T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/16339
Karar No : 2025/3465
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ...tarih ve... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı görev aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının tanınması yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin...... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, 15 Temmuz 2016 tarihinde yıllık izinde olmasına rağmen yerine vekil olarak bıraktığı tümgeneral, emrindeki tümen komutanları ve karargahıyla iletişime geçerek darbe girişimine karşı durduğu ve darbe girişimini akamete uğratacak emirler verdiği, kışla dışına çıktığını öğrendiği birliklerin bu hukuk dışı faaliyetlerine son verilip derhal kışlalarına döndürülmesine ilişkin ilk darbe karşıtı emrini 23. Tümen Komutanına 15 Temmuz 2016 tarihinde saat 23:03'te verdiği, sözde sıkıyönetim emrine ve ekindeki sözde atama listesine kesinlikle uyulmayacağını ve kışladan çıkmış olan birliklerin derhal kışlalarına geri döndürülmesini, dönmeyenler hakkında yasal işlem yapılacağı emrini verdiği ve bu sifahi emrini yazılı olarak da yayımlattığı, bu yazılı emrin ise TSK'da menfur darbe girişimi gecesi yayımlanan ilk darbe karşıtı emir olduğu, darbe girişimini başarısız kılmak için çaba gösterdiği, ulusal televizyon kanallarına bağlanarak darbe karşıtı açıklamalarda bulunduğu, FETÖ/PDY mensuplarının ismini, makamını ve itibarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak için sözde atama/görevlendirme listesinde kendisini İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ve 1. Ordu Komutanı olarak gösterip yayımladıkları ve bu görevin icrası için Kahramanmaraş'tan bir kurmay albayı İstanbul'a getirip Korgeneral... rolünü oynattıkları, hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği, savunması alınmadan ve kurum kanaatine dayalı olarak kamu görevinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu, sözde atama listesinde ismi yer alan ve kendisiyle aynı durumda olan bir çok general hakkında hiçbir işlem yapılmadığı, sözde sıkıyönetim direktifi ve eklerinin bilgisi ve rızası dışında yapıldığı ve kendisine yapılan bir komplo olduğu, FETÖ/PDY'nin ilk kumpası olarak kabul edilen 2005 Şemdinli iddianamesinin mağduru olduğu ve anılan soruşturma neticesinde hakkında takipsizlik kararı verildiği, hakkındaki bilgiyi sunan Emniyet Genel Müdürlüğünün sildiği ve yok hükmünde olan bir notun Dava Dairesinin kararının gerekçesinde yer almasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/03/2025 tarihinde, oyçokluğuyla, kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY :
668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı görev aylıklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesi ve özlük haklarının tanınması yolunda verilen.... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Dava konusu Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kararında;
Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında; Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme suçları kapsamında yapılan yargılama neticesinde beraat kararı verildiği,
Anılan kovuşturma dosyasında yapılan incelemede özetle;
Davacı ...'ün FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü sırasında "Korgeneral" rütbesiyle 3. Kolordu Komutanı olarak görev yaptığı,
Kendilerine "Yurta Sulh Konseyi" adını veren darbeci askeri kanat tarafından yurt genelindeki birliklere gönderilen sözde "sıkıyönetim direktifi" ekindeki sözde atama kararlarına göre davacının mevcut görevinden 1. Ordu Komutanlığına ve darbenin başarılı olması halinde kurulacak ''sıkıyönetim'' düzeninde il genelinde en yetkili merci olan İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığına atanmasına karar verildiği,
Darbe girişimi öncesindeki tarihlerde Ankara ve İstanbul illerinde gerçekleştirilen, faaliyetin İstanbul iliyle ilgili planlama toplantılarında davacının Sıkıyönetim Komutanı olacağının Yurtta Sulh Konseyinin İstanbul ayağını oluşturan ve faaliyetleri ayrıntılı olarak planlayan en başta gelen şahıslardan sanık M.D. tarafından defaten vurgulandığı yönünde beyanın bulunduğu,
Davacının komutanı olduğu birlikte Milli Kh. Kor. K.lığı Kur. Bşk. Dent. Hyt.'nde görev yapan albay M.P'nin kolluğa müracaat ederek 30.08.2016 tarihinde alınan ifadesinde; 2016 yılı başında 3.Kolordu Komutanlığı adına cezaevinde bulunan personeli ziyaret maksadı ile isim istendiğini, daha önce kendisinin cezaevi müdürlüğü yapmasından dolayı Albay M.Ş tarafından görevlendirildiğini, 24.02.2016 tarihinde Hadımköy Askeri Cezaevi'ne giderek Jandarme Üst Teğmen H.Ö. ve astsubay M.Ö'yi ziyaret etmesinin söylendiğini, bunun üzerine ziyarete gittiğini cezaevi personeline personellerin suçlarını sorduğunda, kendisinin ziyaret etmeye geldiği 2 şahsın Suriye'ye giden MİT tırlarını durduran askeri personellerden olduklarını söylediklerini, emrin yerine gelmesi için göstermelik olarak çok kısa olmak üzere her iki şahsı ziyaret ettiğini, birliğine döndüğünde şahısların fetö/pdy terör örgütü kapsamında işlenen suçtan dolayı cezaevinde bulunduklarını, şahısları ziyaret etmek zorunda kalmasının kendisini rahatsız ettiğini ve terör örgütüne gizli destek verildiği kanaati uyandırdığı konulu 24.02.2016 tarihli sonuç raporunu düzenleyerek Kolordu Komutanı ...'e sunulmak üzere verdiğini, sonuç raporunun işleme alınmaması üzerine bir süre sonra 01.03.2016 tarihli aynı konulu dilekçeyi Kolordu'ya teslim ettiğini ve sisteme kayıt ettirdiğini, konuyu 3.Kolordu Milli Karargah Kurmay Başkanı Albay F.İ'ye sorduğunda dilekçesinden dolayı Kolordu Komutanı ...'ün çok rahatsız olduğunu ve olayın mesleki dayanışma olarak değerlendirilmesi gerektiğini söylediğini kendisine ilettiğini, kendisinin de hainlerle mesleki dayanışma içinde bulunamayacağını belirttiğini, kendisi gibi pek çok subayın hiç tanımadığı halde tutuklu personelleri emir gereği ziyaret etmek zorunda kaldığını, daha önceden iki yıl cezaevi müdürlüğü yaptığından işleyişi bildiğini, 3.Kolordu Komutanlığı'na bağlı Hadımköy Cezaevi'ne yaptığı kısa ziyarette tutuklulara çok özel haklar tanındığını, ceza evinde sadece MİT tırlarının durdurulmasıyla ilgili fetö/pdy terör örgütü ile bağlantıları nedeniyle tutuklanan askeri personellerin kaldığını tespit ettiğini" beyan ettiği,
