T.C.
DANIŞTAY
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/11603
Karar No : 2023/20347
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Hukuk Müş. ...
İstemin Özeti : 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Bölge idare mahkemesi tarafından gerekçesiz olarak karar verildiği, hakkındaki delil ve tespitlerin irtibat ve iltisak kavramları yönünden değerlendirilmediği, hakkındaki tespitler kendisine bildirilmeksizin ve savunması alınmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, irtibat ve iltisak kavramlarına dayanılarak kamu görevinden çıkarılmasının suç ve cezaların kanuniliği ve geriye yürümezliği ilkelerine aykırı olduğu, hakkındaki tespitlerin bu düzenlemeler yürürlüğe girmeden önceki tarihlere ilişkin olmasının muhtemel olduğu, mahkeme tarafından kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmediği, hakkındaki tespitlerin irtibat ve iltisak olgusuna dayanak kabul edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmediği, bu kavramların kendisinin somut durumuna uymadığı, hakkındaki örgüt kodlamasının kim tarafından, nerede ve nasıl düzenlendiği belli olmadığı için delil niteliğinin bulunmadığı, hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, Kimse Yok Mu Derneğine yaptığı bağışın irtibat ve iltisak olarak değerlendirilemeyeceği, suçlamanın yöneltildiği tarih itibariyle bu derneğin örgütün kontrolünde olduğu konusunda mahkeme kararının bulunmadığı, Cihan Medya A.Ş.' ye yapılan ödemenin delil teşkil etmeyeceği, hükme esas alınan tanık beyanlarının 2008 yılından öncesine ait olduğu, bunların hükme esas alınmasının içtihatlara aykırı olduğu, tanıkların talimatla dinlendiği ve kendisine soru sorma hakkının tanınmadığı, tek tanık beyanının hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğu, hukuk devletinde hangi eylemlerin irtibat ve iltisak için yeterli olduğunun belirli olması gerektiği, keyfi uygulamaların hukuka aykırı olduğu, hiçbir terör örgütü ile ilgisinin olmadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
UYAP kayıtları üzerinden yapılan sorgulama sonucunda; davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği gerekçesiyle hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararının Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla beraat yönünde bozulduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı hakkındaki tespitlerin silahlı terör örgütüne üye olma suçunun unsurlarını oluşturmadığı ve davacının üzerine atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle anılan karar bozulmuş ise de, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasındaki tespitlerin irtibat ve iltisak yönünden yapılan değerlendirmede dikkate alınabileceği açıktır.
Bu kapsamda davacı hakkındaki ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...Sanık mahkememizdeki savunmasında; "ben terör örgütü üyesi değilim, ben 2010 Haziran-Temmuz ayına kadar cemaatin sohbet toplantılarına katılmıştım, daha sonra psikolojik sorunlarım nedeni ile bu toplantılara gitmedim, çocuğum teog sınavına hazırlandığı için kendisini Körfez dershanesine göndermiştim, S.Ç.'de benim gibi polisti, kendisi ile bu nedenle tanışıyordum, görüşme kayıtlarım olmuş olabilir, daha sonra hanımlarımız da tanıştı ailecek görüşmeye başladık, C.D.' da benim ailecek görüştüğüm biriydi, bizim katıldığımız cemaat toplantılarında C.D. hocaydı, kendisini bu nedene tanıyorum... toplantılarda cep telefonlarını dışarıda bırakmamız isteniyordu bu nedenle dışarıda bırakırdık, telefonum dolduğunda bazen hafızasını rahatlatmak için formatladığım olmuştur, her hangi bir veriyi silmek gayesi ile yapmıyordum, ben hiç himmet vermedim, S.Ç.'nin himmet topladığını duymuştum... 2010 dan sonra toplantılara gitmedim sadece bir kaç defa çağırdılar kafanı dağıtırsın dediler, sadece bir kaç sefer gittim, dedi." şeklinde savunmada bulunmuştur. Tanık C.D.'nin mahkememizdeki beyanında; "ben sanığı daha önceden katılmış olduğum cemaat sohbetlerinden tanırım, 2008 yılında kendisi ile tanıştım, 2009 yılına kadar cemaatsel olarak görüştük, 2009 yılından sonra ben kendisi ile bir daha cemaatsel bağlamda görüşmedim, bayram ve özel günlerde sadece kendisi ile mesajlaşırdım, o dönemde Manisa emniyet trafik şubede cemaat son derece etkili ve organizeydi, sanık ise bu şubede olmasına rağmen ayda örneğin 4 toplantı var ise ikisine gelmeye zor ikna olurdu, bu kendisini kötülemek anlamında olmasın ama cemaatin aradığı insan tipinden değildi, özellikle ağzı laf yapabilen karşıyı ikna edebilecek ve sohbet yeteneği fazla gelişmediği için aktif olarak rol almıyordu, sohbetlere de insanları kıramadığı için geldiğini düşünüyorum, ben daha önce emniyet yapılanmasında sohbet hocası olarak görev almıştım, kuranı kerim ve hadis öğretiyordum, ancak ben sanığı hangi tarihe kadar toplantılara katıldığını net olarak hatırlamıyorum, ben toplantıya katılanların isimlerini verirken sanığın ismini de saymıştım... ben sanığı 2010 yılından sonra gördüğümü hatırlamıyorum..." tespitleri dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/12/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy