T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/18704
Karar No : 2025/11035
İTİRAZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarihli ve... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararında; davacı hakkında yürütülen herhangi bir adli soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı, örgüte müzahir sivil mezuncu olan E.N.'nin ifadesinde; "BBSM (Büyük Bölge Sivil Mezuncu)'nin görevinin FETÖ ile bağlantısı olmayan kişileri Kariyer.net üzerinden Ankara'da bilinen sisteme kaydetmek olduğunu, şahsına bu görevin verildiğini, buradan kendisine verilen kişileri arayarak memuriyeti düşünüp düşünmediklerini sorduğunu, davacının da görüştüğü kişiler arasında yer aldığını, davacının polis okuluna hazırlanan ve yapı ile daha önceden irtibatı olmayan kişilerden olduğunu" beyan ettiği, davacının 13. Dönem POMEM Giriş Sınavına katıldığı dönemde bu şahısla telefon görüşmeleri yaptığı ve sınava FETÖ/PDY'nin takip, kontrol ve desteğinde girdiği gerekçesiyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı/irtibatlı olduğundan hareketle işlem tesis edilmiş ise de; davacının 13. Dönem POMEM Giriş Sınavının ön sağlık kontrolü aşamasında elendiği, daha önce de bir çok defa POMEM sınavlarına girdiği ve başarılı olmadığı dikkate alındığında örgüt tarafından sınavlarda desteklendiği iddiasının somut delillerle ortaya konulamadığı, bu hususun hukuken kabul edilebilir nitelikte başkaca bilgi ve belgeler ile desteklenmediği sürece tek başına davacının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koymayacağı, öte yandan, hukuka aykırı olduğu saptanılan dava konusu işlem nedeniyle, davacının yoksun kaldığı parasal hakların da Anayasanın 125. maddesi uyarınca davalı idare tarafından davacıya yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının, dava tarihi olan 01/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararıyla; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35/B maddesi uyarınca, bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesinin yeterli görüldüğü ve bu konuda idarelere takdir hakkı tanındığı, yürütülen emniyet hizmetinin mahiyeti ve üst düzey sadakat yükümlülüğü gereği emniyet personeline ilişkin tasarruflarda bu takdir hakkının daha geniş olduğunun kabulü gerektiği, bu kapsamda silahlı terör örgütüne üye olma suçu ile ilgili olarak davacı hakkında açılmış herhangi bir ceza davası bulunmadığı görülmekte ise de, gerek HTS kayıtlarından ve gerekse tanık ifadesinden davacının POMEM sınavlarına giriş sırasında bu yapının içinde yer alan kişi ile yapmış olduğu telefon görüşmelerinin davalı idarece; davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğu şeklindeki değerlendirmesinin makul ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşıldığından, davacının, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış ve dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından; darbe girişimi öncesi ya da sonrasında açılmış herhangi bir Bank Asya hesabının bulunmadığı, söz konusu Bank Asya hesabının emsal yüksek mahkeme kararında yer alan dava dışı 3. kişiye ait bir tespit olduğu, hakkında irtibat ve iltisak bulunduğuna ilişkin kanaate varılması için yeterli somut delil bulunmadığı, FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaka dair kriterlerin şahsında mevcut olmadığı, kamu görevinden çıkarılma nedenleri olarak yer verilen tanık beyanı ve telefon aramasının mesleğe girmeden önceki yıllara ilişkin olduğu, E.N. isimli şahsın örgütle bağlantısı olmayan sıradan vatandaşların numaralarını yine örgüt içerisindeki ... kod adlı kişinin liste halinde kendisine verdiğini beyan ettiği, E.N.’nin yargılandığı kovuşturma dosyasından daha az zararla çıkacağını bilmesi sebebiyle kendi isminin de aralarında bulunduğu isimler saydığı, şahsının örgütle bağı olmayan kişilerden olduğun beyan edilmesine rağmen idarece E.N.’nin örgütsel bir tavır içerisinde hareket etmediği yönünde kendi lehine durum yaratmaya çalıştığı şeklindeki değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğu, soyut tanık beyanı ve tek taraflı ardışık arama niteliği taşımayan arama kaydına istinaden sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığına kanaat getirilemeyeceği, F.D. isimli şahıs ile aralarındaki alakasız benzerliklerin terör örgütüyle bağlantı olarak değerlendirilemeyeceği, E.N. tarafından yapılan ilk aramanın sınav gününe denk geldiği ve sınav sürecini birlikte takip ettikleri iddiasının gerçeği yansıtmadığı, yapılan aramanın irtibat ve iltisak halinin tespitinde yüksek mahkeme kararlarındaki aranan nitelikleri karşılamadığı, 2014-2015 yıllarında yaş haddini doldurduğu için sınava giremediği, 2016 sınavında ise 30 yaş dönemlerinde askerlik görevini tamamlayanlar için ayrıca kontenjan sağlanması durumundan faydalanarak sınava girdiği, tanık beyanının başka delillerle desteklenmediği sürece örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Davalı idare bünyesinde polis memuru olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığı'nın ... tarihli ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın bulunmadığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Daire kararında; davacı hakkında yapılan araştırma neticesinde düzenlenen 08/02/2021 tarih ve 2021/02 sayılı araştırma raporunda; örgüte müzahir sivil mezuncu olan E.N.'nin ifadesinde; "BBSM (Büyük Bölge Sivil Mezuncu)'nin görevinin FETÖ ile bağlantısı olmayan kişileri Kariyer.net üzerinden Ankara'da bilinen sisteme kaydetmek olduğunu, şahsına bu görevin verildiğini, buradan kendisine verilen kişileri arayarak memuriyeti düşünüp düşünmediklerini sorduğunu, davacının da görüştüğü kişiler arasında yer aldığını, davacının polis okuluna hazırlanan ve yapı ile daha önceden irtibatı olmayan kişilerden olduğunu, o dönemde polis okuluna girmek için uğraştığını, bir kere yapı içerisindeki evlere yemeğe götürdüğünü, ancak 2013 döneminde polis olamadığı için irtibatının kesildiğini" beyan ettiği, HTS kayıtlarına göre davacının bu kişi ile 24/10/2013-24/11/2013 tarihleri arasında 4 kez toplam 364 saniye süren telefon görüşmesi yaptığı, ayrıca 24/10/2013 tarihinde davacının kardeşi M.B. adına kayıtlı olan hat üzerinden de (1) görüşme yapıldığının tespit edildiği, 24/10/2013 tarihinde yapılan 1. 2. ve 3. görüşmenin ilgilinin 13. Dönem POMEM Giriş sınavına Adana 1 nolu kurulda katıldığı tarihte gerçekleştiği, davacının sınava FETÖ/PDY'nin takip, kontrol ve desteğinde girdiği, bu dönemki sınavda ön sağlık kontrolü aşamasında (boy-kilo uyumsuzluğu) elendiği, ancak 2015 yılının sonunda yapılan 16. Dönem POMEM sınavlarında halen teşkilat içerisinde kalan kripto örgüt elemanlarının olabileceği dönemde mesleğe girmiş olduğu hususlarına yer verilmiştir.
Davacı bu tespitlere ilişkin olarak; E.N. isimli kişiyi tanımadığı, kişinin kendisini ilk kez sınav günü olan 24/10/2013 tarihinde aradığını ancak telefonunu evde bırakmış olması nedeniyle annesinin cevap verdiğini, sınav günü ilk kez kendisiyle iletişime geçmeye çalışan örgütün sınav cevaplarını vererek süreci takip ettiği yorumunun yapılamayacağını, kendisinin daha sonra arama sebebini öğrenmek amacıyla söz konusu kişiye geri dönüş yaptığını, kaldı ki 13.Dönem POMEM sınavında zorunlu ve ölçülebilir kriter olan ön sağlıkta boy-kilo oranı nedeniyle başarısız olduğunu, 2014-2015 yıllarında yaş haddini doldurduğu için sınava giriş yapamadığını, 2016 yılında ise askerliğini tamamlayanlar için yaş haddini doldurmuş olsa dahi kontenjan tanındığını, bu durumdan faydalanarak sınava girdiğini beyan etmiştir.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin Dairemizce incelenmesinden; E.N. isimli şahsın görev tanımına ilişkin beyanlarından anlaşıldığı üzere FETÖ ile bağlantısı olmayan davacı ile Kariyer.net üzerinden iletişime geçildiği, söz konusu beyanların ve HTS kayıtlarının 2013 yılına ilişkin olduğu ancak davacının 2016 yılında memuriyete giriş yaptığı, davacı hakkındaki yukarıda yer verilen beyanlar ile davacının beyanlarının birbiriyle örtüştüğü görüldüğünden, 2013 yılı sonrasında örgüt ile irtibat kurduğuna yönelik hiçbir tespit bulunmayan davacının beyanlarına itibar edilmesi gerektiği, söz konusu tespitlerin salt bu haliyle davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük ve mali haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/10/2025 tarihinde esasta oybirliğiyle, gerekçede oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) GEREKÇEDE KARŞI OY :
Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının... tarihli ve ...3 sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının, dava tarihi olan 01/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dosyaların incelenmesi" başlıklı 20. maddesinde; "Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. ..." hükmüne, "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde; "...3. Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir. 4. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. ..." hükmüne yer verilmiştir.
Temyize konu İdare Dava Dairesi kararında; davacının POMEM sınavlarına giriş bilgi ve belgelerinin getirtilip incelenmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı olarak davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat, iltisak ve mensubiyet düzeyinde ilişkisinin olduğunun ortaya konulduğu gerekçesiyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte, idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Bu itibarla, İdare Dava Dairesince, dava dosyasına sunulan iddialara yönelik araştırma yapılarak, bu isnatlara yönelik tüm bilgi ve belgeler istenilerek davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakı değerlendirilmesi gerekirken, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiğinden bahisle davanın reddine dair İdare Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulüyle, dava konusu işlemin iptaline ilişkin idare mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yönünde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.