Davacının darbe girişiminde aktif rol oynayan ve darbe sonrası dönemde kurulacak sözde sıkıyönetim düzeninde 3. Kolordu Komutanı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı görevlerine atanan Genel Kurmay Harekat Başkanı Korgeneral S.B.K.ile 16.07.2016 saat 06:42, 06:50 ve 07:05 te, ayrıca Genel Kurmay Personel Başkanılığı görevine devamına karar verilen Korgeneral İ.T. ile 16.07.2016 saat 04:47'de görüştüğünün HTS kayıtlarından tespit edildiği, görüşme yapılan saat itibariyle olayların akışı nazara alındığında darbe yanlısı ve karşıtı şahısların belirginleştiği söz konusu zaman aralığında darbe yanlısı şahıslarla görüştüğünün tespit edildiği,
Belirtilen hususların, davacının darbe sonrası kurulacak sıkıyönetim düzeninde düzenin devam etmesini temin açısından önemli bir görev olan sıkıyönetim komutanlığına atanması olgusuyla birlikte değerlendirildiğinde davacının darbeci askeri kanada müzahir olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu,
UYAP'tan temin edilen bilgilerde; ... Cumhuriyet Başsavcılığının..., ... ..., ... sayılı soruşturma dosyalarında davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mükerrer soruşturma ve kovuşturma bulunduğu gerekçeleriyle ihbar, şikayet ve tespitlerle ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verildiği ve kovuşturma dosyasına ilgili soruşturma belgelerinin gönderildiği,
Kurumu tarafından gönderilen personel bilgi dosyasında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının üzerine atılı Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme suçlarını işlemediğinin sabit olması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-b maddesi uyarınca beraat karar verildiği ve bu kararın Bölge Adliye Mahkemesi ile Yargıtay incelemesinden geçmek suretiyle 18/06/2020 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
... Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararında özetle; ''...Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda iddia, sanık savunmaları, tanık anlatımları, darbe girişiminin İstanbul ayağındaki faaliyetlerini azmettirenlerin yargılandığı ana (çatı) dava dosyası niteliğindeki mahkememizin ... esas sayılı dava dosyasında yargılanan sanıklara ait savunma ve beyanlar, sair beyan delilleri, yukarıda yer verilen yazılı delil niteliğindeki bilgi ve belgeler ile tüm kanıtların değerlendirilmesi neticesinde mahkememizde oluşan vicdani kanaat ışığında;
Yüksek Yargıtay ...'ncı Ceza Dairesi'nin, darbe girişimi kapsamında Erzurum ilinde meydana gelen olaylara ilişkin davanın temyiz kanun yolu incelemesi neticesi vermiş olduğu ... tarih ve ... esas, ... karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere, küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla kurulmuş ve/veya geliştirilmiş uluslararası çap ve nitelikte taşeron bir örgüt olan işbirlikçi Fetullahçı Paralel Devlet Yapılanması Terör Örgütünce uluslararası güç odaklarının desteği ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal düzenine karşı hukuk dışı yöntemlerle gerçekleştirilen ve esasen ülke genelinde hukuki anlamda tek bir fiil olarak zuhur eden (terör örgütüne mensup asker ve sivil şahısların tüm ülkede senkronize bir şekilde ve eşzamanlı olarak elverişli vasıtalarla harekete geçmeleri nedeniyle) 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişiminin İstanbul ilindeki askeri birliklerce gerçekleştirilen faaliyetlerinin,
İstanbul Ayazağa'da yer alan Orgeneral Mazlum İşkora Kışlası'nda konuşlu 3'üncü Kolordu Komutanlığı bağlısı ast muharip birlikleri niteliği ve konumundaki Büyükkartaltepe Kışlasında konuşlu 52'inci Taktik Zırhlı Tümen Komutanlığı'na bağlı Maltepe 2'nci Zırhlı Tugay ve Topkule 66'ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'nın zırhlı personel ve araç-gereçleri ile Hasdal Kışlası'nda konuşlu 23'üncü Motorlu Piyade Tümen Komutanlığı'na bağlı 6'ncı, 23'üncü ve 47'nci Motorlu Piyade Alayları'nın motorlu piyade personel, araç ve unsurları kullanılarak gerçekleştirildiği, sanık ...'ün de olay tarihi itibariyle İstanbul ilindeki darbe girişimi faaliyetlerine karışan askeri personelin bağlı olduğu muharip birliklerin üst birliği konumundaki 3'üncü Kolordu Komutanı olduğu, ayrıca darbeci askeri kanat tarafından yayınlanan sözde sıkıyönetim bildirisi ekindeki sıkıyönetim komutanları listesinde İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ve atama/görevlendirme listesinde İstanbul 1'inci Ordu Komutanı olarak görevlendirildiği anlaşılmakla birlikte,
İddianamede sanık ile ilgili olarak, bilinen kriterlere göre FETÖ/PDY terör örgütüyle ilişkisi bulunduğuna dair herhangi bir tespite ulaşılamadığının belirtilmesi, nitekim sanık hakkında Fetullahçı Paralel Devlet Yapılanması terör örgütü yöneticiliği ve/veya üyeliği iddiasıyla açılmış herhangi bir ceza davası bulunmaması, mahkememizce yürütülen yargılama sırasında da sanığın söz konusu terör örgütü ile arasında organik bağının varlığına dair herhangi bir tespite varılmaması,
Aynı şekilde, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... ... evrakı üzerinden yürütülen ankesör soruşturması kapsamında, sanık hakkında terör örgütü FETÖ/PDY'nin sözde TSK yapılanmasında örgüt mensubu asker şahıslardan sorumlu sivil (mahrem) imamlarca kullanılan kamuya açık hatlarla irtibatlı olup olmadığına dair alınan 19/06/2018 tarihli bilirkişi raporunda yer alan "sanığın soruşturma birimince tespit edilen İstanbul ilindeki 485 ve İstanbul ili harici diğer illerde bulunan toplam 3284 sabit hatla iletişim kaydının bulunmadığı"na yönelik tespite istinaden mezkur soruşturma evrakı üzerinden takipsizlik kararı verilmiş olması,
