T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/7137
Karar No : 2025/7899
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalılar): 1- ... Bakanlığı / ANKARA 2- ... Genel Komutanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, bir kişi hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığı sürece masum ve suçsuz olduğunun kabul edilmesinin evrensel hukukun ve Anayasamızın kabul ettiği temel hukuk ilkelerinden "masumiyet karinesi ilkesinin" bir gereği olduğu, hakkında verilen mahkumiyet kararında FETÖ üyesi olduğuna yönelik olarak esas alınan delillerin sadece şüphe ve tahmine dayalı olduğu, bu delillerin hiçbirisinin üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını gerektirir nitelikte kesin, somut ve şüpheden uzak nitelikte olmadığı, hakkındaki tanık A.Ü.'nün beyanlarında FETÖ üyesi olmadığınının ve özellikle örgütten kaçtığınının belirtmesine ve lehine olmasına karşın aleyhine delil olarak değerlendirildiği, tanık beyanlarından, FETÖ'nün gizli yaptığı hiçbir toplantı veya dini içerikli sohbetine katılmadığının, FETÖ ile arasına mesafe koyduğunun, çağrıldığı zaman dini içerikli sohbetlerine gitmediğinin, FETÖ'ye bağlılığının zayıf olduğunun ve iradesini FETÖ'nün emrine terk etmesinin söz konusu dahi olmadığının, FETÖ ile herhangi bir organik bağının bulunmadığının ve bu anlamda; canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik durumunu tespit eden bir organik bağın bulunmadığının ortaya çıktığı, bu tanık beyanına dayanılarak ve sadece şüphe ve önyargı ile cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğu, özellikle FETÖ'nün henüz terör örgütü olarak kabul edilmediği bir dönemde tüm ilişkisini kesmesi sebebiyle terör örgütü üyesi olarak cezalandırılmasının ve bu karara dayanılarak kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği, mahkumiyet kararında delil olarak dayanılan Kakaotalk isimli program kalıntılarının cep telefonunda bulunmasının, bu programın FETÖ tarafından yüklendiğini ve örgütsel faaliyette kullandığını göstermeyeceği, bu telefon programlarınının App Store veya Google Play Store adlı uygulamalardan indirdiğinin anlaşılması halinde masumiyetinin iyice ortaya çıkacağı, diğer yandan yerel mahkemece kakaotalk isimli programın cep telefonuna ne şekilde yüklendiği hususunda araştırma yapılması için Bitlis İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı halde son duruşmada bu ara kararından vazgeçilerek mahkumiyetine karar verdiği, oysaki bu müzekkere cevabının beklenilmesi ve mahkumiyete esas alınan bir delilin doğruluğunun araştırılmasının gerekli olduğu, sadece tahmin ve şüpheye dayalı olarak bu programın FETÖ üyeleri tarafından cep telefonuna yüklendiğini kabul etmenin hukuki bir değerlendirmeden çok uzak olduğu, bu şüphe içeren delillere dayanılarak verilen ve henüz kesinleşmeyen mahkumiyet kararının esas alınarak kamu görevinden çıkarılmasına karar verilmesinin hukuktan uzak bir değerlendirme olduğu, yazılı basın ve sosyal medyaya yansıyan TSK'nın mensuplarına uyguladığı FETÖ-Metre kriterlerinden hiç birisinin şahsına uymadığı ve FETÖ ile herhangi bir irtibat veya iltisakının bulunmadığının ortaya çıktığı, Bölge İdare Mahkemesince verilen kararda "Suç ve cezaların şahsiliği" ilkesininin dikkate alınmadığı, kamu görevini yaparken "Devlete sadakat yükümlülüğü"ne aykırı davrandığına ilişkin en küçük bir delil bulunmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, kişiler hakkında verilecek cezaların "öngörülebilirlik" ve "kanunilik" ilkerlerine uygun olması gerektiği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, TSK mensubu FETÖ/PDY üyeleri hakkında yapılan adli soruşturmalarda, bu kişilerin mahrem imamlarla kontörlü veya ankesörlü telefonlarla iletişim kurduklarının ortaya çıktığı halde kendisi yönünden böyle bir kaydın ortaya çıkmamasının masum olduğunu ve örgütle bir ilişkisinin bulunmadığını göstertiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarelerin Savunmalarının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.