektiren bir meslek olmasının yanında, tam güvene dayalı olarak görev yapmanın olmazsa olmaz şartı olduğu hususu da göz önüne alındığında, davalı idarece davacı hakkında yapılan değerlendirme neticesinde tesis edilen işlemde hizmet gereklerine, hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı, bu nedenle dava konusu işlemde hukuka aykırılık, başvuruya konu Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ceza yargılaması sonucunda beraatine karar verildiği, ayrıca yaşanılan süreçte Devletin kusurlu davranışı nedeniyle açılan davada lehine tazminata hükmedildiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir bağının bulunmadığı, temyize konu kararda sivil kişi ile ardışık olmayan aramanın örgütsel arama olarak değerlendirildiği, eksik inceme yapıldığı, Anayasa'da güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Davacı, Muğla ili, Marmaris İlçesi, ... Deniz Üs Komutanlığında astsubay çavuş olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B maddesi uyarınca ... tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, anılan kararın istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirmenin gösterildiği; bu değerlendirmenin dayanağı olarak, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye" olma suçlamasıyla düzenlenen iddianamede sanık olduğunun tespit edildiği, davacının FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslar tarafından kullanılan iletişim araçları ile mahrem hizmetler yapılanması içerisinde faaliyet gösteren şahıslarla irtibatının bulunduğunun bildirildiği, yakınlarının FETÖ/PDY ve diğer terör örgütleri ile irtibatlı/iltisaklı olduğu bilgisinin davacının anılan örgütle iltisakı konusundaki kanaatleri destekler mahiyette olduğu belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince; sözü edilen aramaların, davacının 30/08/2017 tarihinde astsubay olarak göreve başladığı tarihten önceki, 2012-2014 yıllarına ilişkin olduğu, davalı idarece davacının bir kısım askeri personel ile ardışık arama suretiyle FETÖ/PDY askeri mahrem yapılanması hiyerarşisi dahilinde talimat aldığının somut olarak ortaya konulamadığı, yakınları (dayısının eşine ilişkin) bilgi notunun, davacının kendisi ve 1. derece yakınlarına ilişkin olmadığı, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan yargılama sonucunda davacının beraatine karar verildiği, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunduğuna dair başkaca bir tespit ve tanık beyanının bulunmadığı gerekçesiyle davacının anılan silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisak düzeyinde bağı bulunmadığı sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş; Dava Dairesince ise, ceza yargılaması sonucunda davacının beraatine karar verilmiş ise de, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının 2012-2014 yılları arasında ankesörlü hattan arandığı, bu aramalardan 23/06/2012 tarihinde yapılan aramanın ardışık olduğunun anlaşıldığı; bu nedenle her ne kadar göreve başlamadan önce de olsa, davacının ankesörlü/sabit hatlardan arama kayıtları olduğu gerekçesiyle davalı idarece davacı hakkında yapılan değerlendirme neticesinde tesis edilen dava konusu işlemde hizmet gereklerine, hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış ve Mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bu nedenle, öncelikle, davalı idarece dava dosyasına sunulan davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde değerlendirme yapılmasına dayanak teşkil eden tespitlerin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde;
Dava Dairesi kararında; davacının, 08.06.2012, 23.06.2012, 06.07.2012, 07.07.2012, 18.07.2012, 15.09.2012, 07.05.2014 tarihlerinde ankesörlü hattan arandığı, bunlardan 23.06.2012 tarihinde yapılan aramanın ardışık olduğu, dolayısıyla söz konusu aramanın davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak;
Dosya içerisinde bulunan 17/08/2021 tarihli Ankesör Büfe Sorgu Raporuna göre, davacının 23/06/2012 ve 07/05/2014 tarihlerinde iki ayrı sabit hattan ardışık olarak arandığı, bu aramalardan ilkinin İl Telekom Müdürlüğü, ikincisinin sivil şahıs (Jandarma Genel Komutanlığında çevre mühendisi) ile olduğu görülmektedir. Ayrıca, davacının 18/05/2017 tarihinde astsubay eğitimine başladığı, 30/08/2017 tarihinde eğitimini tamamlayarak astsubay olarak göreve başladığı hususu da dikkate alındığında, söz konusu aramaların davacının göreve başlamasından çok önce ve ardışık arama kriterlerinden aynı rütbedeki asker kişilerle olması kriterine uymadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sonucunda verilen ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında, "...sanık yönünden düzenlenen HTS ve ardışık arama tutanağında, sanığın 2 kez ardışık olarak ankesörlü telefondan arandığı, ancak aramaların birinin İl Telekom Müdürlüğü, diğerinin ise sivil şahıs ve Jandarma Genel Komutanlığında çevre mühendisi olarak çalışan kişi ile olması nedeniyle Yargıtay .... Ceza Dairesi’nin ... tarihli, ...E. ve ... K sayılı kararında belirttiği ardışık arama kriterlerine uymadığı ve sanığın arama tarihleri olan 23.06.2012 ve 07.05.2014 tarihlerinde sivil kişi olması,..." şeklinde tespitlerin yer aldığı görülmektedir.
Öte yandan, davalı idarece davacının dayısının eşinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtisaklı/irtibatlı olduğu değerlendirilen Bank Asya'da hesabının olmasının davacının anılan örgütle iltisakı konusundaki kanaatleri destekler mahiyette olduğu değerlendirilmesinde bulunulmuş ise de; davacının FETÖ/PDY ile bağlantısını ortaya koyabilecek herhangi bir tespit içermeyen ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek nitelikte olan bu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Dolayısıyla, yukarıda belirtilen tespit ve değerlendirmeler ile tüm dosya kapsamı ve davalı idarece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyacak nitelikte başkaca bilgi veya belgenin sunulmadığı hususu da dikkate alındığında, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, dava konusu işlemin iptali ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 13/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptali ile davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının davanın açıldığı 13/09/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2025 tarihinde oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.