Sanığın 15 Temmuz 2016 tarihinde girişilen darbe kalkışması ve cunta faaliyetlerinin Ankara, İstanbul veya yurdun herhangi bir noktasındaki planlama toplantılarına katılmaması, eylemin hazırlık ve icra faaliyetlerine herhangi bir dahli ve iştirakinin bulunmaması, buna dair herhangi bir tanık beyanı, sanık ifadesi, kamera görüntüsü ve sair kanıt bulunmaması,
Sanığın olay tarihinde kullanmakta olduğu ve 1'inci Ordu Komutanlığı adına kayıtlı (makam tahsisli) ... numaralı GSM hattı ile adına kayıtlı... numaralı GSM hatlarına ilişkin HTS ve baz istasyon verilerinin yargılama sürecindeki savunmaları, olay gecesi sahada yaşanan maddi vakıalar ve hükme esas alınan tüm tanık beyanlarıyla birebir örtüşmesi,
Bu bağlamda, general seviyesindeki izinlerin standart bir formla (general - amiral ayrılış - katılış formu) Genelkurmay Personel Başkanlığı dahil üst komutanlıklara izne ayrılmadan bir (1) hafta önce ayrılış tarihi dahil bildirilmesine dair uygulama gereğince, sanığın 13 Temmuz 2016 tarihi itibariyle yıllık izne ayrılacağına dair izin planlamasının olaydan yaklaşık 6 ay öncesinde 21/12/2015 tarihi itibariyle resmi olarak yapılmış ve 13/07/2016 - 30/07/2016 tarihleri arasındaki zaman dilimine tekabül eden yıllık izninin kendisinin amiri konumundaki dönemin 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Ü.D. tarafından darbe girişiminden önce 23/06/2016 tarihinde imzalanmış ve onaylanmış oluşu, ayrıca belirtilen uygulama gereği sanığın 13/07/2016 tarihi itibariyle yıllık izne ayrılacağından bahisle adli ve mali yetkiler dahil olmak üzere yerine 16/07/2016 tarihine değin 52'inci Taktik Zırhlı Tümen Komutanı Tümgeneral Y.T. ve bu tarihten sonra izin dönüşüne kadar 23'üncü Motorlu Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral K.B.'ın vekalet etmesi şeklinde vekalet yazısını izne çıkışından bir (1) gün öncesinde 12/07/2016 Salı günü itibariyle gereği için ast birliklere ve bilgi için üst birlik konumundaki 1'inci Ordu Komutanlığına ve Genelkurmay Başkanlığı'na gönderilmiş olması,
Bu yıllık izin planlaması doğrultusunda hain darbe girişiminden iki (2) gün önce 13/07/2016 tarihi itibariyle yıllık izne çıkan sanığın aynı tarih itibariyle İstanbul ilinden ayrılarak aynı gün Ankara iline ve burada iki gece Ankara Gazi Orduevi'nde konaklamayı müteakiben 15/07/2016 günü saat 19.30 civarında Antalya ili Manavgat ilçesine bağlı Side/Çolaklı'da yer alan Jandarma Genel Komutanlığı Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı askeri tatil kampına eşiyle birlikte kendisine ait ... plaka sayılı araç ile intikal ederek kendisine tahsisli K-3 motele giriş yaptığının ve kalkışmanın başladığı zaman diliminde burada bulunduğu hususlarının HTS kayıtları, Ankara Gazi Orduevi konaklama kayıtları, Ankara Gölbaşı Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanlığında yapılan ihtisas kursu mezuniyet törenine ait görüntü kayıtları, baz sinyal bilgileri, Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı nizamiye giriş - çıkış kamera kayıtları ve tanık beyanlarından anlaşılmış oluşu, nitekim fiili kullanımındaki mobil telefonların saat 21.43 - 23.05 arasındaki zaman diliminde kamp tatil yerinin bulunduğu ... - ... Resort Manavgat adresinden, bunun devamında yakın noktalardan ve müteakiben saat 02.42'den saat 11.46'ya değin ise yargılama kapsamındaki savunmalarını doğrular biçimde İstanbul'a dönüş istikametinde yer alan Antalya, Burdur, Isparta, Afyonkarahisar, Kütahya, Bilecik / Bozüyük, Bursa / İnegöl adreslerinden baz vermiş oluşu,
Sanığın olay günü saat 22.25 itibariyle bir yakını vasıtasıyla öğrendiği darbe girişimi akabinde saat 22.29'dan itibaren saat 23.33'e değin yoğun bir şekilde irtibat kurduğu 23'üncü Motorlu Piyade Tümen Komutanı tanık Tümgeneral K.B. ile gerçekleştirdiği bu telefon görüşmelerinde ve ilk olarak İstanbul'daki askeri birliklerin darbe girişimi maksadıyla kışla dışına çıktıkları bilgisine muttali olduğu saat 23.03'deki ilk görüşmede İstanbul'daki faaliyetlere iştirak ettiği anlaşılan 23'üncü Motorlu Piyade Tümeni bağlı birliklerinin her seviyedeki birlik komutanlarına ivedilikle ulaşılarak birliklerin faaliyete son verip derhal kışlalarına geri dönüşünün sağlanması konusunda sözlü emir verdiğinin bu yöndeki savunmayı doğrulayan tanık K.B.'ın soruşturma ve kovuşturma evresindeki yeminli beyanları ile HTS kayıtlarından anlaşılmış oluşu, benzer içerik ve mahiyetteki konuşmayı yerine vekalet eden ve İstanbul'daki darbe girişiminin bastırılmasında etkin ve önemli bir görev ifa eden tanık Tümgeneral Y.T. ile irtibat sağladığı saat 01.29 itibariyle gerçekleştirdiğinin anlaşılması, sanığın böylelikle darbe girişiminin tüm şiddetiyle başladığı ve sürdüğü saatlerde bu girişim karşıtı tutum ve tavır takındığının ve bu girişimin bastırılması yönünde yerine vekalet eden komutanlarla yoğun telefon irtibatı gerçekleştirdiğinin sübuta ermesi,
Böylelikle sanığın darbe karşıtı ilk emirlerini darbe girişiminin seyrine göre değil ve fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın televizyona çıktığı andan yaklaşık bir buçuk (1.5) saat ve Başbakan Binali Yıldırım'ın televizyondaki konuşmasından yaklaşık 20 dakika önce verdiğinin dosya kapsamındaki delillerle sabit oluşu,
Sanığın Genelkurmay Başkanlığı'ndan saat 22.30 civarında 3'üncü Kolordu Harekat Merkezine ulaşan ...li sözde sıkıyönetim direktifi konulu hukuka aykırı mesaj emri ile ekindeki sözde atama listesinde
