T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/13570
Karar No : 2025/7925
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) ... Genel Müdürlüğü / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine para gönderdiği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY ile iltisaklı özel okulda kaydının olduğu ve kapatılan kuruma ödeme bilgisinin bulunduğu yolundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; FETÖ/PDY yapılanması hakkındaki terör örgütü suçlamasının ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararıyla alındığı, ancak bu tarihten sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceği, dava konusu işlemle adil yargılanma hakkının, bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, özel hayata saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, Bank Asya hesabının 2010 yılında açıldığı, anılan bankayı birikimlerini değerlendirmek amacıyla açtığının hesap özetlerinin incelenmesi halinde görülebileceği, mahkemece Bank Asya hesap dökümleri incelenmeksizin dava konusu işlemde yer alan bilgiler doğru kabul edilmek suretiyle gerekçeye alındığı, 2014 yılı öncesi ve sonrası muhtelif tarihlerde hesaba para giriş ve çıkışlarının olduğu, söz konusu hesabı tamamen rutin bankacılık faaliyetleri kapsamında birikimlerini değerlendirmek amacıyla kullandığı, dava konusu işlemde bahsi geçen tutarların tamamının gönderildikten sonra katılım hesaplarında değerlendirildiği, 12/01/2015 tarihinde yatırıldığı belirtilen tutarı aynı bankadan para çekerek arkadaşına verdiği borcun geri ödenmesi üzerine hesabına yatırdığı, çocuğunu gönderdiği okula Devlet tarafından teşvik verildiği, 2015-2016 eğitim öğretim dönemi için 2016 yılı yarıyıl tatili sonrası anılan okula Devlet tarafından kayyım atandığı, Cihan Medya A.Ş.'ye yapılan ödemelerin ekinde yer alan TEOG deneme sınavlarını alabilmek için yaptırdığı gazete aboneliğine ilişkin kredi kartıyla yapılan taksit ödemeleri ve çocuğunun okul malzemesi, kitap, kırtasiye bedeli ödemesi olduğu, kapatılan kuruma yapılan ödemelerin de çocuğunun okul taksit ödemeleri olduğu, Kimse Yok mu Derneğine yapılan bağışın insani duygularla yapıldığı, aynı kapsamda Deniz Feneri Derneğine de bağış yaptığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde eksper olarak görev yapan davacı, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi istemiyle yaptığı başvuru Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonunun ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma veya yardım etme" suçlarından herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın bu KHK eki listelerle kamu görevinden çıkarılmaları, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabında 2014 yılından itibaren artış meydana getirdiği belirtilmiş ve bu eylemin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak; Bank Asya'da hesap açmasının ve bu hesaba para yatırmasının talimatla olmadığı, hesap açılış tarihinin 08/11/2010 olduğu, söz konusu tarihten sonra birikimlerini değerlendirmek amacıyla mümkün mertebe her ay maaşından artakalan tutarı bu bankaya gönderdiği ve katılım hesaplarında kar payı elde edebilmek amacıyla değerlendirdiği, öte yandan kredi kartı ödeme işlemlerinin yer aldığı, mahkemece yalnızca 2014 yılı ve devamının incelendiği, eski tarihli hesap hareketlerinin de bu yıllarla benzer olduğu, 12/01/2015 tarihinde hesaba yatırılan paranın ise arkadaşına vermiş olduğu borcun geri ödenmesinden kaynaklı olduğu, söz konusu parayı borç verirken de Bank Asya hesabından çektiği, hesapta bulunan paraların katılım hesabındaki sürelerinin dolması üzerine yeni katılım hesabı açmak suretiyle değerlendirdiği ileri sürülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Bank Asya'da ilk hesap açılışının 02/03/2001 tarihinde Erzurum şubesinde gerçekleştiği, 22/09/2004 yılında bu hesabın kapatıldığı, aktif olarak kullandığı Rize şubesi hesabının ise ilk defa 05/09/2006 tarihinde açıldığı, anılan hesaba gönderilen tutarların katılım hesaplarında değerlendirildiği, bununla birlikte kredi kartı ödemesinin de anılan hesaptan otomatik olarak çekildiği, dönem dönem bankadan nakit para çekildiği, katılım hesaplarının birbirinin devamı niteliğinde olduğu, döviz ve altın hesaplarında yer alan bakiyenin de katılım hesaplarında değerlendirildiği, nitekim davacı tarafından 16/10/2014 yılında 43,28 gram hurda altın alımı yapıldığı, öte yandan eşi F.Ç. tarafından aynı tarihte eşinin hesabına 70,20 gram altın gönderildiği, 12/01/2015 tarihinde de 61,00 gram hurda altın alındığı ve bu altınların 12/02/2016 tarihine kadar altın katılım hesabında değerlendirdiği, anılan hesaptan 17/03/2016 tarihinde 10.000,00-TL ve 18/04/2016 tarihinde 10.390,16-TL para çekmek suretiyle hesap bakiyesinin sıfırlandığının görüldüğü, bu durumda; davacının Banka yönetiminin tamamının TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonraki dönemde de hesabında para ve altın bulundurmaya devam ettiği, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespit bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş. ile FETÖ/PDY'ye müzahir olması nedeniyle kapatılan kuruma ödeme bilgisinin bulunduğu ve çocuğunun FETÖ/PDY ile iltisaklı özel okulda kaydının olduğu tespitine yer verilmiş ise de; davacı tarafından Cihan Medya A.Ş.'ye yapılan ödemelerin ekinde yer alan TEOG deneme sınavlarını alabilmek için yaptırdığı gazete aboneliğine ilişkin kredi kartıyla yapılan taksit ödemeleri ile çocuğunun okul malzemesi, kitap, kırtasiye bedeli ödemesi olduğu, kapatılan kuruma yapılan ödemelerin de çocuğunun okul taksit ödemeleri olduğu, çocuğunu tamamen maddi sebeplerle, okul kayıt ücretine Devlet teşviki verilmesi nedeniyle kayıt yaptırdığı yolunda beyanda bulunduğu, dava dosyasında söz konusu beyanın aksini ortaya koyacak, okul kaydının örgütsel saikle gerçekleştirildiğine, eğitim ve yayın aboneliği amacıyla yapıldığı belirtilen ödemelerin örgüte yardım amacıyla yapıldığına yönelik somut bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu okul kaydı ve ödemelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, Kimse Yok Mu Derneğine ödeme bilgisinin bulunduğu hususu İdare Mahkemesi kararında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakı noktasında hükme esas alınmış ise de; Kimse Yok Mu Derneğine yapılan ödemenin insani duygularla bağış amacı dışında örgüte mali destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıdaki tespit ve değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/06/2025 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.