T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/14
Karar No : 2025/10842
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI : ... Genel Komutanlığı / ...
VEKİLİ : Av. Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35/B-6 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; olayda, salt davacının üniversiteye hazırlık döneminde ders aldığı kişinin örgüt abiliği yaptığı ve davacının da dershaneye devam ettiği yönündeki beyanının esas alınarak dava konusu işlemin tesis edildiği, ancak davacının ders aldığı dönemde girdiği sınavlarda başarılı olamadığı, 2016 yılında uzman jandarma olarak göreve başladığı, davacı hakkındaki söz konusu ifadenin, davacının örgüte irtibat ve iltisaklı olduğunu gösterir somut başka bilgi ve belgelerle desteklenmediği sürece FETÖ/PDY ile normal bir vatandaştan beklenebilecek olandan daha yoğun bir ilişki içerisine girdiğini ortaya koyan türde bir fiilini göstermeyeceği açık olduğundan, davalı idarece soyut bir bilgi üzerine FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisak anlamında bağı olduğu şeklinde değerlendirme yapılarak işlem tesis etmesinin hukuk güvenliği açısından makul olmadığı, terör örgütüyle bağı bulunduğu konusunda idari yönden hakkında yeterli somut hiçbir veri sunulmayan davacının kamu görevinden çıkarılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan 14/05/2019 tarihinde gözaltına alınarak aynı tarihte adli kontrolle serbest bırakıldığı, 28/05/2019 tarihinde görevden uzaklaştırıldığı, davacının verdiği ifadede FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı Adana Seyhan İlçesinde bulunan Işık Dershanesine üniversite sınavlarına hazırlanırken gittiğini, örgüte ait evde kaldığını, adının Samet olduğunu bildiği O.D. İle birlikte Ü.C.K. isimli örgüt abisinden ders aldığını belirttiği, Ü.C.K. isimli şahsın da ifadesinde 2007-2008 yıllarında Adana'da okuduğu sırada örgüte ait evlerde kaldığı, ev abiliği yaptığı ve davacıya derslerde yardımcı olduğunu belirttiği hususları dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı olduğu anlaşıldığından, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, başvuruya konu Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek, İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının bulunmadığı, 2008 ila 2009 yılları arasında üniversiteyi kazanmak için ilçelerinde bulunan örgüte ait dershaneye gittiği ve 3 yada 4 ay kadar özel ders almak için örgüt abisinin bulunduğu eve gidip geldiği, sadece bu şahıstan ders dinlediği, herhangi bir örgüt faaliyetine katılmadığı, Zaman gazetesi abonesi olması istendiği halde olmadığı, hiç bir aidiyet hissetmediği, 2009 yılından sonra tümden iletişiminin kesildiği, hakkında FETÖ/ PDY terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla yürütülen soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verildiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/3/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;... 6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Aydın İl jandarma Komutanlığı'nda jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacı, 7145 sayılı Kanun'la 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ile özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan adli soruşturma sonucunda Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Dava konusu olayda, her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararında, davacı beyanları, etkin pişmanlık kapsamında ifadesi bulunan tanık beyanı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde verilen ve kesinleştiği anlaşılan, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Sor. No:..., K:... sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında; '' Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada ifade veren Ü. C. K. kendisinin 2007-2008 eğitim yılında Adana'da üniversite okuduğu sırada örgüte ait evde ev abiliği yaptığını ve o yıllarda lise öğrencisi olan şüpheliye sayısal derslerde yardımcı olduğunu, şüphelinin askeri okulu kazanamadığını belirtmesi üzerine başlatılan soruşturmada,
... Şüpheli savunmasında, sadece üniversiteyi kazanmak için 2008-2009 eğitim yılında örgüte bağlı Işık Dersanesi'ne gittiğini ve 3-4 ay kadar bu süre boyunca örgüte ait evlerde kaldığını 2009 yılından sonra örgüt ile herhangi bir bağlantısının olmadığını belirtmiştir... Şüphelinin yaklaşık 10 sene önce sadece örgüte ait evde kısa bir süre kaldığı, ders çalıştığı, örgüt imamları tarafından askeri okula sokulduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir delile rastlanmadığı..." şeklindeki tespit ve değerlendirmelere yer verildiği görülmüştür.
Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karardaki tespitlerin birlikte incelenmesinden, üniversiteye hazırlandığı 2008-2009 eğitim öğretim yılında örgüte müzahir dershaneye gittiği, dershane öğretmeninin yönlendirmesi ile tanıştığı ve örgüte ait evde ev abiliği yapan tanık Ü.C.K. 'nın 3-4 ay süreyle sayısal derslerde yardımcı olduğu ancak bu dönemde başvurduğu astsubaylık sınavını kazanamadığı anlaşılan davacının, belirtilen eylemler dışında, örgütün faaliyetlerine katıldığına, örgütle irtibatının devam ettiğine yahut isnat edilen eylemden yedi yıl sonra 2016 yılında başladığı jandarma uzman erbaşlık görevine örgüt tarafından getirildiğine dair dosyaya sunulan herhangi bir tespit ve delilin bulunmadığı gibi, eğitim saikiyle hareket ettiğine dair davacı beyanlarının aksini ortaya koyabilecek nitelikte dosya içerisinde bilgi ve belgenin de bulunmadığı, başka delillerle desteklenmediği anlaşılan tanık beyanının salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmış olup, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi, özlük haklarının iadesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi, özlük haklarının iadesine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2025 tarihinde kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.