n, 3'üncü Kolordu Karargahının işletilmesi ve faaliyetlerinin takibinden sorumlu Milli Karargah Kurmay Başkanı Kurmay Albay F.İ.'ın saat 23.59 itibariyle kendisini telefonla arayarak bilgi vermesiyle haberdar olmasını müteakip, hukuka aykırı sözde sıkıyönetim emrine riayet edilmeyeceğine ve birliklerin derhal kışlalarına dönüşünün sağlanmasına dair emrini sözlü olarak bildirdiğinin gerek adı geçen tanığın soruşturma ve kovuşturma evresindeki yeminli beyanları ve HTS kayıtları, gerekse bu hususun Kolordu faaliyetlerinin anlık olarak takip edildiği ceride kayıtlarına saat 00.15 itibariyle işlenmiş oluşu, sanığın aynı mahiyet ve içerikteki konuşma ve sözlü emri 3'üncü Kolordu NATO Karargahı Kurmay Başkanı tanık Tümgeneral T.S. ile saat 00.17 itibariyle gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde de bildirdiğinin tüm delillerle sabit olması,
İstanbul Ayazağa'daki Orgeneral Mazlum İşkora kışlasında konuşlu 3'üncü Kolordu Nöbetçi Heyeti, Kolordu Milli Karargah personeli, 3'üncü Kolordu NATO Karargahı (NRDC-T) personelince müşterek imza altına alınan 16/07/2016 tarihli tutanakta, sanık ... ile görüşülüp telefonla emirleri alındığında Genelkurmay ve Kara Kuvvetleri tarafından gönderilen sözde sıkıyönetim emrine kesinlikle riayet edilmemesi, birliklerin derhal kışlalara geri çekilmesi, aksi takdirde dönmeyen personel hakkında kanuni işlem yapılacağının ast / üst birliklere bir mesaj emriyle yazılı olarak bildirildiğinin belirtilmiş oluşu, ayrıca bahse konu hususlarda Kolordu Komutanı sanık...'ün emri ile birliklere mesaj gönderildiğinin saat 01.20 itibariyle ceride kayıtlarına işlenmiş oluşu, bu hususların dosya kapsamındaki delillerle sabit olması,
Sanığın, ... Makine Sanayi ve Ticaret AŞ adına kayıtlı ve şirket yetkilisi Ö.B.'ın fiilen kullandığı... telefon üzerinden saat 00.56 itibariyle gerçekleştirdiği görüşmeden on dakika sonra saat 01.05 itibariyle TGRT isimli ulusal televizyon kanalına canlı yayına bağlanmak suretiyle yaptığı "birliklerin kışlalarına dönmesine, dönmeyenler hakkında işlem yapılacağına, Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir - komutasının belli olduğuna, TSK'nın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiyerarşisine, TBMM ve Türk Halkının iradesine bağlı ve saygılı olduğuna, ayrıca 1'inci Ordu Komutanıyla iletişim halinde olduklarına" dair açıklamasının adı geçen TV kanalına ait canlı yayın ses ve görüntü kayıtları, açık kaynak tespit tutanakları, sanık savunması, HTS kayıtları ile sabit oluşu, sanığın söz konusu canlı yayın açıklamasının Başbakanlık resmi twitter hesabından saat 01.11 itibariyle bir retweet ile paylaşılmış oluşu, sanığın aynı mahiyet ve içerikteki konuşmayı ... Yayın Grubu A.Ş adına kayıtlı... telefondan saat 01.57 itibariyle kendisiyle irtibat sağlayan bu yayın grubuna bağlı ... isimli özel haber kanalında da saat 02.05 itibariyle canlı yayında gerçekleştirmiş oluşu, bu hususların da dosya kapsamındaki delilllerle sabit olması,
Sanığın 3'üncü Kolordu Karargahı'nda bulunan Milli Karargah ve NATO Karargahı Kurmay Başkanları tanıklar F.İ. ve T.S. ile gerçekleştirdiği görüşmelerde vermiş olduğu sözlü emirler ve TGRT televizyonundaki ilk darbe karşıtı beyanatı sonrası saat 01.20'de 3'üncü Kolordu Komutanlığı'nın tüm ast birlikleri ile Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve 1'inci Ordu Komutanlığı Harekat Merkezlerine gönderilen karşı mesaj emrinde sözde sıkıyönetim emrine ve direktifine uyulmayacağının, birliklerin derhal kışlalarına geri dönmesinin, hukuksuz eylemin derhal sona erdirilmesinin, aksi halde faaliyete katılan askeri personel hakkında cezai işlem yapılacağının belirtilmiş olması, söz konusu mesaj emrinin olay gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilatındaki askeri birliklerden darbe karşıtı ast ve üst birliklere gönderilen iki (2) mesaj emrinden biri ve ilki olma özelliğinde oluşu,
Buna karşılık, saat 01.20 itibariye 3'üncü Kolordu Harekat Merkezi'nden belirtilen yerlere gönderilen bu mesaj emri hilafına Kara Kuvvetleri Harekat Merkezi'nden (işgalci darbeciler tarafından ele geçirilen) saat 03.50 itibariyle çekilen "sıkıyönetim direktifine uyulması" konulu karşı mesaj içeriğinde 3'üncü ve 8'inci Kolordu Komutanlıkları tarafından saat 01.20 ve saat 03.00 sıralarında gönderilen darbe karşıtı niteliğindeki "birliklerin kışlaya dönmesi"ne dair emirlere kesinlikle uyulmaması, aksine Genelkurmay Başkanlığı Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi'nden saat 22.15 itibariyle çekilen sözde sıkıyönetim direktifine riayet edilmesi, direktife uymayanlar hakkında sıkıyönetim komutanlıklarınca yasal işlem başlatılmasına dair karşı korsan bildiri yayınlanarak darbe karşıtı tavır ve tutum takınan askeri personelin ve bu arada ismen zikredilmese de sanığın cezalandırılacağının belirtilmiş oluşu,
Sanığın kullanımındaki cep telefonunda "... ..." olarak kayıtlı, eski Enerji Bakanlarından T.Y.'ın kullanımındaki ... nolu telefona saat 00.11 itibariyle gönderdiği "Sayın Bakanım hiyerarşi dışı bir kalkışma var bazı ilave bilgiler edinmeye çalışıyorum" içeriğindeki mesajın telefon inceleme tutanağında yer alması, bunun kalkışma hareketinin bilgisi dışında olduğuna dair savunmayı aynen doğrulaması,
15/07/2016 günü akşam saat 21.14 - 24.00 saatleri arasındaki zaman diliminde C.D., A.V., D.K., E.A., Ö.C., T.A., E.G., H.K. isimli İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcılarını arayarak kendisini sözde İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ... olarak tanıtmak suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin topyekun olarak yönetime el koyduğu, sıkıyönetim ilan edildiği, sıkıyönetim emrine mutlak itaat edilmesi ve aksi davranışların sorumluluk doğuracağı minvalindeki tehdit içerikli konuşmanın, darbe girişiminin İstanbul Anadolu yakasındaki faaliyetlerinin koordine edildiği Maltepe 2'nci Zırhlı Tugay Karargahında kurulu... nolu sabit telefon hattından sanık ... tarafından gerçekleştirilmeyip, bunun aksine firari sanık U.Ş. tarafından gerçekleştirildiği hususunun o tarihte 2'nci Zırhlı Tugay K.lığı Muhabere, Elektronik ve Bilgi Sistemleri (MEBS) Bölük Komutanlığında görevli olup,...ncu Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2'nci Zırhlı Tugay davasında hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilen Astsubay Başçavuş M.A.'nın 03/08/2016, 09/12/2016 ve 28/12/2016 tarihli ifadeleri, ana dava dosyası sanığı M.Y.'ın ikrar içeren savunmaları, A.M.T. adlı eski il emniyet müdür yardımcısından elde edilen ses kaydı üzerinde yapılan ses mukayesesi neticesi İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Bilişim İhtisas Dairesince düzenlenen 23/01/2017 tarihli ses analiz raporu, HTS kayıtları, baz verileri ve hülasa tüm dosya kapsamındaki delillerle sübuta ermiş oluşu,
Sanığın fiili kullanımındaki telefon hatlarından olay gecesi yoğunlukla gerçekleştirdiği görüşmelerin tamamının darbe girişimine aktif olarak iştirak etmeyen, bu faaliyetin dışında kalan ve faaliyetin bastırılmasında etkin ve önemli rol oynayan sivil ve asker şahıslarla yapılmış olması,
Bu bağlamda, faaliyete karşı duran Tümgeneral K.B. ile aynı gece sekiz (8) kez telefon araması ile altı (6) kez telefon görüşmesi gerçekleştirmiş oluşu, yukarıda da ifade edildiği üzere darbe girişimini haber aldığı andan itibaren 1'inci Ordu Komutanı Ü.D. ile İstanbul İl Emniyet Müdürü M.Ç.'ın bulundukları noktaya ivedilikle intikal ederek faaliyetin başladığı saatlerden bastırıldığı zaman dilimine değin etkin ve hayati rol oynayan Tümgeneral Y.T. ile on altı (16) kez telefon araması ve beş (5) telefon görüşmesi gerçekleştirmiş olması, darbe karşıtı emirlerini ceride kayıtlarına işleten ve bunu ast birliklere ileten Milli Karargah Kurmay Başkanı F.İ. ile on (10) telefon görüşmesi gerçekleştirmiş olması, ülke genelindeki darbe girişiminin bastırılmasında önemli bir rol oynayan 1'inci Ordu Komutanı Orgeneral Ü.D. ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde konu ile hiçbir ilgisinin olmadığını, birliklerin kışlaya girmesi için birlik komutanları ile temas kuracağını ifade ettiğinin anlaşılması, Milli İstihbarat Başkanlığı yetkilileri (İ.H.M., A.D., S.Ü.), eski Kabine Üyesi T.Y. ve terörle mücadelede önemli bir rol ifa eden yerli - milli insansız hava uçakları üreticisi ... Makine A.Ş adlı milli firma yetkilisi Ö.B.'la olan temas ve irtibatlarının darbe girişimi karşısında tezahür etmesi,
15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı saatlerde var olan bilgi kirliliği, dezenformasyon süreci, sanığın yıllık izinde ve İstanbul dışında oluşu, bulunduğu lokasyon ve kitle iletişim/haberleşme araçlarına erişim imkan ve kabiliyeti açısından içerisinde bulunduğu şartlar itibariyle yaşanan gelişmelerden net bilgi alamaması hususu da dikkate alındığında, Genelkurmay Karargahı'nda meydana gelen olaylarla ilgili bilgi edinmek amacıyla gerçekleştirdiği ve ilk bakışta aleyhte şüphe yaratan tek görüşme niteliğindeki, sözde sıkıyönetim ve atama listelerinde 3'üncü Kolordu Komutanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak adı geçen, aynı zamanda Genelkurmay Karargahından halefi konumundaki Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral S.B.K. ile saat 06.42 itibariyle yaptığı görüşmenin "bu görüşme öncesinde adı geçenin atama listesindeki durumunu bilmediği, İstanbul'a dönüş istikametinde yolda araç ile seyir halinde iken Genelkurmay Karargahında meydana gelen ve içeriğini bilmediği gelişmelerle ilgili bilgi almak amacıyla aradığı"na dair savunmasının aksinin ortaya konulamaması,
Öte yandan, S.B.K.'nin ... Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatıyla alınan 21/07/2016 tarihli ifadesinde; 09/07/2016 - 25/07/2016 tarihleri arasında yıllık izinde olduğunu ve darbe girişiminin 15/07/2016 günü ailesi ile birlikte tatilini geçirdiği ... Özel Eğitim Merkez K.lığı tesislerinde iken yaşandığını, Ankara'da çatışmaların olduğunu öğrenince İstanbul'a gitmeye karar verdiklerini ve müteakiben ailece yola çıktıklarını ifade ettikten sonra ifadesinin sanıkla ilgili kısmında, "....sonra 3'üncü Kolordu Komutanı Korgeneral... cep telefonundan beni aradı. O da tatildeymiş, geri dönüş yolunda olduğunu söyledi, dışarıdaki birliklerin kışlasına dönmesini emrettiğini söyledi..." diyerek sanık ...'ün aralarında cereyan eden görüşmenin içeriği ile ilgili savunmasını aynen doğrulaması, ... Başsavcılığınca düzenlenen ve darbe girişimi kapsamında Genelkurmay Karargahında yaşananlara dair konu, olay ve şahısların yargılamasına esas çatı davası iddianamesinin 2271'nci sayfasında S.B.K. ile ilgili kısımda da bu görüşme içeriğine aynen yer verilmiş oluşu, sanık ...'ün S.B.K. ile ilgili görüşme içeriğine dair savunmasının hayatın olağan akışıyla, maddi gerçeklerle örtüşmesi ve izah edilen gerekçeler ışığında mahkememizce de samimi ve inandırıcı bulunması, diğer yandan iddianamede sanık aleyhine yorumlanmasının aksine sanığın aynı saikle Karargahtaki gelişmelerle ilgili bilgi almak amacıyla telefonla sabaha karşı saat 04.47'de aradığı (cevapsız kalması nedeniyle görüşme olmamış) devre arkadaşı Korgeneral İ.T. (Genelkurmay Personel Başkanı) ile herhangi bir görüşmesinin bulunmadığının sabit oluşu,
Aynı şekilde ilk bakışta şüphe arz eden telefon kayıtlarından biri olan ve olay tarihi itibariyle Belçika Mons'ta yer alan Milli Askeri Temsil Heyeti (NMR) Başkanı Tümgeneral E.B. tarafından ... numaralı telefondan gerçekleştirilen arama kaydının ise E.B. isimli asker şahsın darbe girişimi karşısındaki konumu, tutum ve davranışları karşısında şüphe arz etmek bir yana aksine sanığın lehine değerlendirilmesi gerektiği, zira ana dosya eki klasörlerden 89.klasörde yer alan gizli tanık ... isimli FETÖ/PDY mensubu şahsın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda vermiş olduğu ifadesinde, 2006 - 2009 yılları arasında Malatya'da görev yaptığı sırada Bingöl 49'uncu Komando Tugay Komutanlığı Kurmay Başkanı olması hasebiyle tanıdığı E.B. ile ilgili FETÖ/PDY'nin TSK mahrem yapılanması içerisinde yer alan İ.Ş. isimli şahsın düşmanca söz ve ithamlarda bulunduğunu, bu şahsın E.B.'ı kast ederek FETÖ/PDY yapılanması içerisinde olmadığı, aksine bir dünya görüşüne sahip olup, başının ezilmesi gerektiği tarzında sözler söylediğini ifade ettiği,
Ayrıca ana dosya eki klasörlerden 26.klasörde yer alan mesaj emri niteliğindeki bir belgenin de bu bakımdan önem arz ettiği ve değinilmesi gerektiği, zira bu belgenin "gönderen" kısmında NMR/MONS, "alıcı" kısmında ise çok sayıda askeri birlik yazılı, hizmete özel gizlilik derecesini ve çok ivedi öncelik derecesini haiz, saat 02.00 itibariyle çekildiği anlaşılan, disiplin konulu bir mesaj formu niteliğinde olduğu, Tümgeneral E.B.'ın başkanı olduğu Milli Askeri Temsil Heyeti tarafından gönderildiği ve adı geçen general tarafından müsaade edildiği/çekildiği anlaşılan mesaj formunda özetle 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen yasa dışı darbe girişimine hiçbir personelin destek vermeyeceği ve iştirak etmeyeceğinin, TSK emir - komuta zinciri dışına çıkılarak gerçekleştirilen kanunsuz darbe girişimine destek verenler hakkında derhal adli, idari ve hukuki sürecin başlatılacağının, ayrıca TSK'nın milletinin emrinde bir kanun ordusu olup, demokratik - laik ve sosyal hukuk devletinin bu girişimle yara almasına kesinlikle müsaade edilmeyeceğinin bildirildiği, nitekim Tümgeneral E.B. hakkında 15 Temmuz darbe girişimiyle alakalı herhangi bir soruşturma ve kovuşturma yürütülmediğinin anlaşıldığı, bu itibarla sanık ... ile aralarında olay gecesi herhangi bir telefon görüşmesi cereyan etmemiş olmakla birlikte mevcut olan tek bir aranma kaydının dahi sanığın aleyhine olarak yorumlanmasının olanaklı olmayıp aksine lehine olarak değerlendirilmesinin gerekmesi,
Sözde sıkıyönetim ve atama listesindeki görevlendirmeler ışığında saat 01.39 itibariyle telefonundan kendisini arayarak 1'inci Ordu Karargahına gelip gelmeyeceğini soran ana dava dosyası sanığı 1'inci Ordu Komutanlığı Harekat Kurmay Yarbaşkanı Tuğgeneral E.G.'i tersleyerek mezkur emri tanımadığını bildirdiğinin adı geçen sanık savunmasıyla da doğrulanmış olması,
Sanıktan elde edilen dijital verilerde suç ve suç unsuruna rastlanılmamış oluşu, İstanbul'daki darbe girişimi faaliyetlerine katılan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu sözde asker şahıslarca faaliyet günü kurularak etkinleştirilen "Yurtta Sulh" adlı whatsapp grubunda herhangi bir yazışmasının ve paylaşımının bulunmaması ve gruba herhangi bir şekilde dahil olmaması,
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin istihbarat örgütlerinin, bu bağlamda Milli İstihbarat Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün hazırlayıp Genelkurmay Başkanlığına gönderdiği, 15 Temmuz sonrasında Genelkurmay Karargahı'nda ele geçirilen ve Genelkurmay Başkanlığı'nca teşkil edilen bilirkişi heyeti raporunda incelenen belgelerde/listelerde FETÖ/PDY dahil herhangi bir terör örgütüyle ilişkisi olduğuna dair herhangi bir tespit, değerlendirme veya iddianın mevcut olmaması,
İddianamede sanığın aleyhinde delil olarak değerlendirilen Hadımköy Askeri Ceza ve Tutukevinde yer alan MİT tırları davası tutuklusu bir kısım sanık askeri personelin ziyareti ile ilgili uygulamanın Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahı'ndan gelen direktif üzerine 1'inci Ordu Komutanlığı'nın tesis ettiği düzen ve emirlere uygun şekilde, isteğe bağlı ve gönülülük esasına dayalı olarak gerçekleştirildiği hususunun bizatihi dönemin 1'inci Ordu Komutanı katılan Orgeneral Ü.D., 1'inci Ordu Kurmay Başkanı tanık Tümgeneral A.S., Milli Karargah Kurmay Başkanı tanık Kurmay Albay F.İ. ve Denetleme Heyeti Başkanı tanık Albay M.Ş.'in bilgi alma ve tanıklıklarıyla sübuta ermesi ve cezaevindeki FETÖ/PDY tutuklusu asker şahısların ziyareti faaliyeti konusunda sanığın yetki, inisiyatif ve karar alma süreçlerinde bulunmadığının anlaşılması karşısında,
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, Yurtta Sulh Konseyi isimli cunta yapılanması ve darbeci askeri kanat tarafından hazırlanarak yurt genelindeki birliklere gönderilen sözde sıkıyönetim direktifi ile ekindeki sözde atama / görevlendirme listelerinden ve dolayısıyla darbe girişiminden bilgi sahibi olduğu ilk andan itibaren, İstanbul dışında senelik izinde olmasına rağmen darbe girişimine ve sözde sıkıyönetim direktifi ile eklerindeki atamalara / görevlendirmelere karşı çıktığı, darbe girişiminin başarısız kılınması için aktif olarak çaba sarf ettiği, senelik izinde olması ve izne çıkmadan önce görevini adli - mali yetkiler dahil vekaleten 52'nci Taktik Zırhlı Tümen Komutanına devretmesi hasebiyle resmi ve yasal emir - komuta hiyerarşisi ve zinciri dışında gözükmesine karşın 3'üncü Kolordu Komutanı sıfatıyla Kolordu'ya bağlı askeri birlik ve karargah komutanlarına vermiş olduğu darbe karşıtı sözlü emir ve talimatlarının resmi kayıtlara ve yazıya dökülmesini sağlayıp, darbe girişiminin tüm şiddetiyle seyir ettiği zaman diliminde ulusal televizyon kanallarına da çıkarak darbe karşıtı beyanatlarda bulunduğu,
Her ne kadar sözde sıkıyönetim bildirisi ekindeki atama / görevlendirme listelerinde, adının, İstanbul gibi Türkiye'nin en büyük metropolünde ve darbe girişiminin başarılı olması halinde kurulacak sıkıyönetim düzeninde il genelinde en yetkili mercii olan İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ve 1'inci Ordu Komutanı olarak yer alması hususu bir an için darbe girişimini gerçekleştiren cunta yapılanması ve darbeci askeri kanat ile fikir ve eylem birliği içerisinde olabileceği şeklinde düşünülüp bu şekilde yorumlanabilirse de, sanıkla ilgili soruşturma ve kovuşturma aşamasında var olan aleyhteki yegane şüphenin de bundan ibaret kaldığı, oysa ki Yargıtay ...'ncı Ceza Dairesi'nin ... tarih ve ...sayılı ve ... tarih ve ...sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere münhasıran bu atama / görevlendirmelerin suçun sübutu açısından tek başına hukuki bir delil olarak kabul edilemeyeceği, öte yandan yukarıda izah edildiği üzere bu atama listelerinde isimleri olanların hain darbe girişimi sırasında ve öncesindeki söz ve eylemlerinin esas alınması gerektiği,
Bu bağlamda, darbecilerin sözde sıkıyönetim komutanları ve görevlendirme listelerinde ismi olup da haklarında hiçbir yasal işlem, soruşturma ve kovuşturma yapılmayan emsal örneklerin mevcudiyetinin, sözde atama listelerinin tek başına suç kanıtı olamayacağının delili niteliğinde olduğu, nitekim ülke çapında darbecilerin sözde atama / görevlendirme listelerinde bir göreve atanan 228 general / amiralden ikisi orgeneral, beşi korgeneral olmak üzere 57 general / amirale herhangi bir yasal işlem başlatılmadığının, bunlardan 29 adedinin TSK'daki görevlerine devam ettiğinin, geriye kalan ve tutuklanan 171 general / amiralden 32'sinin ise bilahare tahliye edildiklerinin, bir kısmı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin ve nihayet bir kısmının ise beraat ettiğinin, sözde sıkıyönetim komutanları listesinde bulunan iki generale (sözde Tunceli Sıkıyönetim Komutanı Tuğgeneral L.E. ile sözde Kütahya Sıkıyönetim Komutanı Tuğgeneral C.B.) herhangi bir yasal işlem yapılmadığının ve hatta Tuğgeneral L.E.'ün bir üst rütbeye terfi ettirilerek Genelkurmay Harekat Başkanlığı'na atandığının, darbecilerin sözde atama listesinde isimleri geçen A.A., A.B., M.S., A.A. ve B.Ş. isimli şahısların ise yapılan yargılamalar sonucunda beraat ettiklerinin ve yine buna mukabil sözde atama listesinde KKK emrine alınmış gözüken Korgeneral M.İ.'in ise tutuklu olup ilk derece sıfatıyla yargılama yapan yerel mahkemece aleyhinde mahkumiyet kararı verildiğinin açık kaynaklardan da tespiti mümkün ve bilinen hususlar olduğu,
Bu itibarla, iddianamedeki ifadeyle "hiçbir hukuki, insani ve ahlaki kaygısı bulunmayan militanların hazırladığı" darbeci cunta yapılanmasının sözde atama ve görevlendirme listelerinin bu gözle değerlendirilip, kimin ne olduğuna, darbe girişimi esnasında ne yaptığına bakılması gerekliliğinin çok açık ve net olduğu,
Dava konusu somut olayda, olay tarihi itibariyle İstanbul 3'üncü Kolordu Komutanı olan sanık...'ün darbe girişimine karşı açıkça tutum ve tavır takınarak bu hukuk dışı girişimin bastırılması yönünde aktif tutum ve çaba sergilediği, olay gecesi Trakya ve İstanbul'daki darbe faaliyetlerini Maltepe 2'nci Zırhlı Tugay Karargahı'ndan koordine ettiği sırada gerek karargahta kurulu sabit telefon hattından ve gerekse baskı ve tehditle sindirdiği 2'nci Zırhlı Tugay personeli Muhabere Astsubay M.A. isimli şahsın cep telefonundan İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcılarını (yukarıda isimleri zikredilen) arayarak/aratarak kendisini İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ... olarak tanıtmak suretiyle sözde sıkıyönetim emrine mutlak itaat etmeleri, aksinin sorumluluk doğuracağı yönünde tehdit eden ana dava dosyası firari sanığı eski Kurmay Albay U.Ş.'in Sıkıyönetim Komutanı rolünü oynaması, sanık ...'ün izne ayrılacağı tarih ve bilgileri ihtiva eden general - amiral ayrılış - katılış formu nedeniyle izne ayrılacağı ve izinde olduğu tarihin cunta yapılanmasının karargahı ve beyni konumundaki Genelkurmay Personel, Plan ve Yönetim Daire Başkanlığı ile Genelkurmay Personel Başkanlığı'ndaki darbeciler tarafından bilinmesi hususları özellikle ve önemle nazara alındığında sanığın adını atama / görevlendirme listelerine yazan darbeci askeri kanadın, esasen bu sayede, faaliyete katılan askeri birliklerin, hukuk dışı faaliyetin "emir - komuta zinciri içerisinde gerçekleştirildiği" ve İstanbul'daki en üst rütbeli ikinci asker şahıs konumundaki sanığın da aktif olarak darbe girişiminin içerisinde olduğu düşüncesi ve motivasyonuyla hareket etmelerini sağlama ve bu yönde bir izlenim yaratma amacına matuf olarak hareket ettikleri ve bu sayede sanığın isim, rütbe ve konumunu hukuk dışı somut olayda aleyhinde kullandıkları, böylelikle sanığın darbe girişimiyle ve bu girişim kapsamında gerçekleştirilen eylem ve faaliyetlerle arasında herhangi bir illiyet bağı bulunmamasına rağmen darbe girişimini gerçekleştiren Fetullahçı Paralel Devlet Yapılanması adlı silahlı terör örgütü tarafından adının darbe girişimine karıştırıldığı, bu itibarla yapılan yargılama neticesinde sanığın darbe girişimi kapsamında iddianamede söz konusu edilen fiilleri işlemediğinin sübuta erdiği...'' tespitlerine yer verilmek suretiyle davacının üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu belirtilerek beraat kararı verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bir suçla itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılacağı düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir.
Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu boyutunun kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde ima ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilir. Güvencenin ikinci boyutu ise ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet dışında bir hüküm kurulduğunda devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suçla ilgili olarak kişinin masumiyetinden şüphe duyulmamasını, kamu makamlarının toplum nezdinde kişinin suçlu olduğu izlenimini uyandıracak işlem ve uygulamalardan kaçınmasını gerektirir.
Bu kapsamda, yukarıda aktarılan kesinleşmiş ceza mahkemesi kararının gerekçesinden de anlaşıldığı üzere, davacının 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünü öğrendiği ilk andan itibaren engellemek adına hareket ettiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile de hiçbir bağının bulunmadığının kesin olarak tespit edildiği görülmüştür.
Dava konusu işlem gerekçelerinden olan davacının sözde sıkıyönetim bildirisi ekindeki sıkıyönetim komutanları listesinde İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ve atama/görevlendirme listesinde İstanbul 1'inci Ordu Komutanı olarak görevlendirilmesine ilişkin tespitin değerlendirilmesinde de yarar bulunmaktadır.
Bu itibarla, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında ve dosya kapsamında bulunan belgelerin incelenmesinden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerince hazırlanıp darbe teşebbüsü sırasında yayımlanan sözde sıkıyönetim komutanları listesinde bulunan bir kısım generaller hakkında herhangi bir işlem yapılmadığı gibi mevzuata uygun olarak terfi işlemlerinin yapıldığı ve aktif olarak halen Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yaptıkları, bu listedeki sözde atamalar nedeniyle mevcut görevlerinden alınan bir kısım generalin ise sonraki süreçte terör örgütü üyeliğinden işlem gördüğü, ayrıca sözde sıkıyönetim bildirisi ekindeki sıkıyönetim komutanları ve atama/görevlendirme listesi incelendiğinde, yapılan sözde görevlendirmelerde darbe girişiminin emir - komuta zinciri içerisinde gerçekleştirildiği algısını oluşturmak ve olası karşı koyma eylemlerini de önlemek amacıyla genel olarak rütbe ve kıdem esasına göre atamaların yapıldığı, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde düzenlenen iddianamedeki ifadeyle "hiçbir hukuki, insani ve ahlaki kaygısı bulunmayan militanların hazırladığı" darbeci cunta yapılanmasının sözde atama ve görevlendirme listelerinin bu tespit gözardı edilmeden irdelenmesi, listeden hareketle bir değerlendirme yapılırken darbe girişimi esnasında kimin ne yaptığına bakılması gerektiği açıktır. Bu kapsamda, olay tarihi itibariyle İstanbul 3'üncü Kolordu Komutanı olan davacının yıllık izinde ve şehir dışında olmasına rağmen darbe teşebbüsünün ilk anlarından itibaren darbe girişimine karşı açıkça tutum ve tavır takınarak bu hukuk dışı girişimin bastırılması yönünde aktif çaba sergilediği tartışmasızdır. Öte yandan, olay gecesi Trakya ve İstanbul'daki darbe faaliyetlerini Maltepe 2'nci Zırhlı Tugay Karargahı'ndan koordine ettiği sırada gerek karargahta kurulu sabit telefon hattından ve gerekse baskı ve tehditle sindirdiği 2'nci Zırhlı Tugay personeli Muhabere Astsubay M.A. isimli şahsın cep telefonundan İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcılarını arayarak/aratarak kendisini İstanbul Sıkıyönetim Komutanı ... olarak tanıtmak suretiyle sözde sıkıyönetim emrine mutlak itaat etmeleri, aksinin sorumluluk doğuracağı yönünde tehdit eden eski Kurmay Albay U.Ş.'in, Sıkıyönetim Komutanı rolünü oynaması, davacının izne ayrılacağı tarih ve bilgileri ihtiva eden general - amiral ayrılış - katılış formu nedeniyle izne ayrılacağı ve izinde olduğu tarihin cunta yapılanmasının karargahı ve beyni konumundaki Genelkurmay Personel, Plan ve Yönetim Daire Başkanlığı ile Genelkurmay Personel Başkanlığındaki darbeciler tarafından bilinmesi hususları özellikle ve önemle nazara alındığında, davacının adını atama / görevlendirme listelerine yazan darbeci askeri kanadın, esasen bu sayede, darbe girişimine katılan askeri birliklerin, hukuk dışı faaliyetin emir - komuta zinciri içerisinde gerçekleştirildiği ve İstanbul'daki en üst rütbeli ikinci asker şahıs konumundaki davacının da aktif olarak darbe girişiminin içerisinde olduğu düşüncesi ve motivasyonuyla hareket etmelerini sağlama ve bu yönde bir izlenim yaratma amacına matuf olarak hareket ettikleri ve bu sayede davacının isim, rütbe ve konumunu hukuk dışı somut olayda aleyhinde kullandıkları anlaşıldığından, anılan bu sözde listede ismi bulunan davacının, sadece bu tespit nedeniyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.
Öte yandan, temyize konu Dava Dairesi kararının gerekçesinde ''...Genelkurmay Başkanlığınca 19/04/2023 tarihinde gönderilen bilgi ve belgelerde; "Menfur 15 Temmuz hain darbe girişimi öncesinde, FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik, mensubiyet, ve iltisaklı olmaları nedeniyle kamu görevinden çıkarılan şahıslar tarafından yapılan 2016 yılı Yüksek Askeri Şura hazırlık çalışmalarında, eski Korg. ...'ün birinci sıradan Orgenaral rütbesine terfiinin planlandığı" yönünde yanıt verildiği ve ekinde 2016 yılı Yüksek Askeri Şura hazırlık çalışmalarına ait üç adet çizelge sunulduğu, bahse konu çizelgeler incelendiğinde, davacı ile ilgili olarak "PDY'den kaydı olanlarla irtibatlı, PDY en üst düzey ile dolaylı irtibatlı, Yurt dışı çıkışı var" bilgilerinin bulunduğu, bu bilgilerin "12 Nisan 2016 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğünce silindiği" verisinin yer aldığı...'' tespitine de yer verilmiş ise de, davalı idare tarafından söz konusu verilere ilişkin somut herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı görülmektedir. Ayrıca söz konusu çizelgenin incelenmesinden, Milli İstihbarat Teşkilatının ve Emniyet Genel Müdürlüğünün değişik zamanlarda Genel Kurmay Başkanlığına bilgi güncellemesi yaptığı ve yeni bilgiler sunduğu gibi eksik ve hatalı bilgilendirmeleri de düzelttiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, davacıya ilişkin olarak Emniyet Genel Müdürlüğünce yapılan veri girişinin yine aynı kurum tarafından 12/04/2016 tarihinde silindiği de dikkate alındığında anılan hususun davacı aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan, Hadımköy Askeri Ceza ve Tutukevinde yer alan MİT tırları davası tutuklusu bir kısım sanık askeri personelin ziyareti ile ilgili uygulamanın Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahından gelen direktif üzerine 1'inci Ordu Komutanlığının tesis ettiği düzen ve emirlere uygun şekilde, isteğe bağlı ve gönülülük esasına dayalı olarak gerçekleştirildiği ve cezaevindeki FETÖ/PDY tutuklusu asker şahısların ziyaret edilmesi konusunda davacının yetki, inisiyatif ve karar alma süreçlerinde bulunmadığı anlaşıldığından anılan hususun davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Dava konusu işlemde belirtilen S.B.K ve İ.T ile HTS kayıtlarının bulunması yönünden davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında ve iş bu dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının S.B.K. ile ilgili görüşme içeriğine dair savunmasının hayatın olağan akışıyla ve maddi gerçeklerle örtüşmesi ve S.B.K.'nın ... Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatıyla alınan 21/07/2016 tarihli ifadesinde de görüşme içeriği ile ilgili olarak davacının savunmasını doğrulaması, ayrıca davacının karargahtaki gelişmelerle ilgili bilgi almak amacıyla telefonla sabaha karşı saat 04.47'de aradığını beyan ettiği (cevapsız kalması nedeniyle görüşme olmamış) devre arkadaşı İ.T. ile herhangi bir görüşmesinin bulunmaması ve davacının fiili kullanımındaki telefon hatlarından olay gecesi yoğunlukla gerçekleştirdiği görüşmelerin genelinin darbe girişimine aktif olarak iştirak etmeyen, bu faaliyetin dışında kalan ve faaliyetin bastırılmasında etkin ve önemli rol oynayan sivil ve asker şahıslarla yapılmış olması da dikkate alındığında, söz konusu HTS kayıtlarının davacı aleyhine örgütle irtibat veya iltisakına delil olarak alınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, yürütülen ceza yargılaması neticesinde üzerine atılı suçları işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle davacı hakkında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği, davacının, sözde sıkıyönetim direktifi ile ekindeki sözde atama/görevlendirme listelerinden ve dolayısıyla darbe girişiminden bilgi sahibi olduğu ilk andan itibaren, İstanbul dışında yıllık izinde olmasına rağmen darbe girişimine ve sözde sıkıyönetim direktifi ile eklerindeki atamalara/görevlendirmelere karşı çıktığı, darbe girişiminin başarısız kılınması için aktif olarak çaba sarf ettiği ve ulusal televizyon kanallarına da çıkarak darbe karşıtı beyanatlarda bulunduğu, Dava Dairesi kararında ve dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin de, yukarıda yapılan değerlendirmeler nedeniyle davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı ve davacının örgütle iltisak veya irtibatını gösterecek başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulüyle, dava konusu işlemin iptali ve işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların her bir ödemenin hak edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının tanınması yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.